Fenerbahçe'den Olumlu Sinyaller

Kusursuz bir futbol oynayarak, rakibine karşı net bir üstünlük kurup, peş peşe pozisyonlarla bu maç kazanacağını psikolojik olarak da hissettiren Fenerbahçe’nin 17. dakikada golü de bulmasına karşın sonrasında neden yavaşladığını sormamız gerekiyor.

Bu bir taktik anlayış mıydı?
Yoksa ilk 17 dakikada oynadığı futbolu Trabzonspor anladı ve buna karşı önlem geliştirip, maçı mı dengeledi?

Hakeme gelmeden önce Fenerbahçe’nin bu maçı neden kazanamadığını anlamak gerekiyor.

Etkili olduğu bölümlerde dikkat edilirse oyunu hep yerden ve rakip defans arasında duvar paslarıyla boşluklar yaratarak ceza sahasına girmeyi denedi Fenerbahçe. Birden fazla Trabzonspor kalecisiyle de karşı karşıya kaldı.

Kendine göre üçüncü bölgede yaptığı baskı ile rakibinin ileri çıkışını engelledi.

Tıkır tıkır işleyen bir sistemle oynuyor görünüyordu.

Sağ kanat değil ancak sol taraftan yapılan bindirmelerde özellikle Rodrigues çok tehlikeli pozisyonlar üretti ve golü de attı.

Elbette meseleyi pozisyona girmiş bir takımın gol kaçırmasını eleştirerek anlayamayız. Gol olsun olmasın pozisyon üretmek futbolun birinci hedefidir. Fenerbahçe’nin bu bölümde en iyi yaptığı şey buydu.

1. Dakikada Vedat, 8. Dakikada Tolga, 45. Dakikada yine Tolga, 48. Dakikada Vedat, 53. Dakikada Kruse, 67. Dakikada Rodrigues mutlak gollük pozisyonları kaçırdılar. Bu pozisyonların üretilmesi kaçırılmasından daha değerli aksiyonlardır. Fenerbahçe için ilerisi adına umut veren gelişme bunlardı.

Beraberlik sayısından sonra oyunun sahada tamamen dengelenmesiyle işte bu pozisyon üretkenliği eksildi. Hele ikinci yarının son yirmi dakikasında yok oldu.

Şişirme ortalarla kaleci Uğurcan’ın zaman geçirmesine sebebiyet verecek bir durum yaratıldı. Hiçbir hava topunu alamazken içeri orta denemeye devam edilmesi Trabzonspor’un işini kolaylaştırdı.

1-1’den sonra Trabzonspor’un da mutlak gol pozisyonları vardı. Hatta maçı kendi taraflarına çevirecek kadar da netti. İkinci yarının futbol olarak dengelendiğini söylemek mümkündür.

Trabzonspor bu sene çok daha iyi bir takım olmuş görünüyor; hatta ligin ilerleyen haftalarında bu iki takımı baş başa kalmış görürsek şaşırmamalıyız. Trabzonsporlu oyuncuların böylesine etkili taraftar topluluğu önünde ilk yirmi dakika hariç sakin kalabilmeleri önemliydi.

Bu maçı bir penaltı pozisyonuna indirgemek istemiyorum. Fenerbahçe’nin penaltıya kalmadan öyle ya da böyle kazanması gerekiyordu.

Ama bu pozisyonun neden önemli olduğunu da bilmek gerekiyor. Çünkü sezonun ilerleyen bölümlerinde hakem kararlarındaki standartsızlık ligin dengesini bozacaktır.

Kurala göre futbolcunun vücudundan seken top eğer kol bölgesine çarparsa penaltı olmuyor. Pozisyon bu tarife uyuyor. Hakem de bunu gösteriyor. Ona göre öyle ya da…

Ben pozisyonu öyle görmüyorum, top vücuttan seçtikten sonra Trabzonsporlu oyuncu kontrollü şekilde koluyla topa yön veriyor. Belki isteyerek, belki refleksle ancak top kendisine avantaj sağlayacak şekilde yön değiştiriyor.

Benzer pozisyonları sezon boyunca benim yorumladığım şekliyle değerlendirip, penaltı kararı verileceği maçlara şahit olacağımıza eminim.

Eğer bütün pozisyonlar aynı kararla değerlendirilirse sorun yok bugün Fırat Aydınus işini doğru yapmış olacak yok bugün böyle yarın başka olursa o zaman da ligin kaderi değişecektir.

Kural buysa her zaman her yerde uygulansın, takımına, futbolcusuna, teknik direktörüne göre ayrıcalık tanınmasın.

Gerilim seviyesinin düşük, futbol mücadelesinin yüksek olduğu bir Fenerbahçe-Trabzonspor maçı izledik. Normalleşme adına güzeldi. Darısı Trabzon’daki maça diyelim.

Ligin bu kadar başındaki derbi ve büyük maçlar ligin sonucuna çok büyük etki etmiyor. Fenerbahçe evinde oynadığı maç olması nedeniyle kazanmalıydı. Olmadı futbol adına dün geceden kalan doğruları çoğaltmak, çeşitlendirmek gerekiyor.