SÜPER LİGE SÜPER ANALİZ

Uğur Meleke ilk yarının teknik röntgenini çekiyor / BAŞALTI?TAKIMLAR

Senede 3 hoca değiştirenlerin aksine beş yıldır aynı teknik direktörle çalışıyorlar. “Bizde transfer bitmez” lakırdısını marifet sananların ülkesinde her transfer döneminin ilk 8-10 gününde bütün işlerini bitirmiş oluyorlar

Şimdi Avrupa’nın bir üniversite içine yerleşmiş tek 1. lig takımı hüviyetine de sahipler. Antalyaspor, batılı tavrıyla sanki zaten bu coğrafyaya ait değil gibiydi. Bu çağdaş stratejilerinin karşılığını 2012 kışında aldılar

BİR BATILI HİKAYESİ: ANTALYASPOR

Şu anda Süper Lig’de herhangi bir takım herhangi bir maça sol açıkta Mehmet Eren, sağ açıkta Emrah Başsan, santrfor arkasında Murat Duruer ve santrforda Ömer Şişmanoğlu ileri dörtlüsüyle çıksa o ekibin o müsabakada önemli bir hücum gücü olduğunu düşünürüz hepimiz... İşte bu ileri dörtlü, şu anda Antalya’nın kulübesinde oturuyor!
Görevdeki ilk dört yılında kulübün yaşadığı ekonomik problemler nedeniyle genelde bonservissiz oyunculara yönelen Özdilek, elinde ortalama bir bütçe olduğunda ne kadar kaliteli bir kadro kurabileceğini ispat etti bu sezon... “Artık bu kulübün alıp bir yere taşıyacağı oyunculara değil, bu kulübü alıp bir yere taşıyabilecek adamlara yöneleceğiz” demişti sezon başında... Mehmet Hoca’nın özellikle hücum bölgesinde ürettiği çeşitliliğe ve alternatifliliğe bakınca ikinci devrede de zirve yarışını sonuna kadar götürebileceklerine inanıyorum ben.

Karabük, namı diğer Anti-Barça
Süper Lig’in şampiyonluk adayı Antalyaspor’la, ilk devrenin en fantastik çıkışını gerçekleştiren Karabükspor’un başarılarının altında yatan aslında ortak bir neden var: Her iki takım da futbolda kazanmanın tek yolunun topa yüzde 65-70 sahip olma, oyuna 90 dakika hükmetme olmadığının farkındalar. Futbolda birden fazla doğru var ve her takım Barcelona’ymışçasına davranmak zorunda değil. Elinizde Xavi, Toure veya Götze yoksa bazen topa rakibinizin sahip olmasına göz yumabilirsiniz. Bütün oyuncularınız aynı kalitede pas yapamıyor, 30-40 pasla rakip kalenin içine kadar giremiyorsa bazen yalnızca 3-4 pasla gol atmaya çalışırsınız. Antalya da, Karabük de bunu yaptılar aslında. Ziyadesiyle de başarılı oldular ilk yarıda.

Es-Es’te kaderi orta saha belirledi
Elinde kendi ölçülerinde Xavi’si-Schweinsteiger’i olan takımlarsa futbolun şu sıralarda en popüler olan doğrusuna, Barcelona doğrusuna yöneldiler; sadece skor yapmayı değil göze hoş gelen top oynamayı da hedeflediler. İlk yarıda bu doğruyu sahaya en iyi yansıtan takım belki de Eskişehirspor’du. Yanal ne zaman sahadaki defansif orta saha sayısını bire (Hürriyet’e) indirgedi ve Alper’le Tello’ya bir arada orta sahada görev verdi; o maçlar genelde bir takımın bu sezon ortaya koyduğu en iyi performanslara sahne oldu.
Yanal ikinci yarıda da ligin göze en hoş gelen takımlarından birine sahip olmak istiyorsa, orta sahada Tello-Alper-Veysel dozunu artırıp Hürriyet-M.Güven dozunu azaltmalı sanki...

Bursa çerçeveyi bulamadı
Iglesias, Nunez, Altidore, Tagoe, Miller, Bangura, Sestak, Pinto... Ertuğrul Sağlam Bursa şehrine şampiyonluk tacını taktı, tarih yazdı; bir tek taktik tahtasına direkt bir santrfor yazamadı. Alex’in Fenerbahçe’de 4 sene boyunca Kezman ve Güiza ile yaşadığı dramı son yıllarda Bursa’da Batalla yaşıyor. Yeşil-beyazlılar topu rakip ceza alanına kadar çok etkili getiriyor ama bir türlü üç direğin arasına dürtemiyorlar.
Eğer bu sezon berabere kaldıkları 9 maçın üçünde ya da dördünde sahada iyi bir santrforları olsa belki de ligin zirve ortağı olabilirlerdi. Eğer Pinto kendisinin Bursaspor için bir şans olduğundan daha çok bu takımın onun için bir şans olduğunun ayrımına varamazsa, Sağlam devre arası transfer markette rotayı bir kez daha santrfora yöneltmek zorunda kalacak gibi.

SÜPER LİG’DE İLK YARI YAZI DİZİSİNDE ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA:
İlk yarının en iyi oyuncuları, en iyi teknik adamları kimlerdi? En etkili transferi kim yaptı, kim yaptığı transferden en düşük verimi aldı? Süper Lig’de ilk yılını geçiren futbolcular arasında en iyisi kimdi, kim hayal kırıklığına neden oldu?