Belki henüz erken. Belki ilk maçtan Hamza Hamzaoğlu için yargıda bulunmak doğru da değil. Ne var ki kupa maçı olsa da genç teknik adamın felsefesi umut veriyor. Prandelli döneminden sonra aranan kadro istikrarı ve de en önemlisi coşku ilk maçtan ‘zamanla olacak’ dedirtti. Atılan dört golden ziyade sahadaki görüntü umut verdi.

Artık koşan, sahanın her yerinde pres yapan, tempolu oynamaya çalışan, 10 kişi kalsa da pes etmeyen, tribünlere gelenlerin ‘helal olsun’ diye bağırdığı, kulübe ile aralarında güzel bir elektrik olan bir takım göreceğimizi düşünüyorum. Çünkü dün böyle bir takım vardı. Tabii bu ruhu en iyi anlatacak oyuncuların başında da kaptan Selçuk İnan geliyor. O iyi oynarsa, kendini sadece futbola verirse Galatasaray da başka oynuyor. Dün frikik ve penaltıdan attığı goller, lider gibi öne çıkması ‘Yeni Galatasaray’da Selçuk’un yine başrole soyunacağını gösterir gibiydi. Örneğin unutulan adam Bruma’nın sonradan oyuna girip 10 kişi kalmış takımı öne geçirmesi de diğer bir ayrıntı. Hamzaoğlu bu genç yeteneği kazanırsa eli de güçlenir.

Tabii belli şeylerin oturması zaman alacak. Bu süreçte Galatasaray’ın zirve yarışının içinde olması ise büyük avantaj. Prandelli döneminin kötü izlerinin silinmesi zaten öyle bir günlük bir işte değil. Fırtınalı günler geçiren Galatasaray’da Hamzaoğlu’nun gelişinin ‘Kış güneşi’ etkisi yaparak havayı değiştireceğini öngörmek zor değil. Eskişehir karşısında bu sinyaller alındı. Melo’nun gereksiz atılışından sonra 10 kişi kalmasına rağmen iki gol atabilmek cesaret ve yürek işiydi.

Ve artık bu tempo ile 4 gollü hüsranların yerini dört gollü zaferler alacak gibi. Emin ol ki Hamza hoca baban da bir yerlerde seni izliyor ve gururlanıyordur.