“Kadersizin işi, muhallebi yerken kırılır dişi“ demişler... Fatih Terim’in ifadesiyle zaten sahada “sakata gelen“ bir Galatasaray var... Takımın yapısını bile etkileyen bu kadar çok sakat varken, ister beğenin ister beğenmeyin, oyunun daha başında Belhanda‘nın sakatlanıp çıkması bu eksikliklere “tuz - biber“ ekti... Bitmedi, gene ilk yarıda faul mü, değil mi, belli olmayan bir pozisyonda Mariano sarı kartı yiyip Fenerbahçe maçında cezalı duruma düştü... Bu kadar sakat varken, bir cezalı deyip geçmeyin, çok etkiler... Galatasaray özellikle savunmanın merkezinde, yani stoperlerini her maç o kadar çok değiştiriyor ki, hatta maç içinde bile o kadar çok değiştirmek zorunda kalıyor ki, bu stoperlerin birbirleri ile uyum sağlamaları imkansız hale geliyor...

Nitekim Malatya‘nın ilk golü böyle bir uyumsuzluğun sonucu geldi... Donald’ın golüyle biten atakta Boutaib topu araya göstere göstere attı... Galatasaray stoperleri aralarından geçip giden topu ne kesebildi, ne de golü atan Donald’ı durdurabildi... Donald da, Allah’ı var, bir gol vuruşu ne kadar güzel yapılabilirse, o kadar güzel vurdu...
Genç stoper Ozan’ın son iki maçta yaptığı ikinci penaltı bu... Şanssızlık diyebilirsiniz, dikkatsizlk, tecrübesizlik diyebilirsiniz... Hepsi kabul... Ancak Ozan savunma adamlarının arkaya kaçırdığı rakipler yüzünden o kadar çok kademeye giriyor, o kadar çok kritik top kesiyor ki, hepsi bıçak sırtı... Nitekim Malatya karşısında çok kritik, golle sonuçlanabilecek çok başarılı üç kademeye girdi, dördüncüsünde zamanlamayı ayarlayamayınca penaltıyı yaptı...

Galatasaray’da sahada olanlar, sanki sakatlıktan sahada olmayanların arkasına sığınmış gibi... Kardeşim, Galatasaray forması giyiyorsanız, böyle maçlarda ortaya çıkacak, direnecek, isyan edecek, takımı ayağa kaldıracaksınız... Oysa tam aksini yapıyorlar; tam siperler... Allahaşkına Sinan nerede, Ndiaye nerede, sezon başı fırtına gibi esen Rodrigues nerede... Diğerleri nerede... Yoklar, hiç yoklar, sanki sahaya ve maça gelmemiş gibiler... Buna rağmen iki Ahmet Çalık kafası, Rodrigues‘in, Sinan‘ın ikinci yarıda “nasıl kaçırdık” diye kendilerinin bile inanamadığı pozisyonlar, Muğdat’ın direkten dönen dokunuşu, Donk‘un iki adımdan topu kaleye dürtmek için geç kalışı olmasa bu silikliğe, bu “güçsüz futbola“ rağmen puan gelebilirdi...

Malatya’da Sadık’ın yanında alıştığı Mina olmayınca aksayacağını düşünmüştüm... Ama eski Aslan, aslan gibi mücadele edip, Aslan gibi oynadı. Boutaib‘in bile santrforluğu bırakıp bazen stoper oynadığı, takım halinde yüksek bir dayanışma sergileyen Malatyaspor takımı izledik...

Bir özdeyiş “Hayatta zorluklar kaçınılmazdır... Yenilmek sizin seçiminizdir“ der... Galatasaray’ın sahadaki sağlamları bu seçimi yapmış gibi... İsyanları, inatları, yeteri kadar coşkuları yok... İlk on bire girmek için yakaladıkları büyük fırsattan, büyük şanstan haberleri yok... Bu futbolculara Galatasaray formasının büyüklüğünü Fatih Hoca da anlatamıyorsa, kim anlatacak arkadaş...