14.04.2018 15:30 | Son Güncelleme:
AA

Son dakika! Erdoğan'dan operasyona ilk yorum

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fatih 6. Olağan Kongresi'nde partililere seslendi. Erdoğan, dün gece ABD'nin Suriye'yi vurmasıyla ilgili olarak 'yapılan operasyonu doğru buluyoruz' dedi. Aynı zamanda ABD ve Rusya'nın arasındaki gerilimin de çözülmesi gerektiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Fatih'te kongre öncesi halka hitap etti. Erdoğan, CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun Hatay ziyareti ile ilgili "Şimdi Hatay'a gitmiş. Hani o adamın yanında ne işin var diyordun. Ne işin var senin Hatay'da" dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip  Erdoğan, Esed rejimine yönelik operasyonu, "Rejimin daha önce de çeşitli defalar  yaptığı bu tür saldırıların cevapsız bırakılması elbette düşünülemezdi. Bu  bakımdan yapılan operasyonu doğru buluyoruz." şeklinde değerlendirdi. 

Erdoğan, Fatih Spor Kompleksi'nde düzenlenen AK Parti Fatih 6. Olağan  İlçe Kongresi'ne gelirken Fevzi Paşa Caddesi'nde bir dükkanda kahve içtiği sırada  dışarıda bir miting hazırlığı olduğunu gördüğünü dile getirerek, partililere  şöyle seslendi:

"Orada bir selamlama yaptık, buraya geldik. Fatih Belediyesi'nin de  bir senfoni orkestrası var. Onları dinledik. Baktım, Tuna Nehri'ni söylüyorlar.  Evet, Tuna Nehri akacak inşallah, akacak. Ama buna hazır olmamız lazım. Buna  hazır mıyız mesele o. Bu coşkuyu, bu heyecanı 2019'a taşımamız lazım. Eğer bu  coşku, bu heyecan 2019'a bu şekilde taşınırsa, inanın yerel seçimlerde de hükümet  sistemi, cumhurbaşkanlığı seçiminde de bambaşka bir neticeyle sandıklardan  çıkarız. Şu ana kadar gittiğim her ilde, ilçelerde Allah'a hamdolsun bunu  görüyorum. Ama bunu devam ettirmemiz lazım. Sadece kongreyi yaptığımız gün  olursa, olmaz. Bunun devamı, kalıcılığı lazım. Bunu kim yapacak? Teşkilat,  teşkilat, teşkilat. Ben şu anda karşımda bu teşkilatı görüyorum. Bir siyasi  hareketin, bir davanın eğer onu omuzlarında yüklenmiş teşkilatı varsa, o neticeye  ulaşır. Bütün mesele böyle bir davayı yüklenmiş kadronun, teşkilatın olmasıdır.  Ben karşımda bu teşkilatı görüyorum ama yorulmak yok."

Son günlerde rejimin kimyasal silahla yaptığı saldırı sonrası ABD ve  Rusya'nın başını çektiği bir restleşmeye şahit olunduğuna değinen Erdoğan,  konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu sabah erken saatlerde Amerika, İngiltere ve Fransa tarafından füze  ve uçaklarla rejim hedeflerine yönelik sınırlı olduğu açıklanan bir operasyon  yapıldı. Onun için bu gece de uykusuz geçti zaten, hep bunu takip ettik. Rejimin  daha önce de çeşitli defalar yaptığı bu tür saldırıların cevapsız bırakılması  elbette düşünülemezdi. Bu bakımdan yapılan operasyonu doğru buluyoruz. Niye? O  kimyasal silahlarla o yavruların düştüğü durumu herhalde tasvip etmemiz mümkün  değil. Kimse bunun faili, bunun bedelini ödemesi lazım. Böylece rejim, son  günlerde tırmandırdığı muhaliflere yönelik insanlık dışı hak, hukuk tanımaz  saldırılarının cevapsız kalmayacağını görmüş oldu. Ancak kimyasal saldırıya  gösterilen bu hassasiyetin, rejimin konvansiyonel silahlarla katlettiği 100  binlerce masum Suriyeli için de sergilenmesi gerektiğine inanıyoruz.

