Muharrem Usta'dan flaş transfer açıklaması

Trabzonspor Kulübü Başkanı Muharrem Usta, Süper Lig'de yeni sezonun başlamasına kısa bir süre kala kadrolarının şekillendiğini ve standardı daha yukarı çekebilmek için çalıştıklarını söyledi.

Muharrem Usta'dan flaş transfer açıklaması

Anadolu Ajansı'nın (AA) yeni hizmeti "AA Spor Masası"nın üçüncü konuğu olan Usta, Medical Park Stadı'nda AA Spor Haberleri Yayın Yönetmenliği yönetici ve editörlerinin sorularını yanıtladı.

Geride kalan sezonun özellikle ikinci yarısında, takım kadrosunun daha derinleşmesi, kalitesinin ve standardının yükselmesi gerektiğini gördüklerini söyleyen Usta, "İhtiyaçlarımız çok belliydi. Transferlerimiz nokta atışı oldu. Önemli isimlerle kadroyu daha güçlü hale getirmeye çalışıyoruz. Tabloya böyle bakıldığında, bir anda çok sayıda oyuncu alarak kadro oluşturmak, iskelet oluşturmak zorlu, gerçekten çok zor bir iş." diye konuştu.

Sezon sonu itibarıyla da takımda ihtiyaçların göründüğünü aktaran başkan Usta, "Bu sene bizim transfer etmeye çalıştığımız her oyuncu çok zorlu hale geldi. Çünkü her birisi takımlarında direkt oyuncular ve satış listesinde değillerdi." ifadesini kullandı.

"Burak'ın Türkiye'ye dönme isteğini biliyorduk"

Muharrem Usta, Çin Ligi ekiplerinden Beijing Guoan'dan eski oyuncuları Burak Yılmaz'ı yeniden kadrolarına kattıklarını hatırlatırken, "Burak'ın Türkiye'ye dönme isteğini biliyorduk." dedi.

Başarılı oyuncunun özellikle ailevi nedenlerle Türkiye'ye dönme ihtimali olduğunu ve bu durumu değerlendirdiklerini anlatan bordo-mavili kulübün başkanı, şunları söyledi:

"Yeni stadımızın açılışına davet etmiştim ve o dönem kısmen çekincesi olmuştu. Halbuki anlamsız bir çekinceydi. Burak Yılmaz, Galatasaray'a 5 milyon avroya gitmişti. Galatasaray'dan Çin'e gittiğinde de 1,8 milyon avro daha kazancımız oldu. Burak'ın Trabzonspor'a kazandırdıkları var. Henüz Borsa İstanbul'a açıklama yapmadığımız için rakamları söylemeyeceğim ama Galatasaray'dan Çin'e giderken bizim aldığımız rakamın üzerine bir miktar daha koyarak Burak'ı Trabzonspor'a kazandırdık. Anlattıklarım, Burak'ın Trabzonspor'a ciddi fayda sağladığına açık delil. Gittikten sonra da Trabzonspor'la bağını hiç koparmadı ve buraya ilgisini hiçbir zaman bırakmadı. Türkiye'nin önemli bir santrforunu konuşuyoruz. 'Türkiye'ye dönecekse yeri Trabzonspor olmalıdır diye düşündük.' Öyle de oldu."

Burak Yılmaz'ın transferinde yaşanan gecikmeye değinen bordo-mavili kulübün başkanı, "Bu transfer süreci çok zor oldu. Oyuncunun orada aldığı 5 maçlık bir ceza vardı. Hem transferle uğraştık hem de cezasını doldurarak gelmesini istedik. Bazen kamuoyunda bu işin uzadığı kanaati oluştu ama iki nedenden dolayı bu durum ortaya çıktı. İlk olarak gerçekten transferi çok zordu, gelmesi kolay değildi. Bir an önce işi bağlamaya çalıştık ama şartlar çok uzadı. Dün itibarıyla hem 5 maçlık cezası bitti hem de transferi resmileşti. Bugün sağlık kontrolünden geçecek ve zannediyorum akşam üzeri de sözleşme imzalarız." şeklinde konuştu.

"Burak Yılmaz 17 numaralı formayı giyecek"

Usta, Burak Yılmaz ile özdeşleşen 17 numaralı forma konusunda noktayı koydu.

Burak'ın transferinin kendileri için bir proje olduğunu vurgulayan Usta, "Bizim büyük bir forma satışı planlamamız var. Burak Yılmaz'la bir ticari operasyon yapmak üzere yolculuğumuz var. Bunları Onazi ile konuştuk. Burak'ın Türkiye'deki pozisyonu, Trabzonspor'da yaptıkları, 17 numara ile özdeşleşmesi, ticari getirisi, formalara yansıması aktarıldı. Kendisi de hiçbir sorun olmadığını, forma numarası takıntısı bulunmadığını söyledi. Burak Yılmaz 17 numaralı formayı giyecek. Ticari operasyonun olduğu yerde, değil Onazi, Muharrem Usta dahil herkesin gerekli fedakarlığı yapması lazım." açıklamasında bulundu.

"Serdar Taşçı ile uzun zamandır görüşüyoruz"

Muharrem Usta, stoper bölgesine bir oyuncu ihtiyaçları olduğunu belirterek, Spartak Moskova'da forma giyen Serdar Taşçı ile ilgilendiklerini aktardı.

