Fenerbahçe’nin Oyunu Oturuyor

Fenerbahçe’nin oyununun oturmaya başladığının izlerini gördüğümüz bir karşılaşma izledik. Özellikle ilk yarıdaki bol paslı akışkan oyun oynama arzusu, devre biterken yapılan toplam üç faulle istatistiklere bile ilginç bir not olarak düşüyordu. İlginçti çünkü Rizespor on kişi kaldığında da sadece dört faul yapmıştı. Yani dört faulden bir kırmızı kart çıkmıştı.

Tabii maçı izlemeyen biri bu cümleyi okuduğunda hakem Halil Umut Meler’in gördüğünü çalan adil bir yönetim gösterdiğini düşünebilir. Gencecik, “umut” vaadeden bir hakem olarak piyasaya çıkmasına karşın artık bu düzenin içinde her ne oluyorsa kısa sürede tüm inandırıcılığı ve hakem olma özellikleri malül olan birine dönüştü.

Verdiği doğru kararların yanında veremedikleri, göremedikleri, çözümleyemedikleri, anlayamadıkları, takip ve cesaret edemedikleri onu maalesef ortalamanın çok altına çekti.

Hakemlerimiz akışkan ve hızlı oyunu takip edemiyorlar. Üstelik birde işin içine VAR girince gri pozisyon kavramı eylemsizliğe, kararsızlığa dönüştürüyor. Gözünün on metre önündeki harekete düdük çalamaz hale geliyor.

VAR protokolündeki standartsızlıklar, ekran başındaki hakemlerin farklı tutumları tüm yanlışları besleyen bir durum oluşmasına da yardım ediyor.

Hakemlerimizin kural bilme sorunu yok, pozisyon bilgileri zayıf. Bunun tek çaresi var bol miktarda maç izleme ve bunun üzerine yorum yapma. Kuşkusuz bu son cümleyi işini doğru yapma kaygısı duyan hakemler için yazıyorum. Başka hesap içinde olanlar hayatları boyunca o hesaplarla futbolumuzu etkilemeye ve zehirlemeye devam edeceklerdir.
Hakemlerimizin hepsinin iyi niyetli olduğunu düşünmüyorum.

Fenerbahçe’nin oyununun oturduğundan söz ettim girişte; bu teknik direktörün oyuna ne kadar inandığı ile de çok bağlantılı kuşkusuz. Konyaspor maçında sağdan soldan yapılan şişirme ortalarla oynamaya çalışan bir takım vardı. Beşiktaş’a karşı ikinci yarı pasla oynayan Fenerbahçe izledik ve bu sonuç aldı. Rizespor karşısında da topun yerde kaldığı süre fazlaydı.
Doğrusu da buydu zaten. Çünkü takım olmak için oyuncuların birbirleriyle pas alışverişinde bulunarak pozisyon ezberi yapmaları gerekiyor.

Moses’in şutundan dönen topu Soldado’nun tamamlaması bir pozisyon ezberi örneği, satrançtaki Çoban Matı benzeridir. Takım kaleye isabetli çekilen şutlarda dönen topların ribaundlarını Soldado’nun alacağını bilir. Vesely’nin pota altında dönen topu alıp, çembere basması gibi…

Fenerbahçe’nin sezona başlayan takımı ile bu birbirinden çok farklı. İlk takım yanlış kurgulanmışken, buna bir oyun yerleştirmek de mümkün olmadı.

Serdar Aziz, Moses, Zajc, Tolgay ile sezonun ikinci yarısına yeni bir takım olarak girildi. Volkan, Sadık, Dirar ve Soldado’yu da hesaba katarsak neredeyse silme bir kadro değişikliğinin olduğunu görüyoruz. Bu Ersun Yanal için aynı zamanda bir şanstır.

Mehmet Topal’ın Zenit’e, Hasan Ali’nin Beşiktaş’a attıkları gollerin bu oyunculara ayrı bir özgüven verdiğini, taraftarın da buna inandığını dünkü maçta iki defa tecrübe ettik.

Taraftar demişken ikinci yarı maç 2-2’ye geldiğinde yapılan değişiklikte Zajc’ın ıslıklanması akıl alır gibi değildi.
Kural şöyle diyor; oyundan çıkan oyuncu alkışlanır, ıslıklanmaz.
Bu maçta oyundan ilk Zajc mı çıkar? Bu sorunun cevabını Ersun Yanal hafta içinde iyi analiz etmelidir.

İkinci yarı skor dengelenirken sahadaki oyun da 11’e 10 oynanırken dengeye gelmiş, hatta bir çok kişi hangisi eksik oynuyor diye kendisine sormaya başlamıştı.

Fenerbahçe’nin ikinci yarılarda düşen oyunu belli oyuncuların etrafında dolanıyor ki bunlardan biri Valbuena.
Fenerbahçe takım olacaksa Valbuena bağımlılığından kurtulması gerekiyor. Teknik adam bunu takıma hissettirirse sorun olur.

Dün ilk çıkacak oyuncu Fransız’dı.
Evet Zajc fazla top kaptırdı, hatalı pas tercihleri de oldu ama orta alanda çok geniş alanda mücadele ediyordu.
Moses’dan daha kötü oynamıyordu. Valbuena-Ekici tercihi sanki daha mantıklıydı. Zaten Fenerbahçe’nin oyunu Zajc’ın çıktığı 58’den değil, 68’den sonra kendine geldi.

Üç maçlık bir tünele giren Fenerbahçe’nin, Beşiktaş’tan bir, Rizespor’dan üç puan alması önemliydi. Başakşehir deplasmanına artık kazanmak için gittiğini söyleyebiliriz.

Fenerbahçe artık çıkıştadır diyebiliriz.

http://twitter.com/uzaygokerman