Bu balçık tarlasına dört çeker traktörü soksanız çıkamazdı, Galatasaray çıktı. Helal olsun... Kim ne derse desin, iş Avrupa olunca genellikle bir başka Galatasaray izliyoruz. Sanki genlerine işlemiş bu Avrupa...

Bu tarladan traktör bile çıkamazdı
Fotoğraf: Doğan Çil

BİLAL MEŞE SORDU, ŞANSAL BÜYÜKA CEVAPLADI

Galatasaray, Juventus karşısında akıllı oynadı, haddini bildi ve turu getirdi. Üstelik böyle bir statta, böyle bir zemine karşı ve böyle stresli bir ortamda...

Duayenimiz Şansal Büyüka’nın yorumu ne olacak bu maça acaba?
Bu balçık tarlasına dört çeker traktörü soksanız çıkamazdı, Galatasaray çıktı. Helal olsun Galatasaray’a... Kim ne derse desin, iş Avrupa olunca genellikle bir başka Galatasaray izliyoruz. Sanki Galatasaray’ın genlerine işlemiş bu Avrupa... Düşünün, iki taksitle oynanan bir maç... Savunma yapan, oynamaya değil bozmaya çalışan bir takım için Aslantepe’nin o berbat zemini büyük avantajdı. Galatasaray, Juventus’un bu avantajı kullanmasına bile izin vermedi. Bakmayın, İtalyanlar elenmenin öfkesi ile büyük yaygara yapacaktır. Çoktan alıştık onların yaygaralarına... Önemsemeye gerek yok.

Sneijder, Mancini neler söylemek istersiniz?
Sneijder bir gol attı, bugüne kadar olan bütün günahlarını affettirdi. Ortalarda görünmüyordu, ama bir göründü, Şampiyonlar Ligi’nde bir üst tur geldi. Mancini’nin de hakkını teslim edelim. Maçın ilk yarım saatte tatil edilen bölümünde de, bir saatlik ikinci bölümünde de, Galatasaray’ı çok iyi yönetti. Mancini’yi eleştirmeye katılıyorum da , adamı da “sinek ikilisi” yapmayalım. Sonuçta Avrupa’nın kariyerli üç, beş hocasından biri... Bir de şunu söylemeliyim. Fatih Terim’e elbette saygılar, sevgiler... Başımızın üstünde, kalbimizin içinde vazgeçilmez bir yeri var. O zaman Fatih Hoca’yı gönüllerde yaşayalım, ülkemize ve Galatasaray’a alışmaya başlayan Mancini’ye sarılalım.

Aynı Galatasaray’ı ligde niye göremiyoruz?
Bu büyük ölçüde motivasyon işi... Kabul edelim ki, özellikle yabancılar Drogba, Sneijder, Chedjou, Melo ve digerleri, Avrupa sahnesine çıkınca kendilerini gösterme konusunda daha duyarlı, daha çalışkan, daha yaratıcı oluyorlar. Ne de olsa Şampiyonlar Ligi... Dünyanın en önemli organizasyonlarından biri... Futbolun göz kamaştıran galası... Bunu özellikle Galatasaray takımı, yabancıları başta olmak üzere çok iyi hissediyorlar ve bunu da sahaya yansıtıyorlar.

Peki bundan sonrası ne olur?
Gerçekçi olalım, futbol şansı çok önemli. Şanslı sayılabilecek bir kura çıkarsa Galatasaray yürümeye devam eder Şunu net söylemeliyim, Şampiyonlar Ligi’ne abone olmuş Juventus’u geride bırakıyorsan, çoğu takımı da geride bırakırsın. Her zaman söylüyoruz, yeter ki, Galatasaray, Galatasaray gibi oynasın. Bugün bu anlayıştaki bir Galatasaray’ın bir-iki takım dışında Avrupa’nın her takımı ile kafa kafaya oynayacağını düşünüyorum.

Saha şartlarına ne diyorsunuz?
Orası büyük problem... Kardeşim geçen yıl Braga, Cluj maçları, bu yıl Juventus karşılaşması... Yarın-öbür gün bir üst turda oynarken, nasıl bir Aslantepe zemini olacağını bilemiyorsunuz. Stadları yeniliyoruz ama kafalar yerinde sayıyor. Bakıyorum, gene bir dizi polemik; yok ısıtma vardı, yoktu. Isıtma geç çalıştı, erken çalıştı. Kardeşim, İngiltere, Almanya bize oranla bin kat daha kötü hava koşullarında oynuyor. Hava sıcaklığı eksileri, kar kalınlığı metreleri buluyor. Böyle bir stat zemini görüyor musunuz. Aslantepe altı üstü iki yıllık bir stat... Ama baktım kırk yıl öncesinin ilkel görüntüsü... Tahta kürekler- kazmalar zemini temizlemeye çalışıyorlar. Statları yeniliyoruz ama kafaları yenileyemiyoruz. Bu anlayışla, rakiplerinden önce Galatasaray’a tuzağı biz kuruyoruz. Allah’tan G.Saraylı oyuncular bu tuzağa düşmediler. O zaman yürü be Cim-Bom...

Alex yedek dahi olamaz

Ersun Yanal’ın felsefesinde Alex yedek bile olamaz. Yanal’ın felsefesinde güçlü ve tempolu oynaman gerekiyor. Fenerbahçe’nin kadrosunda bu rolü en çok Alper’e yakıştırıyorum ama o da biraz gelişme kaydetmesine rağmen henüz yetersiz

Şansal Büyüka’ya lider Fenerbahçe’yi sorduk, kötü oynasa da kazanıyor, yoluna emin adımlarla devam ediyor:

“Fenerbahçe’nin iyi oynadığını düşünmüyorum. Fenerbahçe fizik gücü ve hırsıyla kazanıyor. Rize’de de bunun örneğini gördük. Fenerbahçe özellikle ikinci yarıdaki fizik gücüyle rakibine üstünlük kuruyor ve kazanıyor. Burada haklarını teslim etmemiz gerekiyor. Beşiktaş maçında bir eksik oynamasına rağmen rakibini kendi alanına hapsetti. Rize, Fenerbahçe’yi ilk yarıda darmadağın etti, ikinci devrede santrayı geçemedi. Antalya ve
Rize deplasmanında sıkıntı çektiler.”

İyi oynamadığını söylüyorsunuz, neden?

“Fenerbahçe savunmasının tamamı çok iyi oynuyordu. Şimdi sanki Gökhan, Alves ve Egemen’de bir düşüş başladı. Bu yüzden Fenerbahçe şu anda dayanıklılık ve fizik gücüyle bu yarışı sürdürüyor. 14’te 11 yapmış. 2 beraberliğinde Trabzon karşısında tek kale oynamış atamamış. Beşiktaş maçında da bir eksikle pozisyon yakalamış, atamamış. Mağlup olduğu Konya maçını da 2-0’dan vermiş. İstikrar, dayanıklılık, fizik gücü ve hırs üst düzeyde. Skorlar hep bıçak sırtı gidiyor. Antalya maçı dışında sanki Sow ve Emenike bireysel oynuyorlar. Birbirlerini besleyemiyorlar. Fenerbahçe’nin forvet arkası bir oyuncuya ihtiyacı var. Fenerbahçe’ye olgun bir atak yaratacak adam gerekiyor.“

Yani Alex mi, ya da kim olmalı sizce?
“Ersun Yanal’ın felsefesinde Alex yedek bile olamaz. Yanal’ın felsefesinde güçlü ve tempolu oynaman gerekiyor. Fenerbahçe’nin kadrosunda bu rolü en çok Alper’e yakıştırıyorum ama o da biraz gelişme kaydetmesine rağmen henüz yetersiz. Bunu yapacak en iyi isim Salih. O da gereken patlamayı yapamadı.


Niye izin almadın?

Kupaya damgasını vuran bir başka olay ise Fethiyespor’un sahaya ‘YÜCE ATATÜRK’ yazılı tişörtlerle çıkması. Drogba’da Mandela yazılı formayla çıktı sahaya. Disiplin’e verildiler. Bu konu üzerindeki tartışmalar bitmiyor, pek de biteceğe benzemiyor:
n “Polemiği seviyoruz bu bir gerçek. Bir de söz konusu Atatürk ve Mandela olunca çok duyarlıyız. Özellikle Atatürk olunca... Ama çoğumuzun kuralı bilmediğini çok net görüyorum. Federasyon, ‘Niye bu sloganlarla çıktın’ demiyor. ‘Niye izin almadın?’ diyor. Kanoute, Filistin ile ilgili bir şeyle çıktı 3 bin 500 euro ceza aldı UEFA’dan. Baktığında dünyada örnekler var.

Bu tarladan traktör bile çıkamazdı

Bu futbola saygısızlık
Türkiye Kupası’nda Fethiyespor Fenerbahçe’yi, Bucaspor Beşiktaş’ı, Balıkesirspor Trabzon’u saf dışı bırakırken, Galatasaray turu zar, zor, penaltılarla kucakladı.
Usta gazeteci Ağabeyimiz Şansal Büyüka büyüklerin kupadan elenişine şu yorumu yaptı:

- “Kupada, büyüklerin davranışı gördükten sonra, açıkçası şunu çok net düşünüyorum. Futbolcuların mesleklerine, hocaların ve yöneticilerin de camialarına asla saygısı yok.”

Durmak bilmiyor Usta:

- “Bir kupada rotasyon yapabilirsin, bu son derece normal. Ama kökten takımı değiştir, ‘bizim bu kupada ne işimiz var?’ gibi açıklamalar asla doğruyu yansıtmıyor. Fenerbahçe’de başkan, ‘PAF takımı ile oynarız’ dedi. Abdullah Kiğılı çıktı, ‘elenmemiz iyi oldu’ ifadelerini kullandı. Ersun hoca da buna benzer açıklamalar yaptı.
Şu unutulmasın ki, Fenerbahçe son iki sezon şampiyonluğu kaçırırken kazandığı Türkiye Kupası ile moral buldu.”

Her şeyin parayla ölçülmesine de büyük tepki gösteren Büyüka, kupanın getirisinin az olduğuna da katılıyor katılmasına da, sokaktaki taraftarın yönetimlerine sesine kulak vermesi gerektiğini savunuyor:

“Bu yüzden elenmenin ardından bir de seyirciye çıkıp sormak lazım, ne diyor. Seyirciler ile yönetim arasında çok büyük kopukluk var. Para tamam, katılıyorum. Ama büyüklüğü ne kupayla ne paraylaydı hani... Kupada 1-2 milyon kaybedersin, başka yerden kazanırsın. Kaldı ki tasarruf düşünüyorsan önce transferde çar çur ettikleri paralara dönüp bir baksınlar. Bu futbola saygısızlıktır.”

Bilic sezonu tamamlar
Fikret Orman’da hoca değiştirecek bir profil yok. Bilic’in devam etmesinde de bir sakınca yok. Ama şurası çok açık, Beşiktaş hangi maçı oynadıysa, rakibinden daha fazla koşmuş

Rotayı, ligin ilk dört haftasında fırtına gibi esen, sonra düşüşe geçen Beşiktaş’a çeviriyoruz. Kartal kötü gidiyor, Fernandes ortalarda yok, Bilic’e tepkiler artıyor:

“Bilic sezonu tamamlayacaktır. Fikret Orman’da hoca değiştirecek bir profil yok. Bilic’in devam etmesinde de bir sakınca yok. Ama şurası çok açık, hangi maçı oynadıysa rakibinden daha fazla koşmuş Beşiktaş. Üretmeden koşmak bir işe yaramıyor. Bilic, Fener ve Sivas maçlarının ikinci yarısının hesabını vermeli. Takım niye duruyor? Gücü olmasa ilk yarıda da koşamaz. Acaba oyuncular güçlerini ekonomik kullanmıyor mu? Bazen topa basıp oyunu durdurup dinlenmeyi seçmiyor mu? Bir de şu var, eğer sen ilk 20 dakikada 4 pozisyona girip atamıyorsan, burada Bilic kadar oyuncular da suçlu. Futboldaki şanssızlık kelimesi becerisizliğin kılıfı olmuş. 20 metreden çataldan döner top, şans derim. Ama sen 3 metreden vuramıyorsun şanssızlık diyorsun. Yok böyle bir şey. Beşiktaş için Fernandes değil, Oğuzhan önemli. Beşiktaş’ın ataklarını geliştirmekte Oğuzhan çok önemli rol oynuyor. Sivas maçında Beşiktaş’ın kazandığı birisi daha var. O da Mehmet Akgün. Yeni bir Veli geldi diyebilirim.

Fernandes olayı giderek büyüyor, ağabey:

“Fernandes’in kafası karışık. Eee bu kadar para alıyorsun. Her gece alemlerde takılıyorsun. Sesini çıkaran yok. Yediğin önünde, yemediğin ardında. Bu rahatlık nerede var? İyi bir Fernandes her takıma lazım. Geçen sene ile bu yılkini düşün. Yönetimin ya, ‘Adam gibi oyna’ demesi, ya da yolların ayrılması lazım. Sabahlara kadar gezdiğin yerde alkol tüketimi de var. Sigara ile haşır neşirsin. Gece uykusunu hiçbir şeyin veremeyeceğini söylüyorlar. Bunlardan sonra sabah idmanda halin kalır mı? Beşiktaş böyle oynarsa lideri yakalayamaz. Sırf lideri de düşünmeyeceksin. Çekiştiğin bir Kasımpaşa var. Beşiktaş Kasımpaşa’yı es geçemez. Galatasaray bu kadar kötüyken, hoca değişikliği sarsıntı geçirirken Beşiktaş, ile aynı puandaysa Beşiktaş’ın bunun hesabını yapması lazım.

İlk defa Akçay’ı beğenmedim
Trabzonspor, Süper Lig’de tepetakla... Artı yönetim kanadında da çatlaklar, istifalar olmaya başladı. Akçay, köşeye sıkıştı:

“Kendimi bildim bileli Trabzonspor’un Gaziantep karşısında ilk yarıdaki oyunu kadar kötü bir futbol oynadığını görmedim. İnanılması zor bir takım vardı. Elini kolunu sallayan Gaziantepli kaleye gitti. Vücut dili denen bir şey var. Mustafa Akçay’ı ilk defa moralsiz ve çökük gördüm. Lider her şartta diri ve pozitif bir anlayışla takımını yönetmeli. Tamam, Avrupa Ligi’nde gidiyor. Mazereti var. Ama günümüz futbolunda haftada iki maç oynamayı bileceksin. İlk defa Akçay’ı beğenmedim.”