Şampiyonlar Ligi'nin ölümü

Ligde 32 takımlı düzene geçişin ardından aristokrasi (İngiltere, İspanya, İtalya) artı onlara oyuncu yetiştirerek kaynak sağlayan burjuvazi (Bayern, Lyon ve PSV) domine etmeye başladılar Devler Ligi'ni... Son 4 yılda 16 yarı finalistin sadece ikisi bu grubun dışından geldi (Porto ve Monaco)... Aynı dönemin 32 çeyrek finalistindense sadece dördü halktan !.Şubatta büyük bir sürpriz olup, Celtic Milan'ı, Lille M.United'ı, Porto da endüstriyel ağabeyi Chelsea'yi elemezse, çeyrek finalde de yine aynı oyun sahnelenecek... Futbol aşkımızın sürme nedenlerinden birinin, belki de birincisinin, Şampiyonlar Ligi organizasyonunun bir gün tıkanacağını, işlemez hale gelip biteceğini düşünebiliyor musunuz? 15 yıl önce dinlediğimiz neredeyse bütün şarkılar anlamsızlaşmış ve hâlâ içimizi titreten belki de tek melodi o kalmışken, "die meister, die besten, the champions" sözleri, neredeyse "Sezen" kadar içimize işlemişken, bir daha o şarkıyı duymamayı göze alabilir misiniz? Üç büyük futbol ülkesi; İngiltere, İspanya ve İtalya'nın zaten yerel yayın hakları gelirleri bile diğerleriyle arayı açmaya yetiyor. Bayern, Lyon ve PSV de, Ballack, Diarra, Essien, Ooijer ve Robben'li kaynaklarıyla tutunuyorlar üst gruba... Bu sistem devam eder, her geçen yıl bu grupla diğerleri arasındaki fark sürerse, ne kadar daha, kalan ülke televizyonları milyonlar ödeyecekler, kendi takımlarının olmadığı bir organizasyonun yayın haklarına? Şimdi keyifle izliyoruz beynelmilel derbileri, Barcelona-Chelsea kapışmalarını, ama gün geçtikçe bu organizasyonun Avrupa futbolundan kopacağını, -deyim yerindeyse- NBA'leşeceğini düşünebiliyor musunuz? NBA'leşme riski Platini'nin lig formatını değiştirmek için yayın anlaşmalarının bittiği 2009'u beklemesi gerekecek gibi... O güne kadar içinde İspanyol, İngiliz ve İtalyan üyelerin de bulunduğu yönetim kurulunu 4 takımla temsil edilen ülkelerin hakkını üçe indirebilmek için ikna etmesi gerekecek. Peki ya Platini başaramazsa, ne olacak?..Hani geçtiğimiz günlerde çok acı bir haber düştü ya ajanslara... Endonezyalılar, hastalıkların çaresi olarak üretilen aşıların imalatı için virüs sağlamak istemedi artık... Çünkü onların hastalıklarıyla üretilen aşıları, onlar satın alamıyordu tedavi olmak için... Bu 3+3 dışında kalan Avrupa ülkeleri de bu yönteme başvurabilirler yakın zamanda... Kendi takımlarının olmadığı ve yer alma şanslarının her geçen gün azaldığı bir Devler Ligi'ni izlemek istemezlerse... Hatta katılmak istemezlerse... Şampiyonlar Ligi tükenirse bir gün ve ölürse? Alışır mıyız ona da, her ölüm gibi? Platini ikna edemezse UEFA başkanlık adaylarını ayıran en önemli detaydı, Ş.Ligi ile ilgili görüşleri... Ama Platini'nin seçilmesindeki esas kriter bu muydu, tartışılır.Tamam Platini, selefinden 25 yaş gençti. Johansson'un çeşitli rahatsızlıkları vardı ve nüfus kağıdının doğum hanesinde yazan tarihler arasındaki derin fark etkili oldu seçimde... Tamam Platini UEFA'nın kalbi İsviçre'ye taşınacaktı, Johansson gibi İsveç'ten yönetmeyecekti Avrupa futbolunu... Bu da etkili oldu oyların dağılımında... Ama esas sebep, Moskova organizasyonuydu diyor fısıltı gazetesi...Platini'nin, Moskova gezisinde Ruslarla kurduğu olumlu ilişkiler etkiledi diyorlar seçimi... Mâlum SSCB'nin dağılımıyla 11'e varan bir oy potansiyeli var bölge ülkelerinin... Eurovision şarkı yarışmasını takip ediyoruz hep beraber... Son yıllarda bu ülkelerin puanları kendi aralarında nasıl bölüştüğünü de görüyoruz tabii. Rusların futbola etkisi sadece Abramovich'le, Romanov'la sınırlı değil galiba... UEFA'nın bir sonraki başkanı da Rus olabilir mi acaba? Eurovision TAKTİK "Zidane'ın topla yapabildiği herşeyi Maradona küçük bir portakalla yapıyordu." "Evet, belki Zidane'ın yetenekleri bir üçüncü lig topçusundan çok fazla değil. Ama onun farkı, doğru zamanda doğru kararı verebilmesi." UEFA teknik çalışma grubu başkanı Osieck, çok hoş bilgiler vermişti Antalya'daki seminerde. Klasik kanat akını ile sadece 1 gol olmuş Dünya Kupası boyunca. İtalya'ysa duran toplardan tam 7 sayı yapmış. 41 maçta ilk golü bulan takım galip gelmiş.Ama en dikkat çekici detay, kupada sadece 2 kontratak golü yaşanmış olması. Osieck, bunu futbolda artan kontrollü oyun anlayışına bağlıyor, ama her şampiyona Dünya Kupası gibi tek maçlı eliminasyon sistemiyle oynanmadığı için futbolun geneline sirayet etmeyeceğini düşünüyor bu durumun...Süper Lig'de son günlerde azalan gol sayısını da tartışıyoruz ya aramızda... Tek maçlı eliminasyon da uygulanmıyor ligde... Ama hani Osieck şöyle biraz hafızasını zorlasa... 90'ların ortalarına, bu ülkeden ayrıldığı dönemlere dönse... Bir de bu yıl Süper Lig'de aktif çalışan 18 hocanın görev süreleri ortalamasının yalnızca 21 hafta olduğunu bir kenara not etse... 21 maçlı eliminasyon sistemi mi uygulanıyor yoksa bu ligde? umeleke@milliyet.com.tr Osieck ne anlattı?

Erol Bulut: "Ligde bulunduğumuz konumu kaybetmek istemiyoruz"

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber