G.Saray dün isteği/arzusu olduğunu, bunun rüya gibi maçlar çıkarmak için yeterli olduğunu gösterdi bize.

Antep’le oynanan kupa maçı yazısına ‘Galatasaray daha iyi’ başlığını atmıştım. Ne yalan söyleyeyim ertesi gün spor kamuoyundaki baskın fikir ve bakışa da oldukça şaşırdım.
Çünkü Galatasaray Bursaspor maçına önde baskılı bir oyun oynamaya çalışarak başlamıştı. Antep’te de durum farklı değildi. Evet Galatasaray’ın bir yetenek sorunu vardı. Evet bu baskı dakikalar geçtikçe azalıyordu. Ama ne olursa olsun. Fazla defansif olmakla eleştirdiğimiz Hagi’nin oyuncuları oyunu ileride oynamak istiyor, topa sahip olmak istiyordu: Rakibi bozuyor, ama kendi yetenek durumu ve rakibin soğukkanlılığı maçların kaderini belirliyordu.
Dün ilk yarıda bu oyun mantalitesinin zirvesini buldular. Rakibe değil pozisyon vermek, ceza sahasına kendi yarı alanlarına sokmadan 3 gol buldular. Galatasaray’da, Rijkaard’ın 1.5 sene boyunca yerleştirmeye çalıştığı oyun buydu. Sahayı enine olması gerektiği genişlik ve hızda kullanamayışlarından doğan sıkıntıyı bu kez daha fazla şut deneyerek aşmak istediler. Orta saha oyuncularının topa sahip olur olmaz şut ve pas deneyişleriyle de Eskişehir’in karşı baskısından kurtuldular.
Sezer’siz Es-Es orta sahasının topu tutma/baskıyı aşma yolunda inanılmaz derecede eksik kalışı onları daha da cüretkar kıldı. Kabul edelim ve utanarak söyleyelim ki, - belki Bülent Uygun değilse de - Es-Es’li oyuncuların bir büyükle oynama ciddiyetinden uzak oluşları da onları daha başarılı kıldı.

Tello’nun girişi fark yarattı
Bu tabloda Lucas Neill ve Kewell oyundan çıkana dek, Es-Es yavaş yavaş oyuna girmeye başlasa da üstünlük hep Galatasaray’ın elindeydi.
Sadece kendi adlarına değil, ligin en parlak oyun hakimiyetlerinden birini ortaya koydular. Ancak Tello’nun oyuna girişi ve Galatasaray’ın Avustralyalılarının oyundan çıkışı sonrası rüya kabusa dönmeye başladı.
Es-Es yaralı bir büyükle flaş bir maça çıkmanın ciddiyetiyle oynamaya başladı. Galatasaray için dikkat çekici olan Mustafa Sarp’ın geçen hafta isabetle altını çizdiği panik oldu. Ne yazık ki, bu paniğin temel kaynaklarından biri de oydu.
Bu paniği Baros’la atlattılar.
Galatasaray dün isteği/arzusu olduğunu, bunun rüya gibi maçlar çıkarmak için yeterli olduğunu gösterdi bize. Ve yetenek seviyesinin, teknik adam becerisinin de tüm arzusuna rağmen kabuslara yol açabileceğini...