Bizim ligde ilk 20 dakika içinde aynı takıma üç penaltı çalınması pek görünür bir şey değil... Arda Kardeşler ilk penaltıyı çalmasa bir şey demem. Hatta daha doğru olurdu. İkincisi tartışmasız penaltı... Üçüncüsünde elle buluşma var mı, yok mu, elli defa izle çok belli değil... Gühahı da, sevabı da VAR‘ın boynuna...
Takımda Alman liginde bugüne kadar penaltı kaçırmayan Max Kruse var. Türkiye Süper Ligi’nin ustası Emre var. Topun başında Moses... Öyle yavaş vuruyor ki, kaleci köşeyi anladı mı gol olma şansı sıfır... Sanki mahalle maçında çocuğun koruduğu kaleye penaltı atıyorsun. Daha bir hafta önce Süper Kupa finalinde gördük. Eloğlu penaltının başına geldi mi, kalecinin gözünün üstüne çakıyor.

- Fenerbahçe maça çok iyi başladı. Hemen diyeceksiniz ki “karşısında rakip mi vardı.” Doğru Gazişehir diye bir takım yoktu. Zaten bu görüntü ile devam ederlerse kusura bakmasınlar, geldikleri gibi giderler. Ama biz geçen yıl ne maçlar, ne takımlar gördük. Düşenler bile Fenerbahçe‘ye ikişer üçer atıp gittiler.
- Fenerbahçe aşırı iştahlıydı. Her yerde bastı, temaslı oynadı, hızlı hücuma çıktı, çok iyi pas yaptı.. En önemlisi Fenerbahçe artık yerden ve havadan rakip savunmanın arkasına top atmaya başladı... Vedat Muriç‘in golünü tarifi mümkün değil, görmek lazım... Ayrıca Vedat eli belinde “beleş“ top beklemiyor... Sahanın her yerinde arı gibi çalışıyor...
- Süper Lig’de “kırkına merdiven dayayan“ bir delikanlı var; Emre Belözoğlu... Pas böyle atılır... Sağına dön 5 metre, soluna dön 3 metre, öyle kandırmaca değil... Sağa dönüyor 30 metre gönderiyor, sola dönüyor 20 metre atıyor, arkadaşlarının koşu yoluna topu bırakıyor... Adam Benjamin Button gibi... Zamanı geri sarıyor ...
- Fenerbahçe yıllar sonra rakip savunmanın arkasına top atmaya başladı... Değerli dostumuz Prof. Dr. Tarık Esen‘in ifadesiyle Alex‘ten bu yana Fenerbahçe ilk defa rakip savunmanın arkasına top atıyor... Bu işin ustası Max Kruse... İnanılmaz toplar attı... Attığı toplar ya gol oldu ya rakip kalede büyük tehlike yarattı...
- Fenerbahçe hızlı hücum etti... O uyutan, esneten, insanın göz kapaklarına tonlarca yük bindiren hücum anlayışından eser yoktu... Gerektiğinde deparla bindirdi, gerektiğinde pas oyunuyla... Pas oyununda Fenerbahçe’nin önemli bir mesafe aldığını söylemeliyiz... Unutmadan; kısa süre oynamış olsa bile Tolga Ciğerci iyi geliyor ...
- Zanka için soru işaretlerim var... Rakip çok seyrek, çok etkisiz gelse bile öyle “ Fenerbahçe aradığı stoperi buldu” dedirtemedi... Kazanırken eksiği göreceksin... Mutlaka kaliteli bir stopere ihtiyaç var... Bundan sonrası Başakşehir, ardından Trabzon-spor... Her takım Gazişehir olsa sorun değil de, bu ligin birbirinden önemli takımları var...
- Fenerbahçe çok ama çok uzun süren “esmer günlerinin“ ardından, Kadıköy‘de gece vakti güneş gibi parladı... Üstelik Galatasaray, Beşiktaş, Başakşehir‘in 3‘er, Trabzonspor‘un 2 puan kaybettiği ilk haftada sadece “Bereketli ve liderliği getiren“ bir haftayı sadece üç puanı kazanarak değil yanına güveni, morali, futbola dönüşü katarak tamamladı... Yeter mi? Elbette yetmez ama evet ...