Bu pozisyona kaliteli iyi bir oyuncu aradıklarını dile getiren Usta, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim takımımıza bu sene gelecek her oyuncunun adaptasyon sorunu yaşamayan, tecrübesiyle takıma katkı sağlayan ve kalitesiyle herkesin kabul ettiği isimler olması gerekiyor. Kamuoyu çok iyi biliyor ki biz Serdar Taşçı'yla uzun zamandır ilgileniyoruz. Başka oyuncular gündeme gelse de fayda-maliyet analizleri ve kalite olarak bakıldığında Serdar'ın daha anlamlı olduğunu düşündük. Çünkü takımın da çok yabancılaşmaması gerekiyor. Bizim yerli kaliteli oyuncuya ihtiyacımız var. Kadronun önemli bir kısmının, en azından yarısının yerli, kaliteli ve takıma direkt katkısı olacak oyunculardan oluşması gerekiyor. Serdar Taşçı bu nedenle daha fazla öne çıkıyor. Biz bir yandan Garry Medel ile de görüşüyoruz ama onun ekonomik şartları ile Serdar'ı karşılaştırdığımızda, maliyeti daha yüksek. Serdar bizim için daha doğru bir isim. İşin sonuna yaklaştık gibi gözüküyor. Onun da Trabzonspor'a gelme konusunda kesin bir kararlılığı var. Stoper bölgesinde oyuncu ihtiyaçları olduğu için kulübü vermek istemiyor. Spartak Moskova ile Serdar Taşçı için görüşüyoruz. Ümit ederim ki kısa süre içerisinde bitirmiş oluruz."

Kadroya ofansif yönde bir oyuncu daha katabileceklerine değinen Usta, "Bundan sonra başka bir oyuncuya ihtiyacımız var mı? Belki ofansif bölgede serbest oynayacak bir oyuncu olabilir. Almasak da olabilir ancak alınırsa çok daha derli toplu bir takım oluruz gibi görünüyor. Bu anlamda Jose Sosa ile görüşüyoruz ama ekonomik nedenlerle bir değerlendirme yapıyoruz. Yine Moussa Sissoko ile de görüşüyoruz. Çok önemli bir oyuncu. Tottenham Hotspur'un 35 milyon sterline aldığı bir isim. Geçen sene beklediklerini bulamamışlar belli ki. Eğer kulübü kiralanmasına müsaade ederse böyle bir durum olabilir. Görüşüyoruz. İkisinden birisi olacak mı? Ya da hiçbirisi olmayacak mı? Bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz. Bunlar olduğunda, kadro derinliği yüksek, kadro genişliği açısından yeterli bir takıma ulaşacağız." değerlendirmesinde bulundu.

Trabzonspor ve Türk kulüplerinin ekonomik durumunu değerlendiren Muharrem Usta, "Kulüpler ekonomik anlamda olması gereken pozisyonu çoktan kaybetmişler, buna Trabzonspor da dahil." dedi.

Kulübünün borcuyla ilgili bilgi veren Usta, şöyle konuştu:

"Trabzonspor'un borcunun 150-200 milyon lira civarında olması kabul edilebilir. Bunun çok uzağındayız. Göreve geldiğimizde kulübün borcu 590 milyon liraydı. Eğer 590 milyon lira borcunuz varsa senede faiz ve kur farkından dolayı yaklaşık 120 milyon lira daha üzerinize bir yük geliyor demektir. 600 milyon lira borcunuz varsa yüzde 15-17 olmak üzere zaten 90-110 milyon civarı faiz borcunuz olacak. Yabancı oyuncularla yerliler önemli kısmında ağırlıklı avro sözleşme yapılıyor. Bir de kur farkını düşünün, 120 milyon lira her sene üstünüze yük geliyor. 600 milyon lira borcunuz varsa, 3 senede 360 milyon lira yeni yük oluyor."

Kulübün denk bütçesinin olması halinde sıkıntı yaşamayacağına dikkati çeken Muharrem Usta, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'de büyük kulüplerin hiçbirisinin gelirinin giderini karşılaması mümkün değil. Faizler dışındaki operasyondan bahsediyorum. Hele büyük takımsanız ve başarınız yoksa ne sponsorluk geliriniz olabiliyor ne seyirci geliriniz... Performans gelirleriniz dahil önemli düzeyde kaybınız var. Büyük kulübün başarılı olma zorunluluğu var. Yıllık bütçe açıkları veriyorsunuz. Trabzonspor'un ortalama başarıya oynayacak takım olduğunda yıllık gideri yaklaşık 200-250 milyon lira civarında, gelir olarak 180 milyonu ancak buluyorsunuz. Ortalama 70-80 milyon lira açık veriyorsunuz. Kulübü 3 yılda iyi yönetemezseniz 600 milyon lira borcunuz, açıklarınızla beraber 1,1 milyara çıkıyor. Bu bir kabus."

Bütçe açıklarının ve borç yükünün azaltılması için yapılması gereken projeler hakkında bilgi veren Muharrem Usta, şunları kaydetti:

"Herkes kapatmaya çalışıyor. Kapatılacak şeyler değil. Proje geliştirmeniz lazım. Kulüpler hep gayrimenkul projeleriyle bunu kapatmaya çalışıyor. Bu 1,5 sene fayda sağlayacak. Trabzonspor'un elinde iki gayrimenkul proje vardı; birisi Trabzonspor'daki tesisler. Devlet Hava Meydanlarının istimlak etmesi söz konusuydu ama Rize'de de bir havalimanı yapıldığı için bu iş olmayacak gibi gözüküyor. Biri de Milli Emlak'tan İstanbul'da kiralanan ve satın alınması gündemde olan yer. Buranın dönümü 11 milyon 500 lira ve 15 dönümlük bir alan. Maliyeti yaklaşık 190 milyon lira artı KDV durumunda. Bizim hedefimiz bu rakamın yarısıydı, olmuyor. Bizim gayrimenkulle ilgili iki projemiz de yapılabilir değil. Bence büyük kulüpler arasında ekonomik olarak kendini toparlama ihtimali en zor kulüp bizim kulübümüz. Hemen adım atmaya kalktığında İstanbul'daki kulüpler gibi operasyon yapması, bedeli yüksek olan proje ortaya koyması kolay değil."

