Şansal Büyüka

Şansal Büyüka

sansal.buyuka@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Fenerbahçe’nin hocası Jorge Jesus’un, Galatasaray’ın hocası Okan Buruk’a oranla yaşıyla, birikimiyle, şampiyonluklarıyla haklı olarak daha önde, daha bilinen bir adı var... Ama gördük ki maçı Jesus’un adı değil, Buruk’un aklı kazandı...
Fenerbahçe’nin taş gibi ağır üçlü stoperle oynadığını artık ‘Sağır Sultan’ bile biliyor... Okan Hoca, bu ağır savunmaya karşı çok akıllı bir ön alan oluşturdu... Ağır Gomis’i, hatta Icardi’yi oynatmak yerine, Barış Alper, Kerem ve arkalarında Mertens gibi üç “uçurtmayı“ Fenerbahçe’nin ağır adamlarının üstüne saldı...
Galatasaray’da kafasını kaldıran her oyuncu çoğu takımın yaptığı gibi Fenerbahçe’nin geniş alanlarına uzun toplar attı... Serdar Aziz, Gustavo, Szalai dönene kadar, Galatasaray’ın uçurtmaları Fenerbahce ceza alanı içinde kaç defa golle burun buruna geldi...
Galatasaray sürekli geldiği ilk yarıda bir gol attı, birden çok fazlasını kaçırdı... Hele Barış Alper’in kaçırdığı... En zorunu yaptı, 7-8 metreden topu üstten dışarı vurdu...
Galatasaray dalga dalga gelirken, Ferdi, ağır stoperlerin açıklarını kapatmaktan hücuma bile gidemedi...Galatasaray savunmasının hareketli oyunu karşısında, Fenerbahçe’nin hücumcuları da ağır kaldı... Fenerbahçe sadece 1-2 defa rakip ceza alanında ciddi anlamda görünebildi... O zaman da karşısına Muslera çıktı...
İlk yarı bittiğinde Kadıköy’de çok egemen, çok iyi bir Galatasaray, çok ağır, futboldan çok uzak bir Fenerbahçe ile Jesus’un adı ile Okan Hoca’nın aklı vardı...
İkinci yarı başladı, Fenerbahçe’nin ilk yarıdaki “perişan“ halinden biraz kurtulduğunu gördük... Ancak Galatasaray her Fenerbahçe atağında Kerem’i, Barış’ı, Rashica’yı savunmasının arasına sokarak, her hücumda Fenerbahçe ceza alanına kadar yollayarak “takım oyunundan“ şahane örnekler vermeye devam etti... Nitekim ikinci yarının hemen başında Barış Alper, sonrasında Mertens’in darbeli vuruşları kaleci Altay’dan döndü...
Fenerbahçe’nin baskı dakikalarında akılda kalan tek pozisyon, Osayi Samuel’in çaprazdan çok sert şutunun kaleci Muslera’dan dönmesiydi... Batshuayi, çıkana kadar neredeyse topa vurmadı... Aslında ilk yarıdaki görüntüsüne rağmen ikinci yarıya başlaması bir başka Jesus yanlışıydı...
Galatasaray hücum ederken, Fenerbahçe savunmasının, kendi kalesini savunurken, Fenerbahçe golcülerinin ne kadar ağır olduğunu, aslında Fenerbahçe takımının ne kadar ağır oyunculardan kurulu bir takım olduğunu, bunun sonucu hiçbir büyük maçı kazanamadığını, dünya aleme gösterdi...
Elbette bir çift lafı da İrfan Can hak ediyor... Zaten futbol oynamıyorsun... Bir de her büyük maçta Fenerbahçe’yi bir eksik bırakıyorsun... Bu kaçıncı... Hiç mi ders almazsın... Hadi sen ders almıyorsun, yöneticilerin hiç mi ders vermezler...
Bu maçın “Aması... Fakatı... Ancakı” yok... Tartışma götürmeyecek bir maç ve Galatasaray adına çok hak edilmiş bir galibiyet... Galatasaray’ın son yıllarda Kadıköy’de kazandığı derbiler de dahil, bu kadar güvenli, bu kadar iyi, bu kadar baskın ve rakibi bu kadar sahadan silen bir maçını görmemiştim...
Futbolun gerçeğini konuşalım... Okan Buruk; Jorge Jesus’a... Galatasaray takımı da Fenerbahçe’ye futbol dersi verdi... Fenerbahçe dua etsin Kadıköy’de yeni bir 6-0 olmadı... Tabi Galatasaray lehine...