İnanın çok üzülüyorum. Neden biz futbolu konuşamıyoruz? Devletimiz, Türkiye’nin her tarafına Avrupa standartlarının da üstünde statlar yaptı. TFF’nin eski Başkanı Yıldırım Demirören, cumhuriyet tarihinin hakemlere en büyük yatırımını gerçekleştiren başkanıdır. Hepsine profesyonel kimlik kazandırdı. Çok büyük paralar da kazanıyorlar.
Video Yardımcı Hakem Sistemi iki senelik araştırmadan sonra Avrupa ile aynı anda Türkiye’ye getirildi. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar değişen bir şey olmuyor. Yusuf Namoğlu gidiyor, yerine Sabri Çelik geliyor. Tartışmalar artarak devam ediyor. Merak ediyorum bunun sebebi nedir? Düşünebiliyor musunuz, derbi maçın devre arasında üç futbolcu, Fatih Terim’e gidiyor ve ‘Hocam, hakem bizi atacak! İkili mücadelelere giremiyoruz’ diyor. Komedi değil mi bu... Hoca da mecburen birini oyundan alıyor, daha sonra da ötekileri...
Avrupa’ya bakıyorsun, kıran kırana maçlar oynanıyor. Hakemler de bu oyuna ayak uyduruyor. Futbolun daha hızlı oynanması için çaba gösteriyorlar. Ama sakatlamaya dönük, bilhassa ayağa basmalar, bileğe tekme atmalar... Bu pozisyonları kesinlikle affetmiyorlar. Fenerbahçe ile Galatasaray Türkiye’nin en güzide iki takımı. En az 50 milyon kişi bu maçı seyrediyor. Peki hakemin derdi ne! Neden iki takım oyuncuları da serbest bırakmıyorlar?
Fenerbahçe ya da Galatasaray kazanır. Bundan hakeme ne! Mehmet Topal’ın pozisyonunu, goldeki faulü geçtim... Bunları konuşmaktan da sıkıldım artık. Ama iki tane pozisyona takıldım. Biri, Moses ile Serdar Aziz’in arasında top kalıyor. İkisi birbirlerinin ayaklarına vuruyor, yanlarında hiçbir Galatasaraylı yok. Ama hakem sarı-kırmızılı takımın aleyhine faul veriyor.
İkincisi ise Skrtel, Onyekuru’nun ayağına basıyor. Onyekuru da Skrtel’e tepki gösteriyor. Hakem, Onyekuru’ya sarı gösteriyor ve oyuncu cezalı duruma düşüyor. Bu iki pozisyon kafama çok takıldı. Onyekuru bu hafta Kayseri maçında oynayamayacak. Bunun sorumlusu kim?
Şampiyon kim olursa olsun bu hakemleri ilgilendiren bir konu değil. VAR hakemi Bülent Yıldırım derbide hiçbir işe yaramadı. Madem seni o koltuğa oturttular, görevini layıkıyla yapmalısın. Ben şimdi merak ediyorum, pazar günü bu yaşananlar, hata mı, kasıt mı, yoksa iyi niyet mi...

Vefa Küçük’e saygı duyuyorum
Divan Başkanı ne anlama gelir? Kulübün ağabeyidir, babasıdır, en büyüğüdür. Cumartesi günü Fenerbahçe Ülker Stadı’nda Can Bartu için yapılan törene katıldım. Stadın önüne geldiğimde kulübün ağabeyi olarak Vefa Küçük duruyordu. Hepimize, bakanlara, diğer kulüp yöneticilerine, kendi camiasındaki insanlara, eski futbolculara herkese ‘hoş geldiğiniz’ deyip kucakladı.
İnanın muhteşem bir görüntüydü. Gözlerim doldu. Sıkı mı öyle bir kişi gidecek, sizin başkanınızın kaşının üzerinde nokta var diyecek veya Fenerbahçe Kulübü için kötü bir söz söyleyecek, kıyameti koparır! Helal olsun.
Bir de Galatasaray’daki divan toplantılarına bakıyorum, kendi seçtikleri başkanlarını karalamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Başkan diyor ki ‘81 milyon lira kâra geçtik’, oradan eski bir divan üyesi ‘Banane 81 milyon kârdan’ diyebiliyor. Ne yalan söyleyeyim kıskandım Vefa Küçük büyüğümü...

‘Can’ımızı acıttı
Babamdı, ağabeyimdi, canımdı... Ondan çok şey öğrendim. Çok düzgün bir adamdı. Futbolu farklı değerlendiriyordu. Eleştirir, ama hiç kimseyi kırmazdı. Gerçekten çok canım yandı. Eşi Güler Bartu, Can ağabeye çocuğuna bakar gibi baktı. Çok mutluydular.
Aziz Yıldırım aile dostlarıydı. Yıldırım, ‘Can ağabey’ derdi, başka bir şey söylemezdi. Çok uzun ve güzel sohbetler yapardık. Daha sonra Ali Koç başkan oldu. Acı haberi aldıktan sonra aileyi hiç yalnız bırakmadı. Sabah 07.30’da Can ağabey son yolculuğuna uğurlanmadan önce yıkanırken, Ali Koç başındaydı. Allah ondan da razı olsun.
Gerçekten çok büyük bir değerdi. Bana bir gün şunu anlattı; Kadıköy’de bir otelde kamp yapıyorlarmış. Gece 00.30’da oturdukları salonun lambası yanıyormuş. Kapıdan içeriye Galatasaray’ın başkanı girmiş ve ‘Kaptan sizin yarın çok önemli bir derbi maçınız yok mu, neden bu saate kadar ayaktasınız’ demiş. Can ağabey de kızarmış, utanmış ve daha sonra odalarına çekilmişler. İşte eskiden Can Bartu’nun derbiye saygısı, bakışı buydu...