Zico gidince daha iyi bir Zico, oyuncularını Süper Lig’de de ayakta tutabilecek bir Zico atanmayışını anlamıyorum

Bugün biraz tembellik yapayım dedim. Ben demiştimciliğe soyunmuyorum hayır. Çünkü insan olmaktan dolayı yanıldığım oluyor fazlasıyla... Sadece bu haftasonu Sivasspor’u ve Fenerbahçe’yi seyrettikten sonra yazacağım yazı, 30 Eylül 2008’de Sivas-Fenerbahçe maçından sonra yazdığımdan farklı olmayacaktı. Yeniden yazmaya gerek görmedim.
Buyrun:     
Aziz Yıldırım neden sürekli yöntem/metot değiştiriyor? Avrupa piyasasına girmek isteyen hırslı hedefli bir teknik direktöre görevi verdikten 2 sene sonra, emekli olmak üzere olan ve zaten Avrupa’nın zirvesindeki teknik direktörü takımın başına getirmek nasıl değerlendirmeli? Yıldırım’ı en sağdan en sola götüren ne? Yöntemsizlik Cumhuriyeti
Zico’nun Fenerbahçe öncesi hayatı: Japonya’da hâlâ öğretebileceğin öğrenciler, hâlâ öğrenebileceğin şeyler varken çalışmak. Daha yolun başındayken.
Aragones’in Fenerbahçe öncesi hayatı: Sadece oyuncuları dizmek. Barça’dan Real’den Liverpool’dan gelmiş oyuncularla kolay bir hayat. Xabi ve Iniesta’yı çıkar, Xabi Alonso, Cazorla, Fabregas’tan ikisini oyuna sok. Yolun artık sonundayken...
Bu çok köklü bir değişiklik. Sadece bir teknik adam değişikliği değil, bir ideolojik değişiklik neredeyse. Peki bu kadar memnuniyetsiz miydi Aziz Yıldırım Zico’dan, onun tarzından ? Zico’yla yollar ayrılırken bu kadar pişman mıydı?
Zico’yla anlaşılamamış olunabilir. Profesyonel hayatta normaldir bunlar. Zico’nun da dünyanın en parlak hocalarından biri olduğunu iddia etmiyorum zaten. Ama Zico gidince yeni bir Zico, daha iyi bir Zico, oyuncularını Süper Lig’de de ayakta tutabilecek bir Zico atanmayışını anlamıyorum. Kendisine bir çıkış yolu arayan, dünya futbolunu takip eden, büyümek isteyen, onca teknik adam dururken neden belki de yazlığına muzaffer bir komutan gibi çekilmeye hazırlanan Aragones’e piyango vurdu?
Anlamakta güçlük çekiyorum.
Fenerbahçe’nin kadrosunun Aragones’e çok uygun olduğu düşünülmüyordu herhalde. İspanya Milli Takımı’nda Alex benzeri bir oyuncu yok, Emre benzeri de yok. Maldonado tarzı bir oyuncu da yok... Maldonado tarzı oyuncu zaten çok yok. Fenerbahçe kadrosunda Aragones’e uygun tek oyuncu vardı belki de, o da Betis’e gitti. La Liga’dan ve Premier League’den müteşekkil bir takımı 4 yılda 24 defa yönetmiş (2 ayda bir maç eder) bir teknik adama, La Liga’dan en çok istenen oyuncusu Betis’ten istenen, o da ancak bonservissiz istenen bir kadro emanet etmenin mantığını anlamıyorum doğrusu.
Eşleşmiyor. Üst üste oturmuyor. Doğru yolu bulmuşken, Fenerbahçe’yle büyüyen bir teknik adamla çalışmanın meyvelerini toplamaya başlamışken neden bu kadar sapma?
Tecrübeli, emekliliğe yaklaşmış hocalar ancak o ülkede, o kulüpte kök salmışsa, bir sözleriyle her şeyi idare edebiliyorlarsa başarılı olabilirler. Çünkü bu bir hırs ve enerji işidir. Ferguson gibilerden bahsediyorum.
Oysa Aragones...
Bakın! Maç öncesi Bülent Uygun, Fenerbahçe kulübesine hoş geldiniz ziyaretine gidiyor. Önce Aragones’in elini sıkıyor. Aragones herhalde sahaya girmiş bir taraftar sanıp cevap veriyor garip hareketler yaparak. Sonra bakıyor ki, Bülent Uygun kulübe boyunca el sıkmaya devam ediyor.
-Bütün takımın elini sıkan kim diye soruyor Aragones...
-Sivasspor’un teknik direktörü diyor Volkan Ballı...
“Sivasspor ne?” diye sormuyor neyse ki İspanyol hoca.
Belki 2 yıldır ligin en flaş teknik direktörünü tanımıyor Aragones.
Tanımak zorunda da değil... Onu suçlamak mümkün değil. Ama Fenerbahçe’nin herkesi tanıyan, herkesi bilen, her şeye hâkim bir teknik adama ihtiyacı var. Hırsı, çalışma arzusu, öğrenme ve öğretme isteği bitmemiş bir adama.
Misal Aragones’in tanımadığı Bülent Uygun’unki gibi bir hırs, istek, çalışmaya...
Fenerbahçe geçen yıl Avrupa’nın Sivasspor’u olduğu için bu kadar ilgi çekici bir takımdı.
İşin sırrı, yöntemini değiştirmeyen Sivas’ın ve yöntemi 180 derece değişen Fenerbahçe’nin bugünkü durumunda.

Yöntemsizlik Cumhuriyeti

Yanal-Trabzon/ Sivas-Uygun
Geçen yıl şampiyonluk maçında Sivas evinde Galatasaray’dan 5 yedi. Seyirci rakibi alkışladı. Başkan takımını tebrik etti. Basın takımına teşekkür etti. Hoca herkese teşekkür etti. Sezon böyle bitti. Sonra takımın üzerine koydular yazın. Ve Bülent Uygun’lu 4. sene geldi.
4. senenin şampiyonluk maçında Sivas Trabzon’a 3 attı. Trabzonsporlular ne yaptı? Başkan ‘bana sormayın hocaya sorun. Emeklerime acıyorum. Yazık’ dedi. Hoca ne yapacağını şaşırdı, şoka girdi ‘pozisyon vermedik’ dedi. Basın hem teknik heyetin hem de futbolcuların kovulmasını istedi. Hâlâ Şampiyonlar Ligi şansı varken sezon bitti. Ayaklanma var Trabzon’da. Sezon başında önüne hedef olarak Avrupa kupalarına katılımı Trabzon, şampiyonlar ligi şansı hâlâ varken havlu atmakla kalmadı, tüm kadroyu da evine hapsetti. Takımın %80’i ilk sezonları bitmeden sokağa çıkamaz hale geldi.
Şimdi sakinleştiysek soralım ‘Allah rızası için bu atmosferden başarı çıkar mı?

Olmuşlar değil, olmak isteyenlerYöntemsizlik Cumhuriyeti
Aragones gitsin demiyorum. Eğer yönetim çalışma heyecanının hâlâ devam ettiğine ikna olduysa, ona uygun bir takım yapılmalı diyorum. Misal Alex bir Aragones takımının temel direği olamaz. Eğer olursa çalıştığınız adam bilinen Aragones olmaz. Dolayısıyla, aslında Aragones’le çalışıyor olmazsınız. Fenerbahçe bunun kararını vermek zorunda; bu kadro mu modifiye edilecek, bu hocaya uygun bir takım mı kurulacak?
Bülent Uygun Fenerbahçe’nin başına geçsin de demiyorum. Futbol tarihinin en önemli işlerinden birini belki birincisini yapmış olmasına rağmen uymayabilir. Bu ihtimal vardır. Ama Fenerbahçe’nin tarihinin en başarılı Avrupa performansını Zico’yla, büyümek isteyen bir adamla almış olmasının altında bir ders var. Fenerbahçe’ye Fenerbahçe’yle büyümek isteyen bir futbol aklı lazım.
Fenerbahçe hem futbolcu hem de teknik adam konusunda hiç ‘olmuşlar’la iyi olamadı.
Hep ‘pişmek isteyenlerle’ kazandı.