"Çok zor bir şeyi konuşuyoruz"

Trabzonspor'un geçen sezon ligde 6. olmasının yanı sıra eski şampiyonlukları ve yayıncı kuruluştan 85 milyon lira civarında bir gelir elde ettiğini anlatan Usta, şöyle devam etti:

"İki tane yol kalıyor. Biri ortalama Anadolu takımı olarak devam edeceksiniz. Buna ne Muharrem Usta'nın ne Trabzonspor camiasının ne de Türkiye'nin tahammülü yok. Trabzon bu değil, Trabzon başka bir şey. Başakşehir ikinci oldu, bu sezon takviyelerini düşünün. Geçen sezon Okay'ın sakatlanmasıyla Trabzonspor çöktü. Orta sahada perişan olduk. Yarışacağınız takımlar belli, o zaman bu takımı güçlü takım yapıp gelirini çok yukarılara doğru çekerek, oyuncu satışından gelirler de elde ederek ve bugüne kadar yapılamayan ekstra gelir getirecek işlere yönelerek bizim bir şekilde işleri sürdürülebilir hale getirmemiz lazım. Bütün kamuoyunun bilmesini isterim ki çok zor bir şeyi konuşuyoruz."

Lucescu'nun milli takımın başına geçmesi

Rumen teknik direktör Mircea Lucescu'nun A Milli Futbol Takımı'nın başına geçmesini değerlendiren Usta, şunları aktardı:

"Ben Trabzonspor'da seçime girerken Lucescu'dan bahsetmiştim. Türkiye'de hangi kulüp olursa olsun, buna milli takım da dahil, hocasız kaldığında Lucescu ismi ortaya çıkar. Ben 'Lucescu'yu getireceğiz.' asla demedim. Trabzonspor'un Lucescu gibi hocaya ihtiyacı olduğunu söylemiştim. Ben de görüşmüştüm, biz de getirmeyi düşünmüştük. İstikrardan bahsediyordum. Onun da başarısız dönemi olabilir, genel olarak baktığımızda başarılı hoca diyebiliriz. Umarım iyi iş çıkarır, büyük bir tecrübe. Yaşını gündeme getiriyorlar. Ben görüştüğümde hoca çok sağlıklı görünüyordu. Bu durumunun performansını etkileyeceğini düşünmüyorum."

"Sezon sonunda 20-25 milyon avroluk satış planlıyoruz"

Muharrem Usta, sadece transfer yaparak hiçbir kulübün hayatta kalamayacağını, oyuncu satabilmenin de çok önemli olduğuna dikkati çekerken, gelecek sezondan itibaren bu alanda da etkili olmak istediklerini anlattı.

Takımın sezon içinde sergilediği performansın, futbolcu satmadaki en büyük etken olduğuna dikkati çeken Usta, "Takım başarılıysa, oyuncu satma ihtimali o kadar yüksek oluyor. Konyaspor, Riad Bajic'i sattı. Acaba Türkiye Kupası'nı almamış olsalardı oyuncu bu kadar ön plana çıkar mıydı. Ya da biz geçen sezon Şampiyonlar Ligi'ne gitmiş olsaydık, takımımızdaki oyunculara ne kadar teklif gelirdi. Takım başarısı, oyuncu satılabilirliğini, satılabilecek oyuncu sayısını ve oyuncunun değerini artırıyor." diye konuştu.

Trabzonspor olarak 50. kuruluş yıllarını kutladıklarını hatırlatan Usta, hem kaliteli bir kadroya hem de başarıya ihtiyaç duyduklarını dile getirerek, şunları söyledi:

"Trabzonspor başarılı olmak zorunda ki kadrosunda bulunan bazı oyuncuları sezon sonunda en iyi rakamlara satabilecek konuma gelsin. İş planımıza baktığımızda, kadroyu güçlendirip, iyi yöneterek, tüm hesaplarımıza sene sonunda yaklaşık 80 ile 100 milyon lira getirecek kadar, yaklaşık 20-25 milyon avroluk satış planlıyoruz. Çünkü Trabzonspor'un sadece alarak hayatını sürdürme imkanı yok. Ligde alınacak sıralamaya göre, Şampiyonlar Ligi'ne katılıma göre inanılmaz bir gelir farkı oluşuyor. Haliyle iş şuna gidiyor; ya sıradan ortalarda devam eden bir Trabzonspor olacak, ki buna kimsenin tahammülü yok, ya da başarısı kabul edilebilir noktada olacak. Gelir kalemleri içerisinde her sene 10, 15, 20 milyon avroluk oyuncu satışı gerekiyor."

Bu sezon öncesi başarılı genç oyuncuları Yusuf Yazıcı'ya birçok transfer teklifi geldiğini açıklayan Usta, "Yusuf Yazıcı'nın 50. yılımızda takımda kalması ve çok daha başarılı olup, çok daha yüksek rakamlara satılabilmesi gerekir diye bu teklifleri resmileştirmedik. Biz değerini bulduğunda her oyuncuyu satarız. Elimizde, bu sene çok daha başarılı olmalarını beklediğimiz oyuncular var. Çünkü takım performansı yukarı çıktığında, rekabet arttığında kendilerini daha iyi gösterecekler. Okay Yokuşlu, Yusuf Yazıcı, Onazi, Castillo var. Bizim bir taraftan bunları pazara sürmemiz lazım. Bunun yolu da başarıdan geçiyor. Başarı olmadan ancak değerlerinin 3'te 1'ine satılabilir ve bu da kabul edilebilir değil." şeklinde görüş belirtti.

Medical Park Stadı'nın devriyle ilgili Gençlik ve Spor Bakanlığı ile üç ay önce görüştüklerini dile getiren Usta, "Gençlik ve Spor Bakanlığının önce stadı Milli Emlaktan üzerine alması gerekiyor. Bizim de ondan almamız lazım. Yönetim kurulu olarak dün yaptığımız toplantıda stadı bir yıl kiralama kararı aldık. O bir yıl içerisinde Gençlik ve Spor Bakanlığı resmi işlemleri muhtemelen bitirecek. Bir yılın sonunda da stadın bize devri resmi olarak gerçekleşmiş olacak. Almış olduğumuz karar ve Gençlik ve Spor Bakanlığı ile yapmış olduğumuz anlaşma gereği bir yıllık kiralama işlemi başladı." ifadelerini kullandı.

