Dün hak ettiğimiz kadarını aldık. Hak eden de vizeyi aldı. Taşıma suyla bu kadar oluyor çünkü

Kadromuzda Belçika’da yetişmiş 2 oyuncu var. Sinan ve Önder. 25 kişilik kadroda yurt dışında doğup temel eğitimini almış oyuncu sayısı 8. Öte yandan Türkiye’de yetişip dışarıda oynayan oyuncu sayısı 1. O da Stoke City’de!
Kendi malını işleyemiyorsun. Temel bir eğitim veremiyorsun. Senin çocuklarını başkası yetiştiriyor sen onlardan kapmaya çalışıyorsun.
Gerçek şudur: Temel eğitimin olmadığı yerde ekol de olmaz, standart da. Bizdeki durum bu. Pas oyunu mu oynuyoruz? Önde mi oynamayı seviyoruz, arka da mı? Belli değil. Tutarsaspor...
Böyle olunca ara sıra oluyor. Tutarsa oluyor. 60 yılda 2 defa Dünya Kupası’na gidiyorsun, onda da 3. oluyorsun. Sonra bir daha yoksun. Ama son 4 Avrupa Şampiyonası’nın 3’ünde orada olmuşsun. Çeyrek final ve yarı final de oynamışsın. Diyorum ya tutarsa!
Sporcuna iyi bir temel eğitim verip bir ekol oluşturamadığın için ligine gelen yabancıyı da kullanamıyorsun. Çünkü içine yerleştirebileceğin bir yapı yok. Kırk yılda bir Aurelio bir, Nouma, bir Hagi, bir Alex buluyorsun. O seni değiştiriyor.
Durum buyken memlekette beden dersi haftada 1 saate iniyor. Hem de seçmeli olarak. Dünkü mesele budur aslında.
Bu maçı yazmanın bir âlemi yok. Bitmiş bir umudun, yıkılmışlığın ardından iyi bile oynadılar. Dün hak ettiğimiz kadarını aldık. Hak eden de vizeyi aldı. Taşıma suyla bu kadar oluyor çünkü. Ekol olmadan bu kadar oluyor. Beden dersi 1 saat ve seçmeli olmuş bir ülkenin Dünya Kupası’na gitmeye hakkı yoktur.
Şimdi tabii ki bu konuşulmayacak. Konuşulacak konu belli: Terim gitsin mi?
Gitsin!
Almanya’da yetişmiş bir Türk teknik adam bulalım ve hemen peşine düşelim.