Olay sadece kimyasal değil. Kimyasallarla şehit edilenlerin sayısı bir  miktar, ama konvansiyonel silahlarla bunların katbekat fazlası insan şehit  edildi. Evvela 2011'de Dera'da başlayan hadiselerden beri katledilen 100 binlerce  masum çocuğun, kadının, sivilin hesabı sorulurdu, sormadılar. Maalesef Suriye'de  oynanan oyun başkadır. Suriye'de yapılan iş, önce rejimin zulmüne sessiz kalmak,  ardından bir terör örgütünün el altından destekleyip sahaya sürülmesi, sonra da  başka bir terör örgütüyle asıl projeyi hayata geçirmektir. Bunları kimse  görmezden gelemez ama biz bunları hep konuştuk, hep söyledik. Biz bu oyunu çoktan  çözdük. Eğer hedef DEAŞ'sa biz DEAŞ'la zaten savaşıyoruz ya. Biz DEAŞ'a karşı  mücadelemizi verdik. Nerede? Fırat Kalkanı Harekatı'nda 3 bin DEAŞ'lıyı biz  oralardan etkisiz hale getirerek attık."

Erdoğan, tezahüratlar üzerine, "Münbiç'e gitme kararını verdiğimiz an,  önce ben, ardından da siz, beraber..." dedi.

"Suriye meselesine hakiki bir çözüm bulunmasını en çok biz isteriz"

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan,  Suriye'de ülke halkının güvenliği, huzuru, geleceği, hakları için bir adım  atılacaksa, önce hem rejime hem de DEAŞ'tan PYD'ye ve tüm terör örgütlerine aynı  ilkeli tavrın ortaya konulması ve Suriye halkının, rejimin zulmüyle terör  örgütleri arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Türkiye'nin Suriye topraklarını tüm terör örgütlerinden temizleyerek  güvenli ve yaşanabilir yerler haline getirmek istediğini ifade eden Erdoğan,  "Türkiye'nin gayesi budur. Bunun için mücadele etmeyi sürdüreceğiz. Sınırları  içinde 7 yıldır 3,5 milyon Suriyeli'yi misafir eden bir ülke olarak Suriye  meselesine hakiki bir çözüm bulunmasını en çok biz isteriz." dedi.

Erdoğan, kahve içtiği yerde ders çalışan Suriyeli gençler gördüğünü ve  bu gençlerin Türkçe konuştuğunu anlattı. Erdoğan, "Mutlu oldum, sevindim. Niye?  Elhamdülillah biz ensarız onlar muhacir ve bu muhacir kardeşlerimiz şu anda  Türkiye'de üniversite okuyorlar. Bir tanesini gördüm ki o çok daha ilginçti.  Baktım ki hoca, matematik dersi veriyor Suriyeli bir kızımıza. Bütün bunlarla  beraber bir şeyi iyi kavramamız lazım. Biz, ensar olan bir toplumdan yıllar yılı  Mekke'nin fethine hazırlanmış bir Peygamberi gördük. Kolay bir şey değil.  Sevgililer Sevgilisi Peygamberimizin bir muhacir olarak Medine'ye ama Medine'den  de Mekke'ye dönüşü manidardır. O muhacir Sevgili Peygamberimiz ensarın  içerisinden döndü ve Mekke'nin fethini kavgasız gürültüsüz bitirdi." diye  konuştu.

"Türkiye'nin bulunduğu her yere akın akın geri dönüşler başladı."

Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun bugün  Hatay'a gittiğine değinirken, "Hayırlı yolculuklar. Biz, dalga geçmeyiz, yeter ki  gitsin. Takdir de ederiz. Yanına hangi sanatçıyı almış ona da bakmayız, yeter ki  gitsin, yeter ki teröristleri yanına almasın, mesele bu. Adalet çok güzel bir  kavram, ama 'Adalet yürüyüşü yapayım' derken yanına teröristleri alırsan, kusura  bakma onun adı adalet olmaz, onun adı atalet olur. Onu birbirine  karıştırmayacağız." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin Suriye'deki varlığıyla kendi projelerini bir tutanların  her şeyden önce Suriye halkına haksızlık yapacağını belirten Erdoğan, "Suriye'de  etkinlik yürüten unsurlar içinde kontrolü altındaki bölgeleri, güvenliği ve  altyapısıyla yeniden yaşanabilir kılan tek güç Türkiye'dir. Bizim operasyon  bölgelerimizde rejimin ve terör örgütleri eliyle sahada varlık gösterenlerin  operasyon yürüttüğü yerlerin durumu mukayese edildiğinde bu gerçek daha iyi  anlaşılacaktır. Ülkemize sığınan milyonlarca Suriyeli'den ne rejimin ne PYD'nin  ne de DEAŞ'ın hakim olduğu yerlere kimse geri dönmüyor. Ama Türkiye'nin bulunduğu  her yere akın akın geri dönüşler başladı. Nereye? Cerablus, El Rai, El Bab,  buraya 160 bin kişi şu ana kadar döndü. Allah'ın izniyle kısa bir zaman  içerisinde onun daha fazlası Afrin'e dönecek. Göreceksiniz."


Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip  Erdoğan, bu sabah İngiltere Başbakanı Theresa May'le telefonla görüştüğünü  belirterek, "Güzel bir görüşme oldu ve bu atılan adımın içeriğini kendileriyle  görüştük. Tabii Rusya ve Amerika arasındaki sıkıntının da bir an önce çok daha  barışa yönelik bir çözüme kavuşmasında fayda olduğunu da kendileriyle işledim.  Biraz sonra Sayın Macron'la görüşeceğim. Bu arada arkadaşlarım Sayın Putin ile de  irtibat halindeler. Onunla da Amerika'yla da ayrıca bu arada bugün yarın  görüşmelerimizi yapacağız." dedi. 

Erdoğan, partisinin Fatih 6. Olağan İlçe Kongresi'ndeki konuşmasında,  gittikleri her yere adaleti, barışı getirdiklerini söyledi.

Bunun tek başına Suriye'deki gerçek durum anlatmaya yeterli olduğunu  dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu sabah İngiltere Başbakanı Theresa May'la telefonla görüştüm. Güzel  bir görüşme oldu ve bu atılan adımın içeriğini kendileriyle görüştük. Tabii Rusya  ve Amerika arasındaki sıkıntının da bir an önce çok daha barışa yönelik bir  çözüme kavuşmasında fayda olduğunu da kendileriyle işledim. Biraz sonra Sayın  Macron'la görüşeceğim. Bu arada arkadaşlarım Sayın Putin ile de irtibat  halindeler. Onunla da Amerika'yla da ayrıca bu arada bugün, yarın görüşmelerimizi  yapacağız. Çünkü bu bölgede üzerimizdeki görev, yük çok ağır. Niye? 911 kilometre  bizim sınırımız var. Burada akrabalıklar var, bu bağlar var. Sorumluluğumuz  fazla. Bunu bir an önce aşmamız gerekiyor. Yani biz birileri gibi eli kolu bağlı  duramayız. Ne yapacağımızın planı, programını çok iyi yapmamız lazım. Biz  kendimiz ve Suriyeli kardeşlerimiz için doğru bildiğimiz yolda ilerlemeyi  sürdüreceğiz. Ne rejimin zulmüne rıza göstereceğiz ne de PYD ve DEAŞ terör  örgütlerine göz açtıracağız. 7 demiyorum, 5 yıl önce eğer şu Esed ile ilgili  düşüncelerimize dünya kulak kabartsaydı bugün bölge bu hale gelmeyecekti. Biz  neler söyledik ama maalesef bir kulaklarından girdi öbüründen çıktı. Çünkü, biz  işin içindeydik. Biz buranın yapısını karakterini biliyorduk. Ama dinlemediler."

Dün Dabık'ta, El-Bab'da DEAŞ'ın başının bunun için ezildiğini ifade  eden Erdoğan, halen Afrin'de PYD'yi açtıkları çukurlara bunun için gömdüklerini,  Münbiç'ten Haseke'ye kadar olan sınır boylarındaki tüm teröristlere de inşallah  aynısı yapacaklarını kaydetti.