Muharrem Usta, statta önemli organizasyonlara ev sahipliği yapmak istediklerini vurgulayarak, "Stadı üzerinize almadan uluslararası organizasyonlara girme şansınız yok ama bu statta bundan sonra milli takım maçlarını da göreceğiz, görmemiz lazım. Uluslararası organizasyonları da görmeliyiz. En önemli bu statta önce Trabzonspor'un uluslararası arenada boy göstermesi lazım. Stat daha yeni yeni bizim uhdemize geçmeye başladı." diye konuştu.

Usta, taraftarların stada ulaşımıyla ilgili yaşadığı sorunlarla ilgili olarak, şunları kaydetti:

"Burada 2-3 milyar liralık bir yatırımdan bahsediyoruz. Stadın çevresinde büyük bir işlem yapıldı. Ulaşım sorunu her geçen gün daha da azaldı. Dün akşam burada 41 bin kişi vardı ama çıkışta büyük bir izdiham olmadı. Bu sıkıntının biraz da bilinçli çözülmesi lazım. Çünkü stat şehrin göbeğinde. Seyircilerin alışkanlıklarının da biraz değişmesi lazım. Bu kadar yüksek seyircinin geldiği statlarda çıkışta her zaman sorunlar oluyor. Artık bunun çok önemli bir sorun olduğu kanaatinde değilim."

"Sistemle ilgili sorun olduğunu düşünüyorum"

Muharrem Usta, Türk futbolunda altyapı sorunu olduğunu anlatarak, "Ben altyapıya gönülden inanan birisiyim. Trabzonspor için bu elzem bir konu. Türkiye'de sistemle ilgili sorun olduğunu düşünüyorum. Ülkemizde altyapıdan az sayıda kaliteli oyuncu çıkmasının nedeni bir sistem sorunudur. Bu sistem sorununun üzerine gidildiği kanaatinde değilim. Türkiye'de Süper Lig ekiplerinin 21 yaş altı takımları şu anda ne yapıyor? Bütün Süper Lig ekiplerinin 21 yaş altı takımlarının 3. Lig'de oynaması gerektiğine inanıyorum." şeklinde görüş belirtti.

Usta, altyapılarda oynayan oyuncuların ihtiyaç duyulması durumunda A takımın kadrosuna da alınması gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle devam etti:

"Düşünsenize takımın kanat bölgesinde bir ihtiyaç var ve genç oyuncuyu çağırıyorsunuz. 40 bin kişinin önünde büyük bir fırsat yakalıyor. Yusuf Yazıcı'yı düşünelim. Yusuf Yazıcı vardı ama Bursaspor maçında Yusuf Yazıcı oldu. Mehmet Ekici'yi biz kadrodan ayırdık, 'Yusuf oynayacak.' dedik. Yusuf o gün bir gol, bir asist yaptı ve gerçekten Yusuf Yazıcı oldu. O gün olmayabilirdi. Ya da Mehmet Ekici ile devam ediyor olsaydık, Yusuf Yazıcı bugün o değildi. Bazen fırsatlar çıkar, çok iyi kullanırsınız."

"Yarışırken gençlere şans vermiyoruz"

Trabzonspor Kulübü Başkanı Usta, genç futbolculara şans verilmesi gerektiğini anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu şansı biz yarışırken gençlere vermiyoruz. Çünkü kadroda 18 oyuncu bulundurma gibi bir kuralımız vardı. Değişmesi için çok emek vermeye çalıştım. Herkes istiyordu. Kulüpler Birliği Vakfı karar almış, sanırım federasyon 21 oyuncu olması uygulamasına geçecek. Takımın içine 18'e koymadığınız oyuncular düşüyor. 18 yaşındaki çocuğu nasıl koyacaksınız. Kolay değil. Düşünün 3-0 öndesiniz, 18 yaşındaki çocuğu alıp oynatmanız lazım. Bütün bunlar sistem sorunu. Bizim 1461 takımı oyuncu yetiştirme ihtiyacıyla kuruldu. Kuruluş felsefi doğru ama başarılı olunca, oyuncu yetiştirecek takımdan yarışmacı takıma geçildi. Sağdan soldan bir sürü transfer yapıldı. Başarılı da olunca olay bambaşka yere gitti."

"Stratejik iş planı içerisinde sporda ihracat diye bir kavram olmalı"

Muharrem Usta, Trabzonspor'un üst üste şampiyonluklar kazandığı dönemde kadrosunun yerli oyunculardan kurulu olmasıyla ilgili soruyu şöyle yanıtladı:

"Bugün Avrupa'da sınır yok. Avrupa pasaportu aldığınızda yabancı oyuncu kavramı diye bir şey yok. Rekabetin şekli değişmiş. Bizim 1975-85 yıllarındaki rekabet şartlarıyla futbol şekillenmiyor. O gün başka bir şeydi. Şimdi başka şeyleri konuşuyoruz. Henüz paranın çok belirleyici olmadığı dönemleri konuşuyoruz. Bugün o günler değil. Dünya ile yarışıyorsak her yerden oyuncumuz olabilir ama şunu sormak durumundayız; Türkiye'de niçin 80 milyon nüfustan neden çok kaliteli oyuncu yok? Türkiye'nin 80 milyon nüfustan senede Cengiz Ünder ve Yusuf Yazıcı gibi 40-50 oyuncuyu dünyanın her tarafına göndermesi gerekir."

