Galatasaray yok yere kriz mi arıyor?

Bazen takımlar kendi kendilerine kriz yaratırlar. Galatasaray’da bu gelenek çok daha güçlü; bundan tam iki sezon önce tıkır tıkır işleyen bir düzen kurmuştu Fatih Terim, ancak ne olduysa Ünal Aysal’ın olaya el koymasıyla işler tam ters yüz oldu, değişti.

Bir anda Galatasaray’da bir teknik adam krizi yaşandı ve peşinden Mancini, Prandelli ile dibe vuruş, sonrasında da Hamza Hamzaoğlu ile tekrar yükseliş.

Galatasaray, oturmuş bir kadro kurgusu ve yapısıyla ligin bana göre en hazır takımı durumundadır.

Üstelik Podolski gibi takıma çabucak adapte olup, uyum sağlamış bir de üst düzey katkı sağlanmışken…

Kuşkusuz bu takımın Şampiyonlar Ligi için özellikle kadro derinliği bakımından sorun yaşayabileceğini bir yere not düşmek gerekiyor. Ancak sakatlık ve cezalı oyuncu olmadığı sürece Galatasaray’ın ezber yapan kadrosunun lig için yeterli olacağını söyleyebiliriz.

Zaten dünkü oyun, girilen bol gol pozisyonu, baskı bize kadronun lig potansiyelini gösterdi.

Podolski kendisinin de ifade ettiği gibi biraz şanslı olsa bu maçta çok gösterişli gollere imza atabilirdi.

Selçuk son vuruşlarda biraz dikkat gösterse en azından bu maçın berabere bitmesi normal sonuç olmalıydı; aynen geçen hafta olduğu gibi.

Galatasaray yok yere kriz mi arıyorHamza Hamzaoğlu bu düzenin içinde bir şeyleri yer değiştirmeye çalışıyor olabilir. Görünen o ki buna Burak’tan başlamış.

Burak Yılmaz’ın son beş yıllık performansı futbolcu adına büyük bir gelişim hikâyesidir. Türkiye’de bu işler çoğunlukla Burak Yılmaz’ınki gibi devam etmez. Burak yok olma aşamasına gelmişken yeniden doğmuş bir oyuncudur.

Ve tabii Galatasaray’ın son dört yılında da bir Burak Yılmaz gerçeği vardır.

Galatasaray’ın ezeli rakibi Fenerbahçe yıllardır kadrosuna Burak Yılmaz gibi bir golcü kazandıramamış olmanın eksikliğini her sezon yaşıyor.

Geçen hafta Burak yedek soyundu; 2-0’dan sonra devreye sokuldu ve maç döndü.

Bu hafta 50. Dakikada karşılaşma 2-1 olmuşken ve takımın en çok Burak Yılmaz’a ihtiyacı varken Hamza Hoca tarafından, taraftarın gözüne soka soka oyundan çıkarıldı.

Burada bir terslik var.

Ya da bizim bilmediğimiz bir şey var.

Muslera’nın üst üste yediği ve onun kaleciliğiyle yakından uzaktan ilgisi olmayan goller de bir başka önemli detay kuşkusuz.

Büyük takımlar kendi sahalarında böyle yenilgiler alabiliyor. Galatasaray girdiği pozisyonlar ve oynadığı futbolla ters orantılı bir şekilde yenildi; ancak buradaki konu bu yazının omurgasında sözü edilen bir yokluktan bir kriz yaratma durumudur.

Futbolda böylesi değişim hamleleri hep teknik direktöre geri dönmüştür.

Burak Yılmaz'la ilgili bir düşünce veya karar varsa bu sezon başında uygulamaya sokulmalıydı. Özellikle lig maçlarında böylesi hamleler hem takımı etkiler hem de taraftarın tepkisini çeker.

Aynen dün gece olduğu gibi...

Mesele yenilgi ya da puan kaybı değil, budur!

Hamza Hoca takımda bir yenilik arıyorsa bence Melo'dan başlayabilir.

http://twitter.com/uzaygokerman