Şu yaşananlara bakın... Divan kurulu başkanı mikrofondan, kongre üyelerinin büyük bir çoğunlukla seçtiği, kulübü batma noktasından alıp, mali konularda iyi bir yere getiren, geçen yıl şampiyon olup, sezonu üç kupayla kapatan Galatasaray Başkanı’na ağıza alınmayacak hakaretler ediyor. Evet eleştiri yapabilir, yol gösterebilir ama eleştirilerin bir sınırı var. Divan başkanı, kulüp başkanına hakaret edemez. Rencide edici suçlama yapamaz. Yaparsa da çizik yer. Kongre üyelerinin büyük bir çoğunluğu ve 30 milyon fedakâr Galatasaray taraftarı ‘Bu nasıl divan başkanı. Kulübüne zarar vermek için elinden geleni yapıyor’ diye düşünür.
Divan kurulunda akrabalarım var. Çok iyi arkadaşlarım ve abilerim var. Hiçbiri Eşref Hamamcıoğlu’nun tavır ve davranışlarının doğru olduğunu düşünmüyor. Benim anlayamadığım Hamamcıoğlu, başkana, Yusuf Günay ve Abdurrahim Albayrak’a neden takmış durumda? Her fırsatta aşağılamaya, küçük düşürmeye çalışıyor. Ben bunun sebebini biliyorum. Kendisi de doğruları taraftara anlatmalı. Kesinlikle olay Galatasaray’ın menfaatleri değil!
Ünal Aysal’ı tuzağa düşürüp ‘Bu Fatih Terim’den kurtul’ diyerek kandıranlar, ‘Terim gitmezse kendimi yakarım’ ifadeleriyle Aysal’ı tehdit edenler, şimdi divan kurulunda avaz avaz ‘Başkan Mustafa Cengiz gitsin’ diye bağırıyorlar. Siz kimsiniz yaa! Galatasaray o kadar büyüdü ki, artık sizin kafanızdaki gibi küçük değil. Hiçbir yere sığmıyor. Maalesef sizler bunun farkında değilsiniz. Ama yakında göreceksiniz. Hedef belli: Önce Başkan Mustafa Cengiz’i yemek, daha sonra sıra Fatih Terim’de...
Madem divan kurulunda adalet dağıtmak istiyorsunuz, o zaman Ada’yı yıktıranları, kulübü icraya verenleri, store’ları yağmalayanları, bulunamayan, çalınan tırların sorumlularını, Galatasaray’a zarar veren bu insanları hırpalayın bakalım. Bunlar hakkında konuşun. Bunlarla birlikte hareket etmeyin.
Her neyse, bu konuda daha çok şey konuşup yazacağız. Bu haftalık da bu kadar.

Şenol Güneş’in A Milli Takımı
Ben Türk hoca hayranı bir insanım. Şenol Güneş’i de uzun yıllardır tanırım. Türkiye’nin yetiştirdiği en iyi üç teknik direktörden biridir. Bu Milli Takımı her kim ne konuşursa konuşsun 80 milyon Türk halkıyla bütünleştiren, hepimize tekrar ay-yıldızlı heyecanı kazandıran, Dünya Şampiyonu Fransa’yı Konya’da yenip, Paris’te berabere kalan, grup lideri olarak yoluna devam eden Şenol hocanın takımıdır. Ayırt etmeden bütün futbolculara ve Güneş’e bize yaşattıkları duygular için ne kadar teşekkür etsek azdır.
Avrupa’da yaşayan Türkler bana mesajlar atıyorlar. ‘Sokaklarda kahramanlar gibi dolaşıyoruz’ diyorlar. ‘Bu takım Avrupa Şampiyonu da olacak. Biz artık Milli Takımımız’ın peşini bırakmayacağız’ diyerek mutluluktan uçuyorlar. Başka söze gerek var mı!

Hayat kurtaran doktorlar
Çok değil 15 gün önce yeğenim ciddi bir kaza geçirdi. İki çocuk annesi Nesibe Göz’e saat 17.00 sıralarında 16 yaşında damacanayla su satan bir genç motosikletle 500 Evler’de yaya kaldırımında şiddetli bir şekilde çarptı.
Ağır bir beyin kanaması geçirdi. Taksim Sıraselviler İlkyardım Hastanesi’ne ambulansla acil olarak götürdük. Doktorlar yaşama şansının yüzde 20 olduğunu söyledi. Altı gün yoğun bakımda kaldı ve neticede hepsinden Allah razı olsun, doktorlarımız sayesinde yaşama döndü.
Tekirdağ Çerkezköy Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Fergan Genç’e, Taksim İlkyardım’ın Başhekimi Dr. Kaan Gideroğlu’na, anesteziyoloji uzmanı Dr. Muhittin Emre Altunrende’ye, Başhekim yardımcıları Murat Lasçı ve Hüseyin Fatih Sabuncu’ya teşekkür ederim. Doktorlarımız bize çok lazım. Onlara çok daha fazla değer vermeliyiz.