Mehmet Demirkol

Mehmet Demirkol

mdemirkol@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Tugay Kerimoğlu, Galatasaray’ın UEFA Kupası’nı kazanmasından 5 ay önce takımdan ayrılmıştı. O dönem kulübün en önemli simgelerinden biriyken, takım 4. şampiyonluğuna koşarken, Avrupa’da yıllar sonra ilk kez baharı hem de onun harika oynadığı Hertha maçıyla görmüşken, takımdan ayrılıp İskoçya’ya gitti.
Tugay 4. şampiyonluğu göremedi. UEFA ve Süper Kupa’yı kaldıramadı. O fotoğrafların dışında kaldı.
Peki kılpayı kaçırdıkları bu kadar ortadayken, o gün gitmekte hata yaptı diyebiliyor muyuz?
O, bugün Blackburn taraftarının sevgilisi, Ada futbolunun en saygın isimlerinden biri...
40 yaşına kadar sahalarda kaldı ve muhteşem bir törenle uğurlandı. Doğru karar hangisiydi? UEFA Kupası’nı kaldıran (Tekke’yi de ekleyelim) 20 kadar Türk futbolcusundan biri olmak, ya da Ada’da efsane olmuş tek Türk futbolcusu olmak. Tugay daha zor olanı tercih etti ve başardı.
Tugay sadece yurt dışında bu kadar uzun süre oynayabildiği için muhteşem bir kariyere sahip değil. Premier League’i kazanan 4 kulüpten birinin efsane oyuncularından biri olduğu için başka...
Ada’da kendine has bir futbol ve kişilik sergilediği için...
Sadece burada değil, orada da herkesten farklı, herkesten başka olduğu için önemli.
Hatırlarsınız 2007 yılının başında Alex Ferguson onun için ‘10 yaş genç olsa, onu transfer ederdim’ demişti. Gurur verici değil mi? Daha gurur verici olan o zamanki hocası Mark Hughes’un buna vermiş olduğu cevaptı: ‘Onun 10 yaş daha genç olmasını istemezdim. Çünkü o zaman Barcelona’da oynardı’.
O gün de yazmıştım. Tugay 10 yıl genç oldu. Ama o zaman bu topraklarda ‘Hep yana oynuyor’ eleştirilerine maruz kalıyordu. Huzursuzdu. Sıkılıyordu. Galatasaray’daki varlığı tartışılıyordu. Ve muhtemelen bu iklim onu hasta ettiği için UEFA yolunda çekip gitti. Türkiye’de bitmek üzere olduğu gün, Ada’da yeniden doğdu. Laf olsun diye değil, gerçekten yeniden başladı kariyerine. O günden sonra başlıbaşına uzun diyebileceğimiz bir kariyer yaptı.
Futbolu bıraktıktan sonra Türkiye’den teklifler aldı. Hem takım çalıştırması için, hem de TV’de yorumculuk yapması için. Tıpkı 2000’de olduğu gibi bunları da reddetti. Daha uzun ve daha zorlu, ama daha az kullanılan yolu tercih etti. 10 yıldır hep yaptığı gibi.
Hikayenin buraya kadar olan kısmı Türkiye’de az görülen bir tercihler bütünü olduğu için ayakta alkışlanacak kadar güzel.

Tugay’ın seçimleri
Dedik ya başka bir adam Tugay!
Peki ya bugün olan?
Adnan Polat’ın mali kurulda açıkladığı?
‘Tugay alt yapının başına geçiyor’.
Bugüne kadar doğru kararları ve o yolda doğru yürüyüşüyle herkesten farklısını başarıyla yapan bir adama ‘Yanlış yapıyorsun’ demek kolay değil. Baştan söyleyeyim.
Ama bana doğru geldiğini de söyleyemem.
Turkish Delight futbolu bırakalı daha 1 yıl olmadı. 25 Mayıs 2009’da WBAlbion maçında tribünlere veda edeli 9 ay oldu. Sonra Mark Hughes’la birlikte City’de çalıştı. Hughes’la birlikte ayrıldı. Blackburn’e döndü.
Şimdi daha futbolu bırakalı 1 yıl daha olmadan alt yapının başına geçme kararı bana hiç doğru gelmiyor. Tugay Kerimoğlu Galatasaray alt yapısına yerleştirilmek istenen Barça modelinin bir parçası değil lideri olarak görevlendiriliyor.
Bu uygun olabilir mi?
1-Futbolda yaş grupları düştükçe hocada aranan tecrübe, dolayısıyla yaş artar.
2-Hocalık futbolculuktan başka bir iştir.
3-Alt yapı hocalığı ise teknik direktörlükten daha başka bir iştir.
4- Barça alt yapısıyla standart İngiliz futbolu akla kara kadar farklıdır.
Yönetimin ne kadar iyi niyetli görünse de bir seçim yatırımı da olan bu teklifini yukarıda anlatmaya çalıştığım ve her türlü övgüyü hak eden Tugay Kerimoğlu portresinin kabul etmesini ben anlayamıyorum. Bu kadar çabuk bu tecrübeye ulaşmış olması mümkün değil.
Ve bu bazılarımız için beslediğim ümidi de eritiyor.
Tugay’ın anlatmaya çalıştığım tercihleri hep başka bir adamın, bu topraklarda az bulunan cinsten bir adamın hamleleriydi. Hayranlığım ve hayranlığımızın da sebebi bu!
Ama bugün İngiltere’de kendisini geliştirmektense, daha olmadan Türkiye’de hem de altyapının başına geçmesini anlamam mümkün değil.
Umarım yine doğru kararı veriyor ve ben anlamıyorumdur...

Haberin Devamı

Ekrem niye atılmadı?
Kural 12 şöyle diyor:
Oyuncu, kaleye doğru ilerleyen rakibin bariz gol atma şansını serbest vuruş veya penaltı vuruşu gerektiren bir ihlal ile önlerse ihraç edilir.
Buraya kadar her şey normal.
122. sayfadaki açıklamada ise şu unsurların göz önüne alınması isteniyor;
işlenen ihlal ile kale arasındaki mesafe, topun kontrolünü muhafaza etmek veya kazanmak ihtimali,
oyunun yönü savunma oyuncularının konumu ve sayısı.
Fırat Aydınus’un kartı gösterirken Güiza’ya şu açıklamayı yaptığını görmek zor değil: ‘Topa hakim değildin!’
Buradaki soru işareti ise şu: Tamam topun kontrolüne sahip değil. Ama kazanma ihtimali gerçekten o kadar düşük mü? Yani Aydınus burada biraz Güiza’nın form durumunu da mı gözetti acaba?

Haberin Devamı

2021 şansımız
Geçen hafta Almanya’nın ne anlama geldiğini yazmıştım. Belçika’nın da...
Ek yapalım. Almanya’nın, Şampiyonlar Ligi’ndeki 2 takımına ek olarak 3 takımı da Europa Lig’de devam ediyor. E! bu pek sürpriz değil tabii. Peki ya Belçika? Milli oyuncularının yarısından fazlası büyük liglerde olmasına rağmen Anderlecht ve Standart’la Europa Lig’de çeyrek final arifesindeler. Biz çoktan silindik. Bu yüzden küçümsemek, garanti görmek, uçmak olmaz. Umut ve inanç tabii ki olmalı.
Öte yandan bugün yarın bir sonraki hocamız imza atacak. Ama bizle değil. Yani yeni hocası biz olmayan yeni takımına imza atacak ilk ülke olmak üzereyiz. Acaba Oğuz Çetin de, Hiddink’in Fildişi’ndeki yeni yardımcısı olur mu?

Haberin Devamı

Hatırlatma
Galatasaray’ın son derece keyifli oyunu için Kasımpaşa’yı da kutlamalı. Tabii başta Jo ve Gio olmak üzere Galatasaray’ın hücum dörtlüsünü de. Gerçekten pazar akşamını manalı kılan güzel bir eğlencelikti.
Ama Perşembe her şeyi yıkıp, rakibin elini sıkan De Sanctis’i ıslıklayıp yuhalayanların içine girdiği pembe rüyalara da mesafeli yaklaşmalı. Galatasaray derin krize girmeden önce de Kasımpaşa’ya bir çuval gol atmıştı. 3’ünü de postalanan Nonda...
Umut ve inanç güzel de fazlası en ufak bir krizde bunalım yaratıyor. Abratmamalı!