Sporun, dünyadaki en büyük sektörlerden biri olduğunu aktaran Usta, "Türkiye'nin stratejik iş planı içerisine sporda ihracat diye bir kavramın derhal yerleşmesi gerekiyor. Altınordu tarzı yapılanmaların Türkiye'nin 30 bölgesine yapılması gerekiyor. Bunun bir proje olarak hayata geçmesi lazım. Oradaki oyuncuların her birinin örnek olacak tarzda yetişmesi gerekiyor. İhracat hamlesi kesinlikle bunun üzerine kurulmalı. Bizim oyuncu ihracatından senede 500 milyon, 1 milyar dolar para kazanan ülke olduğumuzu hayal edelim. Bunun kesinlikle olacağına inanıyorum. Bunun etrafında olan organizasyonların bir araya gelmesi ve bir politika olması durumunda kesinlikle olağanüstü bir iş çıkacağını düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Muharrem Usta, oyuncu ihracatının ülkenin marka değerine de çok büyük katkı yapacağını vurgulayarak, "Bir futbolcu deyip geçmeyin. Burak Yılmaz'ın ismi telaffuz edildiğinde insanlar 'Çin' diyor. Çin'e kaç tane oyuncu göndermişiz. Burak Yılmaz'dan daha iyileri de olsun, Çin'e ya da başka yerlere devasa rakamlarda oyuncular gönderilsin. Bütün bunların olabileceğini kabul ediyorsak, yarın sabahtan çalışmamız gerekiyor. Bir ülkenin markasına futbol üzerinden olağanüstü değer katabiliriz. Sadece markanız olacak 3-5 oyuncuyla dünyaya vereceğiniz mesajlar vardır." şeklinde görüş belirtti.

Futbol yöneticiliğinin zor bir iş olduğunu dile getiren Usta, "Bugüne kadar yapmış olduğum işlerde çok zor günler geçirdim ama futbol adamlığı gerçekten çok zor. Çünkü arkadaki milyonlara karşı sorumluluk hissiniz var. Bütün bunları içinize sindirmeniz ancak bir felsefe uğruna olabilir. Ben o felsefenin Türkiye'de çok geciktiğini düşünüyorum. 10 yılda yapılacak işi 5 yıla sığdırmamız gerekiyor. Nice Yusuf ve Cengizler var bu ülkede. Sadece fırsatları yakalamaları lazım. Türkiye'nin stratejik olarak böyle bir alana çok önem vermesi gerektiği düşünüyorum. En çok da bizim ihtiyacımız var. Biz de buna çok kafa yoruyoruz." diye konuştu.

Futbolda teknolojinin kullanımına ilişkin Usta, "Çeşitli yorumlar oluyor, 'futbolun akışını bozabilir mi' gibi şeyler ama her şeye alıştığımız gibi buna da alışırız. Bunun olup olmaması artık tartışılan bir şey değil, bunun olması şart." ifadelerini kullandı.

Usta, 1-2 sene sonra teknolojiden dolayı artık kimsenin "Şu oldu, bu oldu" gibi yorumlar yapamayacağını vurgulayarak, "Bunlar sorunu çözecek mi? Her şeyi çözmeyecek ama önemli sorunlara çok büyük katkı sağlayacağına inanıyorum. Futbolun içinde öyle hatalarla karşı karşıya kalıyoruz ki; en azından bunların bariz bir şekilde önlenebileceğini görüyoruz. İş şuna geliyor; video hakemlikte bu değerlendirmeyi yapacak hakemler, arkada ister naklen yayın aracının içinde olsun, ister başka bir yerde olsun, bunu değerlendiriyor olacak. Burada şeffaflığa ihtiyacımız var." diye konuştu.

Her kulübün teknoloji sayesinde, "Herkesin menfaatine olan benim de menfaatimedir" noktasına gelmeye başlayacağını dile getiren Usta, şunları kaydetti:

"Benim menfaatim kavramından herkesin uzaklaşması gerekiyor ki; ben buna doğru yolculuğun video hakemlikle olacağına inanıyorum. Bunu eğer, bir çok kavramı veya uygulamayı çok hızlı tükettiğimiz gibi tüketmezsek, futbola çok değer katacağını, adaletin daha sağlıklı bir şekilde yayılacağına inanıyorum. Bu uygulamayı 2. devreye yetiştirmemiz şart. Artık Türkiye'ye video hakemlik geldi. Umut ediyorum ki; 2. devrede bunun uygulamasını artık sahalarda görmüş oluruz. Özellikli işlerde çok fazla fayda sağlayacağına inanıyorum. Doğru bir iş."

Tescillenmiş bir şikeden bahsettiklerini savunan Usta, "Şike var mı, yok mu konusu bitmiş bir konu. UEFA'da, CAS'ta her yerde tescilli. Bunu tartışmıyoruz. Zaten bu şike var. Türkiye'de federasyon gereğini yapmadı. Şampiyonluğu (2010-2011) Trabzonspor'a vermedi." diye konuştu.

Usta, şike süreciyle ilgili UEFA ve CAS'a yaptıkları başvurudan sonuç alamadıklarını hatırlatarak, "Benim buna müdahale etme yetkim yok, diyorlar. Bir yetkisizliktir gidiyor. Önce Türkiye'de başladı bu." değerlendirmesinde bulundu.

Son olarak FIFA'ya gittiklerini belirten Usta, şöyle devam etti:

"Bu bir kupa meselesi değil. Bunun altını gerçekten çizmek istiyorum. Trabzonspor'un 1974-1975'ten sonraki serüvenine baktığımızda, o yıllarla kıyaslarsak herhalde Türkiye'nin en zengin müzesini konuşuyoruz. Çok kupamız var. Bu bir teneke parçasının mücadelesi değil. Bunu gerçekten herkesin bilmesi lazım. Şampiyon olmak kolay bir iş değil. Çok büyük emekler verilir. Milyonlar bu heyecanı doyasıya yaşamak ister. Elimizden çalınan mutluluğumuzun peşindeyiz. Üzülen, gözyaşı döken gencecik evlatlarımızın gece uykusuz kalmasının hesabını sormanın peşindeyiz. 'Bizi şampiyon yapmayacaklar' deyip intihar eden taraftarlarımız oldu. Hala bunun travmasını atlatamayan insanlar var."

"Bu bir gerçekten hak ve hukuk mücadelesi." diyen Usta, "Ne olacak ki, kupa nerede olursa olsun. Ben inandıktan sonra benim kupam, onun, bunun müzesinde olsa ne fark eder. Biz başka yere de kupalarımızdan gönderebiliriz." ifadelerini kullandı.

Usta, konunun basit bir mesele olmadığını vurgulayarak şunları söyledi:

"Milyonların alın teriyle, olağanüstü emeklerle... Şampiyon olmak için yıllarca arkadan gelen emek var. Üstüne koya koya gelip şampiyon oluyorsunuz ve 82 puanla. Şimdi bu farklı bir duygu, hele Trabzon'daysanız. Neden? Burası bir Anadolu şehri. İstanbul'a karşı şampiyon olabilmek öyle kolay değil. İstanbul'daki imkanlara karşı... Trabzon gibi mütevazı bir şehirden muhteşem bir başarıyı konuşuyorsunuz. Ayrıca uzun yıllar şampiyon olunamadığı için yeni bir şampiyonluğun ne kadar değerli olduğunu bir düşünün."

"Mücadelemiz ömür boyu sürecek"

Avrupa'nın da adalet dağıttığına inanmadığını dile getiren Muharrem Usta, "Dağıtmıyor arkadaşlar. CAS'ın masasında yargılamanın yapıldığı gün oturdum. Çıktığımda şunu söyledim; 'Eğer Trabzonspor'a bu şampiyonluk verilmezse, benim adalete hiçbir inancım kalmadı.' Bunu her yerde söyledim. Sonunda da dediğim çıktı. Adalet mekanizması çalışmadığında çalışmıyor. Hiçbir yerde çalışmıyor. Bu Trabzonsporluların o seneden hiçbir şekilde vazgeçtiği anlamına gelmez. Bunu çok kibar bir dille ifade ediyorum, Trabzonsporluların gönlünden bunu kimse söküp alamaz." şeklinde konuştu.

Usta, Süper Lig 2010-2011 sezonu şampiyonluğuyla ilgili mücadelelerini ömür boyu sürdüreceklerinin altını çizerek, şunları kaydetti:

"Nereye kadar, nasıl gidiyorsa gitsin. Sıfırdan, bir anlamda FIFA'ya yeni bir müracaat ettik. Bu müracaatla, 'Şike tescilli olduğu halde Türkiye'de sonuç alamadık. Avrupa'da kurumlarda tescilli olduğu halde UEFA karışamam, CAS karışamam, dedi. Artık bu ise sen karış' dedik. Onlarda da bir madde var; karışma, müdahale etme hakkını saklı tutar. Biz de diyoruz ki saklı tutma, elindeki yetkiyi kullan, müdahale et. Adalet mücadelesinde, değil Muharrem Usta kim olursa olsun gideceksin. Öyle bir dünya yok. Bir de hakkın peşine gitmemek, 21. yüzyılda kapkara bir zihniyetin işidir."

Usta, şike sürecine ilişkin Avrupa'daki Trabzonspor taraftarları için halkla ilişkiler çalışması yapacaklarını dile getirerek, "Avrupayı bu konuda daha aydınlatmak istiyoruz, basın, medya aracılığıyla. FIFA'dan müdahale kararının çıkmasını önemsiyoruz. Buradan da söylüyorum, ümit ediyorum ki, onlar da 'hakkımızı saklı tutuyoruz' deyip durmazlar." diye konuştu.

CAS'taki toplantıdan bahseden Usta, yapılan görüşmeyi şöyle anlattı:

"Çok ilginç bir şeydi. U masası düşünün. Bir tarafında CAS heyeti, bir tarafında biz vardık. Diğer tarafta şikayet ettiğimiz kurumlar vardı; Fenerbahçe, UEFA. Biz UEFA'ya, 'Şike var mı' diye soruyoruz, 'Var' diyor. CAS da 'Var, hem de UEFA'nın dediği kadar değil, 7 maçta var' diyor. TFF'ye dönüyoruz, onlar da şikeyle ilgili 'Şu kişiler şunu yaptı' diyor. Orada aslında şikenin varlığını tartışan kimsenin olmadığını gördüm. CAS heyetine 'Bizi niye çağırdınız, şike yok ki ne işimiz var burada' diyen olmadı. Herkes şunu diyor, 'Yeter çektiğimiz ceza, daha gelmeyin üstümüze', biz de diyoruz ki 'Yetmez', çünkü gereği yapılmadı. Futbolun 'sıfır tolerans' diye bir kavramı varsa 'bitti' dedim bu iş. Ama yine de bir şey çıkmadı. FIFA'dan bir şey çıkar mı, çıkmasını beklerim. Görelim bakalım ne olacak."

"Aramızdaki yönetimsel bir sorun"

Muharrem Usta, Fenerbahçe ile aralarında şike sürecine yönelik yönetimsel bir sorun bulunduğuna işaret ederek, "Taraftarların da elbette buna bağlı sorunları varsa biz taraftarları bundan arındırmak isteriz." dedi.

Trabzonspor ile Fenerbahçe arasındaki deplasman yasağının kalkmamasına ilişkin Usta, "Taraftarın bunda hiç bir suçu yok ki. Fenerbahçe taraftarlarının bu işte nasıl bir suçu olabilir? Haliyle biz taraftarlar üzerinden polemik yapılmasını, çatışma olmasını, birbirlerinin sınırına yaklaşmamaları gibi bir tablonun doğru olmadığını düşünüyoruz." değerlendirmesini yaptı.

İnsanların çeşitli renklere gönül verdiklerini belirten Usta, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kimi sarı-laciverte kimi bordo-maviye kimi de sarı-kırmızıya gönül verir. Bunlar normaldir. Yapılan yanlışlar üzerinden renklerin kardeşliğini mahvediyoruz. Ama buna çanak tutan taraftarlar da var. Tabii ki onlara da bir çift sözüm var, artık siz yönetimler üzerinden yürütülen bu işin mümkün olduğu kadar parçası olmayın. Futbolun gerçekten bu ülke ve dünyada fair play ruhu varsa kardeşlik diye bir kavramı varsa yönetimlerin yaptığı hataların arkasına düşmeyin. Onun için sadece bu yasağın kalkmaması bile o şike nedeniyledir. Türkiye'de bir sürü yasak kalktı. Yasaklar 2010-2011 sezonundaki şikeden mi kaynaklanmıştı? Hayır. Ortada genel bir sorun vardı. O sorun bir şekilde çözüldü ve yasaklar kalktı. Kalkmayan Trabzonspor-Fenerbahçe yasağı. Niye? Şike nedeniyle."

"Hakkımızı sonuna kadar savunacağız"

Trabzonspor Kulübü Başkanı Usta, şike ile deplasman yasağının ayrı ele alınması gereken konular olduğunu vurgulayarak, "Hakkımızı sonuna kadar savunacağız. Taraftarların arasındaki bu olayın kalkması gerektiğini de düşünüyorum." diye konuştu.

Konuyla ilgili olarak il spor güvenlik kurullarının kararının önemine de dikkati çeken Usta, şunları kaydetti:

"Camia olarak biz düşünebiliriz, il güvenlik kurulları buna ne diyecek. Tabii ki bakmaları lazım. Fenerbahçe ile Trabzonspor Türkiye'nin iki büyük güzide kulübü. Milyonlarca taraftarları var. Şike nedeniyle bir fay hattı var. Bu fay hattında yeni depremlerin olmasını isteyenler vardır. Bunun üzerinden yürümeye çalışanlar vardır. Bunlara fırsat verilmemesi gerekir. Emniyetin işi ama bize düşen başka bir şey. Biz futbolun fair play ruhu içinde Trabzonspor camiası olarak sonuna kadar şunu deriz; 'Hukuk mücadelesine devam. Trabzonspor'un o şampiyonluğuyla ilgili inancını sonuna kadar savunduğu mücadeleye devam. Ama bu yasaklar kalksın.' Yasakların hiç kimseye faydası yok."

"2010-2011 sezonu 50 yıl sonra da konuşulacak"

Başkan Usta, Türkiye'de yaşanan şike sürecinin, gelecekte tarih kitaplarında yer alacağına inandığını ifade etti.

İkinci Dünya Savaşı'na katılan ülkelerin şu an yıllar sonra müzakerede bulunabildiklerine dikkati çeken Usta, "Bizim de 2010-2011 olayında 'bu iş artık olmayacak' diye intihar eden taraftarımız oldu. Bunu tüm Türkiye'nin anlaması gerektiğini düşünüyorum. Milyonlarca insanın öldürüldüğü savaşlardaki ülkeler bir araya gelip devam edebiliyorlar. Bunlar hayatın sonu değil. Tarih bunların hepsini yazacak. 50 sene sonra gelen nesil 2010-2011 sezonunu konuşacak. Tarih kitapları bunu yazacak." şeklinde konuştu.

Fenerbahçe ile Trabzonspor taraftarları arasındaki düşmanlığın ortadan kalkması gerektiğini anlatan Usta, "Haliyle o iş başka bir şeydir, hayatın olağan akışındaki dostluklar başka bir şeydir. Fenerbahçe ve Trabzonspor taraftarının artık bu olay üzerinden düşmanmış gibi bir tavır içeresinde olmasının ve bunun kışkırtılarak yeni depremlerin ortaya çıkarılmasının yanlış olduğunu düşünüyorum." şeklinde görüş belirtti.

Kombine ve forma satış rakamlarından memnun olmadığını aktaran Usta, "Başarı, ne tek başına oyuncular ne tek başına başkanlar ne tek başına yönetim ne de taraftarla olan bir şey. Hep beraber kenetlendiğinizde bunu elde edebiliyorsunuz. Bizim 50. yılımız. 50'nci yılda tabii ki taraftarımızın bizden bir beklentisi var. Daha kaliteli, başarıya aç olan, Trabzonspor'un ihtiyaçlarını doyurabilecek bir takım. Ancak bunu kurmakla iş olmuyor. Yönetim olarak bizim de taraftarlardan beklentimiz var." diye konuştu.

Başkan Usta, sponsora ihtiyaç duyduklarını anlatarak, "Oyuncuyu alıyorsunuz, 'Pahalı bir oyuncu.' diye tartışmalar oluyor. Ucuzunu da aldık, Suk'u kadroya kattık, onu da gördük. Tamam Burak gibi kaliteli oyuncuyu alalım ama koca Trabzonspor camiası olarak da Burak'a sponsor olalım, destek verelim. Takımımız daha güçlensin. Bunu yapmak daha kolay değil mi?" ifadelerini kullandı.

"Taraftarımızın daha çok kombine alması lazım"

Muharrem Usta, Trabzonspor taraftarının daha çok kombine alması gerektiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:

"Kombine satışı çok kötü, hiç içime sindiremiyorum. 4 bin 800 kombine, Trabzonspor camiasında olabilecek bir şey değildir. Tarihin en yüksek rakamdaki kombinesini bu sene taraftarlarımızın almasını bekliyorum çünkü buna ihtiyacımız var. Trabzonspor camiasının ihtiyacı var. Tarihteki en yüksek sayıda formayı bu sene satıyor olabilmemiz lazım çünkü hem özel bir yıl hem de yeniden başarıyı yakalama şansının arifesine doğru geldiğimiz bir takımımız var. Dün takımı burada izlerken şunu gördüm, iyi ki bir iskeletimiz varmış. Trabzonspor'a dikkat edin, geçen senenin ikinci devresinde bir oyun formatı vardı. Şimdi o daha güçlenmeye başladı. Bir de gelecek oyuncularla... Şimdi bizim başarıyı yakalama şansımız var. 'Başkan, yönetim, futbolcular hadi yapın.', 'İyi giderse biz de peşinizden gideriz.', bu olmamalı. 50'nci yıl, muhteşem bir stat, başarıyı yakalama ihtimalimizin yükseldiği bir dönemdeyiz. Onun için hücum. Taraftarımıza söz vermiştik. Hepsini yapıyoruz ama Trabzonspor için gelin hep beraber büyük bir seferberlik ilan edelim ve her şeyi en iyi, en güzel noktada kenetlenerek bağlayalım. Bütün gönlümden geçen budur."

Taraftarlar arasındaki kümelenme

Başkan Usta, "Geçen sezon Trabzonspor taraftarının statta kümelendiğini çok gördük. Birliğin sağlanması konusunda sizin bir girişiminiz var mı?" şeklindeki soruya, şöyle yanıt verdi:

"Dün maçta da bunu gördük. 41 bin kişi buradayız ama Latince tabirle buna 'kakofoni' diyorlar, her taraftan bir ses geliyor. Şu anda bile burada bir sürü pankart var. İrili, ufaklı, büyüklü, küçüklü 10-15 taraftar grubu, buna bir çözüm üretmemiz gerektiğine kesinlikle inanıyorum. Taraftar gruplarından rahatsız değilim, böyle bir statta istediğimiz havayı yakalayamamaktan rahatsızım. Ara ara yönetimdeki arkadaşlarla konuşuyoruz ama vakit olmadı. Bu sene bu işe başka bir şekilde girme zorunluluğumuzun olduğu kanaatindeyim. Çünkü 41 bin kişinin olduğu statta buranın iyi yönetilmesi, yani şahane orkestra yönetir gibi bir organizasyona kavuşmamız seyir zevkini artıracak. Futbol bir şov. Sonunda bir takım şampiyon olacak. Tabii ki biz olmak istiyoruz."

Sosyal medyaya kayıtsız kalınamayacağını vurgulayan Usta, "Sosyal medya hesaplarımı kendim kullanıyorum. Bunlar kaçınılmaz alanlardır ama bu alanların herkese göre bir sınırı var. Alanlar içinde şakalaşmalar olsun, yöneticiler, başkanlar da birbirine yapsın. Bazı kulüpler için bunu yaptım ve çok olumlu tepkiler aldığımı gördüm. Bunlar aslında zenginlik ama tahammül sınırları zorlandığında da hoş olmuyor." değerlendirmesinde bulundu.

"Hiçbir şekilde yönetimimdeki iki kişinin birbiriyle tartışmasının doğru olduğunu kabul etmem." diyen Usta, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Trabzonspor'un kendi politikası varken bu politikayla çelişmeyi kabul etmem. Ancak karşılıklı, nezih, nükteli bir şekilde mesajlaşmalar, yazışmalar olabilir. İki yönetici birbirine yazmış deyip de mahkeme kurmaya gerek yok. Bunun belli bir ayarının olması gerekir. Ancak ayar kaçtığında herkesin ayarı kaçıyor, bu olmuyor. Bu alanda dediğim gibi yürümeyelim. Bu alana dokunmayalım, hayatın gerçeği bunlar. ABD Başkanı'na baktığınızda, adam Twitter üzerinden dünyayı yönetiyor."

"Trabzonspor'un iyi olmasından rahatsız olanlar var"

Usta, Twitter üzerinden kendisine atılan 'Sayın Başkan ince eleyip sık dokuyoruz, aceleci davranmıyoruz, nokta atışı yapacağız.' şeklinde bir mesajın hatırlatılması üzerine ise şunları ifade etti:

"Taraftar transfer yapılsın diye bastırıyor. Ancak bu sene transfer baskısı nedeniyle 'Eyvah geciktik.' demedik. B, C şıklarına hiç gitmedik. Hocayla şuna karar verdik, ısrarla, inatla. Olmazsa, almayacağız. Onlar 'Almayacağız.' anladılar. Halbuki ben orada 'Kafaya koyduğumuz oyuncular var, biz bunları almak için uğraşıyoruz.' demek istedim. 'Hazır, kaliteli oyuncular. Merak etmeyin, onlar gelirse hemen adapte olur.' anlamında kullandım. Onu bir de provoke edenler var. Trabzonspor'un gerçekten iyi olmasından rahatsız olanlar var. Bunu üzülerek söylüyorum. Her camiada olduğu gibi bizde de var. Onlar köşeye yatmış, 'Başkan bunlar olmazsa başka alternatifimiz yok.' dedi. 'Tamam işte sizi kandırdı.' diye bir başlıyorlar, nesil de genç nesil olduğu için hemen o oltayla devam ediyor, gidiyor."

"Burak geldi, öbürleri de gelecek. İyi bir takım oluyor." diyen Muharrem Usta, sözlerini şöyle tamamladı:

"Sosyal medyada kullanılan kelime ve cümlelerin ruhu yoktur. Ruh, cümlelere aktarılamaz. Bir de anlık yazıldığı için onu aktarmak çok kolay değildir. Sosyal medya kullanıcıları cümle içinde ruhu üfleyemediklerinden dolayı yanlış anlaşılma oranları yükseliyor. Benim Trabzonspor taraftarına, camiasına sitemim olabilir ama o, ruhu olan bir sitemdir. Kötü anlamda bir şey asla söylemem. Biz de gelip geçeceğiz. O taraftarların içinden birileri yarın buraya başkan olacak. Trabzonspor sayesinde bütün bunları konuşuyoruz. 50 yıllık bir çınar, onun için kimsenin kimseye bir sitemi olamaz. Onlar sadece bir latife."

Aymeric Laporte sağlığına kavuşuyor!

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber