Lafı hiç eğip bükmeden açıkça şunu söyleyebiliriz: Dünyanın hiçbir yerinde bu düzeyde bir kar yağışında maç tatil edilmez.

Lafı hiç eğip bükmeden açıkça şunu söyleyebiliriz: Dünyanın hiçbir yerinde bu düzeyde bir kar yağışında maç tatil edilmez. Bu tatilin birinci sorumlusu hakem Proença, kısalan görüş mesafesi nedeniyle büyük bir hata yapıp kariyerindeki ilk ve son Dünya Kupası öncesi itibarını zedelemeyi göze alamadı. 43 yaşındaki Pedro Proença belli ki Haziran’da Brezilya’ya tertemiz bir CV ile gidip, kariyerinde hem Şampiyonlar Ligi, hem Avrupa Şampiyonası hem de Dünya Kupası finali olan tek hakem olmayı hayal ediyor. Ve dün gece bu hayale gölge düşürecek en ufak bir riski bile göze almak istemedi.
Tabii ki Proença kendi marka değeriyle ilgili bu denli hassas davranırken, Galatasaray Kulübü’nün aynı hassasiyeti taşımadığının da altını çizmek gerek. Sadece 2 yıl önce yapılan Türkiye’nin en modern stadının bu kadarcık karla bile baş edebilecek bir ısıtma sistemine sahip olmaması fiyasko. Üstüne bir de bu statta küçük Batuhan’ın kafasını yaran viski bardağını atanı tespit edecek kamera donanımının olmadığını da ekleyince utanç bir kademe daha büyüyor. Yazık...
Oysa TT Arena’da 22:15’ten sonra yaşananların aksine ilk yarım saatlik futbol son derece iç açıcıydı. Galatasaray’ın istekli ve ne yaptığını bilen görüntüsüne, belki de Mancini döneminin en iyi yarım saati denilebilir. Böyle bir temponun karla kesilmiş olması talihsizlik. Ama muhtemelen bu maçın son bir saatine (Kopenhag’ın elendiğini bilerek) üçüncülüğü garantilemiş bir şekilde başlamak, herhalde biraz daha az stresli olacaktır.