"UEFA gözünün yaşına bakmaz"

Bizim kulüpler UEFA’yı bizimle karıştırıyorlar. UEFA, gözünün yaşına bakmaz. Bugünün sorunu değil bu... Türkiye’deki modeli geçmiş, ilkel yönetimlerin sonucu bu... Galatasaray’ın gündeminde zaten büyük, pahalı transfer yoktu. Bu saatten sonra hiç yapamazlar.

"UEFA gözünün yaşına bakmaz"

BİLAL MEŞE sordu DUAYEN cevapladı
ŞANSAL BÜYÜKA ile DOBRA DOBRA

Süper Lig’de ikinci yarı kör, topal başladı. Galatasaray kazandı ama UEFA’dan gelen yazıyla sevinci yarıda kaldı. Beşiktaş-Mersin İdman Yurdu başladı, bitemedi. Fenerbahçe-Eskişehir’i net bir skorla yendi, ancak maça damgasını vuran isim hakem Alper Ulusoy’du.

Bunlar, ligin çerçevesinden bakarken gördüklerimiz... Ama görmediğimiz, daha doğrusu görmek istemediğimiz diğer konuyu UEFA gözümüze soktu! Galatasaray için ceza kaçınılmaz oldu.

UEFA’nın bile ilk kez böyle bir pozisyonla karşı karşıya kaldığı göz önünde bulundurulursa, sizin beklentiniz, öngörünüz nedir?
Şurası çok net; UEFA, şubat ayında Galatasaray’ı “Ooo hoş geldiniz, sefalar getirdiniz” diye karşılamayacak. Buna ister “görünen köy kılavuz istemez” deyin, isterse “Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi” deyin, ne derseniz deyin... Federasyon Başkanı daha üç gün önce söyledi. Ne dedi, “Böyle giderse bizim takımlar Avrupa kupalarına katılamaz.”
Dakika bir... Galatasaray sıraya girdi. Bizim kulüpler UEFA’yı bizimle karıştırıyorlar. UEFA, gözünün yaşına bakmaz. Bugünün sorunu değil bu... Türkiye’deki modeli geçmiş, ilkel yönetimlerin sonucu bu...

Galatasaray’ın bugünden sonra transfer politikasında bir değişiklik olabilir mi?
Galatasaray’ın gündeminde zaten büyük transfer, pahalı transfer yoktu. Bu saatten sonra hiç yapamazlar. İşin kötü tarafı, böyle giderse, önümüzdeki sezon da yapamayabilirler. Felaket o zaman olur.

Tüm bu gelişmeler ışığında Mustafa Denizli’nin işi, geldiği güne göre biraz daha zorlaşmadı mı?
Mustafa Denizli’nin işi geldiği gün de zordu, bugün daha da zor... Transfer yapılacağı konusunda kendisine güvence verildiğini de biliyorum. UEFA’nın bu uyarısından sonra bir de milyon dolarları verip adam alırsan, UEFA’nın sinir uçlarına tam basarsın.
Medicana Sivasspor maçında Burak Yılmaz’ın pas verememesine tepki gösteren Sneijder’ın kıvılcımıyla başlayan protestolar için söyleyeceğiniz bir şeyler olsa gerek!
Sneijder gibi bir marka oyuncunun el-kol ile Burak’ı protesto etmesi doğru değildi. Nitekim seyirci de Sneijder’in bu hareketinden sonra Burak’ın aleyhine döndü. Sneijder sonradan tribünleri susturmak için çok uğraştı ama bir kere ok yaydan fırladı. Galatasaray da, Türk futbolu da Burak’ın kıymetini bilsin. Hele bu saattten sonra, UEFA sopasını bir kez daha gösterdikten sonra... Ülkede öyle bir öfke, öyle bir gerilim iklimi var ki, vicdanı, hoşgörüyü, anlayışı, saygıyı önüne katıp silip süpürdü. Evde üç yaşındaki oğluna bağıramayan, maça gelip evli-barklı koca koca adamlara bağırıp hakaret ediyor.

UEFA gözünün yaşına bakmaz

Sokaktan geçeni hakem yapsanız!

Alper Ulusoy, sokaktan geçen adamı maça hakem diye koysanız rahatlıkla vereceği Fenerbahçe penaltısına gözlerini kapatıyor, ardından lehine penaltı yaratıyor, Alpaslan’ın yaptığı bir faul bile yokken, oyundan atıyor.

Beşiktaş’ın erteleme yaşadığı haftada Fenerbahçe, Eskişehirspor deplasmanından üç puanı aldı, zirveye kuruldu. Emanetçi olup olmadıklarını daha sonra göreceğiz ama sarı-lacivertliler, ikinci kez bir maçtan üç gol çıkardı.

Fenerbahçe, ligin ilk yarısındaki o gol kabızlığından kurtuldu mu?
Fenerbahçe son oynadığı Sivas maçını 25 gol girişimi ile bitirip ligin rekorunu kırıyor, sonraki maç Eskişehir’e gidiyor, pozisyona giremiyor. Bu kadar çelişki olmaz. Kadıköy’ün büyüsü tamam da, o Saracoğlu ruhunu biraz da deplasmanlara taşıyın. Tamam, deplasmanda kazanıyorsun da, insan da böylesine önemli bir kadrodan daha fazlasını bekliyor.

Konuşmayalım, söylemeyelim diyoruz ama geceye damgasını vuran bir Alper Ulusoy var. Pozitif düşünelim diyoruz ama pozitif ele alabileceğimiz ne yaptı ki!
Hakemin kötü maçları olabilir... Ama hep de kötü maçları olmaz ki... Kasımpaşa-Galatasaray maçında Kasımpaşa’nın çizgiyi geçen topuna gol vermeyen yanılmıyorsam bu Alper Ulusoy... Bakıyorsun, Eskişehir-Fenerbahçe maçı ... Gene Alper Ulusoy... Sokaktan geçen adamı maça hakem diye koysanız rahatlıkla vereceği Fenerbahçe penaltısına gözlerini kapatıyor, ardından Fenerbahçe lehine penaltı yaratıyor, Alpaslan’ın yaptığı bir faul bile yokken, oyundan atıyor.
Hakemlikte bu gençleştirme işi ne yazık ki “yalan rüzgarı” oldu. Artık ligin ikinci yarısı, böyle giderse korkuyorum, maçlar karakolda bitecek.

Şu alınacak, bu gelecek türünde haberler var. Fenerbahçe ara transferde gerçekten futbolcu alacak mı? Buna ihtiyacı var mı?
Fenerbahçe’nin ara transferde oyuncu alacağını sanmıyorum. Ayrıca UEFA da Fenerbahçe’yi gözlem altına almışken, her şeye rağmen şampiyonluğa oynayabilecek geniş bir kadro varken, tasarrufa her zamankinden fazla ihtiyaç duyulurken Fenerbahçe transfer yapmaz. Taraftar da bunu anlayışla karşılasın.

UEFA gözünün yaşına bakmaz

Olsa da olur olmasa da...

Beşiktaş iki mevkiye oyuncu alsa elbette iyi olur ama alamazsa da yarışı sürdürecek kadrosu zaten var.

Son dönemin en iyi, en akıllı stadı diye lanse edilen Başakşehir Fatih Terim Stadı, Beşiktaş-Mersin İdman Yurdu karşılaşmasına izin vermedi.

Tuhaf değil mi?
Şunu unutmayalım, Başakşehir elbette İstanbul’un ilçesi ama Trakya’da sayılabilecek bir coğrafyada... Kar buralarda bir yağıyorsa, Başakşehir’de üç-beş misli yağıyor. Ayrıca Federasyonun açıkladığı gibi, meteorolojiye göre maç programı mı yapılır? Bu maçların günü, saati en az 10 gün önceden belirleniyor. Ayrıca benim bazı meslektaşlarım var, gökten taş yağsa yayıncıdan bilecekler. Neymiş, maç saatine yayıncı karar veriyormuş. Hayır, Futbol Federasyonu veriyor. Yayıncının da görüşünü soruyor. Son ve kesin karar federasyona ait... Ayrıca dünyanın her yerinde bu işbirliği var. Yayıncı da çakıl taşı vermiyor. Bugün Digiturk olur, yarın başkası... Sistemi korumak ve yaşatmak gerekiyor. Unutulmasın, bundan önce iki yayıncı battı. Bu işleri toparlamak, çarkı döndürmek, hariçten gazel okumak kadar kolay değil...

Beşiktaş hiç kimseyi almasa bile sezon sonunu çıkarır mı?
Beşiktaş titiz davranıyor. Boyko ve Douglas’ta ısrarlı... Son noktaya kadar kovalamak istiyor. İki mevkiye oyuncu alsa elbette iyi olur ama alamazsa da yarışı sürdürecek kadrosu zaten var.

UEFA gözünün yaşına bakmaz

Çıkıp kendi mi oynayacak!

Trabzonspor, 2-0 öne geçtiği maçtan 4-2 yenik ayrıldı. Çok sık görülmese de futbolun içinde bunlar da var. Yerel basın, “Usta, ne düşünüyorsun bu hususta” diyor!
Muharrem Usta ne yapacak, çıkıp kendisi mi oynayacak? Adam gelmiş, ateşin içine düşmüş. Kendi kadrosu değil, kendi hocası değil, borç gırtlağı aşmış, UEFA ensende boza pişiriyor. Sonuçlar ne olursa olsun, ben Muharrem Usta’nın yerinde olsam, üç ay için, artık iddiası kalmayan bir yarış adına tek kuruş harcamam.

Son söylenti de Sadi Tekelioğlu’nun yerine Hami Mandıralı’nın geleceği yönünde... Böyle bir değişimde ne değişir?
Hami Mandıralı da bu camianın efsane adamı... Ama bu sezon Trabzonspor takımının dikiş tutacağına inanmıyorum. Dayanışma bitmiş, herkes alacağının peşinde... Şampiyon adayları kopmuş gitmiş. Çok zor ama Avrupa kupasını şansını yakaladı diyelim, UEFA’nın gönderip göndermeyeceği belli değil... Allah aşkına böyle bir ortamda para mı harcanır...

Kavgayı biliriz ama etmeyiz

Son söz de, “Maraton”a... 20. yaşınız kutlu olsun. Türk televizyonculuğunda herhalde en uzun soluklu program oldu. Nasıl başardınız?
Türkiye’de 20 yıl, üstelik canlı yayında bir programı sürdürmek gerçekten kolay değil... Görüyoruz, canlı yayınlarda, bu kadar tecrübeye rağmen neler oluyor. Üstelik, Türk futbolunun özellikle son beş yılına baktığınızda öfke, gerilim, kavga, küfür, olay, ne ararsan var... İddia ediyorum, Türk televizyonculuğunda en zor yayın, futbol programları için geçerli...
Biz Maraton’da hep şunu dedik; “Renklerin çıkarı değil, futbolun kuralı...” Topluma terbiyeliyiz, saygılıyız. Kavgadan uzak durmak adına, çok acımasız ve içi boş iftiralara bile gülüp geçiyoruz. Kavgayı iyi biliriz, ama etmeyiz. Üstelik, toplumun takdiri her şeyin üstündedir. Bizim için bu yeter de artar bile...

Haftanın enleri

Haftanın takımı: Bursaspor, Gençlerbirliği
Haftanın futbolcusu: Serdar Aziz, Sercan, Stoch (Bursaspor), Sinan Gümüş (Galatasaray), Holmen (Konyaspor), Kjaer (Fenerbahçe)
Haftanın teknik direktörü: Hamza Hamzaoğlu (Bursaspor), İbrahim Üzülmez (Gençlerbirliği), Abdullah Avcı (Başakşehir)
Haftanın hakemi: Hüseyin Göçek (Çaykur Rizespor-Gençlerbirliği)

Futbolcu raporu

Serdar Aziz: Süpersin, sinirlisin.
Sinan Gümüş: İyi başladın, kötü bitirme...
Stoch: Daha önceleri nerelerdeydin!
Sercan Yıldırım: Kaybolan yıllarımı geri ver...
Djalma: Bir golün, bir sezona bedel...
Biseswear: Topu ayağına yapıştıran ama yakıştıran adam...
Lukaç: Ne yaptın, Akhisar’ı yaktın...
Onur: Sabrın sınırı var mı?

Zemin raporu

Akhisar: Utanç verici...
Rize: Aman dikkat, SOS veriyor.
Bursa: Yeni stat muhteşem, zemin henüz iyi değil...
Kayseri: Kötünün iyisi...
Aslantepe: Allahı var, iyi...
Kasımpaşa Recep Tayyip Erdoğan: Bakarsan bağ olur, süper...
Eskişehir: Bu havada, bu iklimde, bundan iyisi can sağlığı...

Tromso'dan görülmemiş duyuru!

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber