Galatasaray'ın deplasmandaki kayıpları devam ediyor

Geçen hafta oynanan Eskişehirspor karşılaşması sonrasındaki yorumumu şöyle bitirmiştim;

“Fenerbahçe’nin 90 dakika hiç düşmeyen temposuna karşın Galatasaray biraz daha idareli oynuyor. Bu özellikle gol sıkıntısı çekeceği maçlarda çok zorlayacaktır.”

Bursaspor, Eskişehirspor ve Antalyaspor serilerinin hepsinde Galatasaray baskılı başladı. Rakipleri de Galatasaray’ın oynaması için açık alanlar bıraktı.

Bursaspor kendi kalesine 54 metre, Eskişehirspor da 56 metre mesafe bırakacak şekilde sahaya yayılmışlardı. (Bu maçla ilgili sayısal veriyi ancak bugün öğreneceğiz, tahminim bu metrelere yakın çıkacaktır)

Belki bu Bursaspor için anlaşılabilir ya da kabul edilebilir ancak bu maçı izledikten bir hafta sonra benzer bir taktikle Galatasaray’a karşı mücadele etme taktik anlayışını açıklamak teknik anlamda zor olsa gerekir.

Galatasaray özellikle rakiplerinin genişlettiği bölgelere çabuk ve etkili futbolcularını sokmayı başarınca taraftarının da coşkusu eşliğinde maçları daha ilk 30 dakika içinde çözüverdi.

Benzer şey Antalyaspor’a karşı da üçüncü kere tekrar ediyordu. Samet Aybaba sanki son iki hafta Türkiye’de yaşamamış gibi sahasında oynuyor olmanın rahatlığından olacak mesafeleri çok açtı.

Galatasaray yine golü erken buldu.

Telles sol kanattan oyunun bu bölümünde çok iyi sızdı ve bir de asist yaptı.

Sonra ikiyi ve üçüncüyü de bulacak pozisyonlar yakaladı Galatasaray ancak bu sefer olmadı, fark takımı rahatlatacak seviyeye çıkmadı.

Kısa süre sonra da bu sefer Samet Aybaba başka bir şey yaptı; mesafeyi koruyarak Galatasaray’ın daha fazla genişlemesine izin verdi; sol kanatta Telles bu bölümde hiç geri gelmedi.

Bu bölgede Tita’nın etkili bindirmeleri, orta alanda Murat Duruer, Enoh ve Serkan Balcı’nın iyi top paslaşmaları ve paylaşmaları bu sefer Galatasaray’ın boşluklarını doldurdu ve pozisyon bulmalarına neden oldu.

Gol de böylesi bir organizasyon sonrasında geldi.

İlk yarının sonunda Galatasaray’ın yediği golü Antalyaspor hanesine yazmak haksızlık olur. Ancak bir takım kendi kendine nasıl gol atar sorusunun cevabı da bu olsa gerekir. Bu gol eğer Galatasaray’ın ligde hiçbir iddiasının olmadığı bir zaman olsa üzerinde çok konuşulurdu.

Galatasaray’ın ilk 30 dakikadan sonra ortalarda görünmemesi ligdeki farklı skorlarla kazandığı maçlarda da geçerliydi ancak o karşılaşmalarda bu bölümde çoktan üç puanı alacak skor üretmişti, bu olmayınca bir de yenik duruma düşünce bu sefer Mancini’nin bütün planları alt üst oluyor, İtalyan futbolu dediğimiz şeyin dışına çıkmak gerekiyor.

Geldiği günden bu zamana aynı şeyi yazıyoruz; Drogba bu takımda irrasyonel bir şeye karşılık geliyor. Bütün takım oyununu bozuyor.

Dün yine 30 metreden fazla mesafedeki duran topun başına geçip hiç olmayacak bir yerden kaleyi zorlaması takım oyununa da disiplinine de aykırı bir durumdu.

Veysel ve Umut’un hazırlık yaptığını gördüğümde Drogba ve Telles’in çıkacağını beklemiştim ancak Mancini haftalardır iyi oynayan Ceyhun’u aldı kenara. Oysa Sabri herkesi soldaki performansı ile çok şaşırtmıştı ve son 30 dakika orada farklı şeyler deneyebilirdi.

Ancak Telles kaldı.

Drogba’nın çıkışı ise çok doğruydu.

Galatasaray’ın bütün bir doksan dakikayı aynı tempoda oynama lüksünün olmadığını bir kere daha görmüş olduk.

Antalyaspor attığı gole kadar oynadığı gibi devreyi tamamlayabilse ve ikinci yarı da bu şekilde mücadelesini sürdürse bu maçı çok rahat kazanırdı. Ancak onlar da uzaktan şut tercihleriyle ciddiyetten uzaklaştılar.

Galatasaray’da Sneijder’ın düşüşü sürüyor. Kim bilir belki de kendisini Chelsea maçına hazırlıyordur.

Telles ileride iyi görünmesine karşın savunmada yok gibiydi. Bu mutlak surette takım içinde dengesizlik yaratacaktır; oyuncunun belki de Brezilya’daki oyun alışkanlıkları veya tarzıyla çelişki yaratacaktır.

Burdisso için yorum yapacak durumda olmadığımıza inanıyorum. Tita’nın attığı golde o bölge Semih’indi ancak Semih, Ceyhun ile aynı topa gidince tandemini yalnız bırakmış oldu.

Galatasaray deplasmanlarda puan kaybetmeyi sürdürüyor. Sadece evindeki maçları kazanarak bu yarışta zirveyi zorlamak ancak rakibin de kendi sahasında puan kaybıyla mümkün olabilir.

Mancini bunu değiştirmek zorunda…

http://twitter.com/uzaygokerman