Yayıncılık dünyasında sadece Fenerbahçe ve Galatasaray'ın izleyici toplayabildiğine dair düşünce var ama..

Millet Gençlerle Kayseri’yi seyretti

Türkiye Kupası Finali’nin tüm gün boyunca en çok seyredilen 7. yayın olması önemli. Bölünmeleri ve haber programlarını çıkarırsak en çok seyredilen 3. program oldu TRT’nin yayını. Az ama öz seyircili Gençlerbirliği ve daha önce bu kupada final görmemiş, böyle bir alışkanlığı olmayan Kayseri’nin oynadığı, hem de penaltılara kalan uzun süreli bu yayını, kimsenin geçemediği Yaprak Dökümü ve Acun’un rekorları alt üst eden yarışması geçti sadece.
Bu tablo bu ülkenin futbolunu düşünen ve bu oyun için endişelenenler için umut vericidir..
Çünkü bugün yayıncılık dünyasında sadece Fenerbahçe, Galatasaray ve Milli Takım’ın izleyici toplayabildiğine dair net bir düşünce var. Öyle ki, büyük kanallarımızdan biri UEFA yarı finalinin yayın haklarını satın alıp sonra maçları yayınlamadı.
Bu tablo ülkedeki futbol yayıncılığı potansiyelini ortaya koyuyor. Ulusal ve uluslararası yıldızları çok, ama çok az olan, kendi statlarını dolduramayan, lig maçları yayınlanmayan iki takımın maçının bu kadar çok kişi tarafından seyredilmiş olması ezber bozar. Kupa finali olsa da.
Çünkü bu ülkede 30 yıldır sistematik olarak önce üç, sonra dört, şimdiyse iki takım üzerine bir yoğunlaşma uygulanıyor. İnsanlar bu takımları tuttukları için onlara daha fazla önem veriliyor. O iki takımdan başka hiçbir şey gösterilmediği için insanlar bu iki takıma yöneliyor. Buna mecbur kalıyorlar.
TV yayıncılığı başladığından bu yana diğerlerini yok sayıyor, insanları Fenerbahçe ya da Galatasaray’la ilgilenmeye itiyoruz. Onların maçları üzerinden bir futbol dünyası kurmaya çalışıyoruz. Kupa maçının ertesi günü yine Galatasaray ve Fenerbahçe haberleri spor gazetelerimizde ilk sayfayı süslüyordu. Halkın en çok seyrettiği spor yayını, en çok seyrettiği 3. yayın spor gazetelerinin ilk sayfasında yer bulamadı. Baskıya girmek için maçın bitmesine gerek duymamış belli ki patronlar.
Çünkü bu daha ucuz bir tercih...
Çünkü bunu yapmak çok daha kolay.
Buna totalitarizm denir. Tekelleştirme bile değil.
Bu yüzden biz suçluyuz. Muhabirinden patronuna kadar. O şehirler de suçlu. Güçlü bir yerel medya kuramadıkları için. Ankara’nın 100 bin satan, İstanbul’da da okunan bir gazetesi neden yok? Ankara merkezli güçlü bir özel televizyon ya da. Bursa’da 30 bin satan gazete varken, Kayseri’de neden yok?
Medya suçlu... Yerel ya da ulusal...
Bu futbolu etkiliyor. Para ve ilgi havuzunu büyütmeyi Fenerbahçe ya da Galatasaray’ı daha da büyütmek, daha çok yıldız oyuncuya sahip olmalarını sağlamak, Avrupa’daki başarılarını kovalamak sanıyoruz. Adana’yı, İzmir’i, Kocaeli’yi, Antalya’yı, Ankara’yı yarışa çekmek gerektiği gün gibi ortadayken, biz onları dışarı itiyoruz. Bugün Süper Lig dediğimiz aslında bir İstanbul Ligi. TRT bu maçı yayınlamaya karar vermese, Lig TV yayın hakkını paylaşmasa yine kimsenin haberi olmayacaktı bu maçtan. Halbuki ülkenin futbol potansiyeli de gerçeği de çok farklı.
70 milyonluk genç ve en kolay çıkış yolu futbol olan bir ülke burası. Avrupa standartlarında fakir bir ülke. Futbol bu ülke için büyük bir potansiyel. Ancak biz sadece 50 oyuncu üzerinden sürüklemeye çalışıyoruz bu devasa potansiyeli.  16 yabancı oyuncu bir o kadar gurbetçi. 20 Türk oyuncu hepi topu baktığımız. Üzerine haber yaptığımız.
Halbuki Gençlerle Kayseri’nin maçı, neredeyse hiç duyuru olmaksızın, devlet televizyonunda yayınlanıyor. Hem de öyle ahım şahım da bir maç olmamasına ve bu kadar uzamasına rağmen seyrediliyor.
Dünyanın bütün liglerinin şifresiz olarak yayınlanmasına izin veren ve haksız rekabete imkân verenler umarım bu maçın reytinglerinden bir sonuç çıkarır.

Millet Gençlerle Kayseri’yi seyretti