Hem Galatasaray camiası hem de Igor Tudor adına belki de bu sezonun en kritik maçıydı.

Akhisar kağıt üstünde çantada keklik gibi görünse de, sarı-kırmızılıların içinde bulunduğu garip durum, o kekliği Ege Atmacası’na çevirmişti. İlk 45 dakikada gelen iki gol, Akhisar’ı erken havaya sokup, Tudor’u İstanbul dışına göndermiş gibi olsa da; devre arası dopingi ve elbette büyük takım kimliği ikinci yarıda maçı Galatasaray’a çevirmeye yetti.

2-0 geriden gelip, maçı 4-2 kazanmak doğrusu her babayiğidin harcı değildir.

Bu sonuç, sıkıntılı süreçte Tudor’u ipten almış, beraat noktasına taşımıştır. Aynı zamanda ligin devre arasına kadar Dursun Özbek ve yönetimine kredi sağlamış ve o kredinin karşılığında da mutlak bir sol bek transferi olduğunu şart koşmuştur. Kısacası dün Galatasaray 45 dakikalık performansıyla, bir sezonun ilk devresini kurtarmıştır.

Maçın hakemi Ümit Öztürk’ün sonuca mutlak tesir ettiğini vurgulayıp öne çıkan aktörlere değinelim...

Başrol kesinlikle Galatasaray taraftarınındır. Tudor’a, oynamayan bazı yıldızlara, tepki koydukları yönetime rağmen yine tribündeydiler, 2-0 gerideyken bile umut yüklüydüler. Pozitif enerjileriyle maçın kazanılmasında büyük rol oynadılar.

Fernando Muslera: Her hafta daha kötü oynuyor. Asla Avrupa’nın en iyi beş kalecisinden biri değil. Performansı bu kadar kötü ama buna karşın çok yüksek ücret alan ilk beş kaleciden biri derseniz; ona varım. Çekirge üç sıçrar, Muslera üçüncü sıçrayışını yaptı. Bundan sonra Galatasaray’ın başına büyük bir iş açacak, umarım Tudor bunun farkındadır.

Igor Tudor: Teknik adam becerisi, oyun okuma ve asıl önemlisi rakip analizi konularında bir kez daha kötü not aldı. Görünen o ki yakında sınıfta kalacak. Akhisar gibi bir rakibin karşısına Rodrigues’siz bir 11 ile çıkmak tam anlamıyla teknik adam beceriksizliğidir. 2-0’dan 4-2’ye gelmekte Hırvat teknik adamın katkısı en fazla olsa olsa 100 üzerinden 1’dir.

Ümit Öztürk: Eğer Türk hakemliğinin geleceği Ümit Öztürk ve onun gibilere bağlıysa yazık, çok yazık... Büyük bir eyyamcı ve pozisyon süzmekte son derece beceriksiz bir hakem izledik. Ege ekibi aleyhine çıkan kırmızı kartın futbol oyun kurallarında yeri yok; voleybol ve basketbolda bile yok... Lopes’in Yasin’e faulü söz konusu değil. Üstüne bir de kırmızı kart gösteriyorsun.

Bir de Henrique’nin sakatlanıp çıktığı pozisyona bakalım. Serdar Aziz’in yaptığı hareket net bir kırmızı kart... Pozisyon gözünün önünde ama cesaret nerede? Gomis’in kartı da çok ağır. Olsa olsa itiş kakıştan sarı kart verirsin ama onu görecek beceri ve yetenek yok.

Okan Buruk’un niye atıldığını, Buruk atılırken sürekli hakeme itiraz edip çizgi ihlali yapan Tudor’un neden ceza almadığını da anlamak mümkün değil...

Ama şu da bir gerçek; yıldızlarıyla fark yaratan Galatasaray, hala şampiyonluğun çok önemli adayıdır.