Sahada bu şekilde yola devam ederken soruna Cenevre ve Astana  süreçleri çerçevesinde çözüm bulunması gayretleriyle destek vermeyi de  sürdüreceklerini vurgulayan Erdoğan, "Astana'da, biz Türkiye, Rusya, İran  garantörüz. Dayanışmamızı sürdüreceğiz. Cenevre'de aynı şekilde. Diğer yandan  Suriye özelinde başlayan ama hızla yayılma potansiyeline sahip bulunduğu görülen  son kriz dünyanın nasıl büyük bir tehdit altında olduğunu da ortaya koymuştur."  diye konuştu.

Erdoğan, dünyaya çağrıda bulunduğunu belirterek, "Gelin, kimyasalıyla  konvansiyoneliyle kitle imha silahlarının her çeşidinin ve mevcut silahların  geleceğini masaya yatıralım. Gelin, Suriye'de yaşanan son krizi, yeni nükleer ve  konvansiyonel silahlanma projelerine dev kaynaklar artırmanın değil, bu imkanları  tüm insanlığın hayrına kullanmanın vesilesi haline getirelim. Ben bu teklifi de  yaptım ha. Neydi o teklif? Ben gerek Amerika'ya gerek batıya, gerek Rusya'ya şunu  da yaptım. Dedim ki, 'Gelin bu 3,5 milyon sadece bizde var. Dünyaya dağılmış olan  mazlumlar var. Biz burada bunlara konutlar yapalım. Bu silahlanma yarışını bir  kenara koyalım. Bu teröristleri buralardan defedelim. Bunlara şehirler  oluşturalım. Güvenli bölgeler oluşturalım.' dedim. Ne zaman? Sayın Obama  döneminde. Çok güzel dediler. Ama ne yazık çok güzel diyenler bu konuda adım  atmadılar." şeklinde konuştu.

Erdoğan, bu teklifi Suudi Arabistan'a da yaptığını, maalesef güzel  diyenlerin bu teklife olumlu yaklaşmadığını söyledi.

Sabırlı gittiklerini dile getiren Erdoğan, "Bu başarılsaydı dünya  herkes için daha güvenli, daha güzel, daha yaşanabilir bir yer haline  dönüşecekti." dedi.

"Türkiye ileriye gitmek zorunda"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, istiklalini ve istikbalini güvence  altında tutabilmek için Türkiye'nin sürekli büyümek, gelişmek, ileriye gitmek ve  güçlü olmak zorunda olduğunu vurgulayarak, milletin Türkiye'yi hedeflerine  ulaştırma görevini özellikle hem hükümette hem de büyük ölçüde belediyelerde  büyük ölçüde kendi partisine verdiğini anlattı.

Belediyelerde güçlü bir konumda olduklarını ifade eden Erdoğan, bu  vazifeyi hakkıyla yerine getirmek için bugüne kadar çok önemli icraatlar  gerçekleştirdiklerini kaydetti.

Erdoğan, her seçimi milletin kendilerine olan güveninin, itimadının  bir göstergesi olarak gördüğünü, ister milletvekili, ister belediye, ister  Cumhurbaşkanlığı seçimi, isterse halk oylaması olsun her seçime bir imtihan  nazarıyla baktığını, en son imtihanı da 16 Nisan'da verdiklerini söyledi.

Fatih'in 16 Nisan halk oylamasında yüzde 51,4 oy oranıyla İstanbul  ortalamasının üzerine çıktığını ancak Türkiye ortalamasının  ne yazık ki altında  kaldığını belirten Erdoğan, "Fatih'e bu yakışır mı? Fatih ismine bu yakışır mı?  Bunu inşallah ilk seçimde tersine çevirmeye var mıyız? Çünkü ben Fatih'in içinde  doğmadım ama Fatih'te herhalde bu salondakilerin çoğu kadar yaşadım. İmam hatip  okulunu burada okudum, siyaseti burada yaptım. Siyasette, gençlik kolları il  başkanlığından tut, ana kademeye kadar hepsini Fatih'te yaptım. Nereden bakarsan  bak 20 yılım Fatih'te geçti. Onun için mahallelerini iyi bilirim." diye konuştu.

"Yüzde 60'a, 70'e doğru yürümeniz lazım"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcıların "Fatih seninle gurur duyuyor."  sözleri üzerine "Ben sizlerle gurur duyuyorum. Ama bizi mahcup etmeyin. 51,4  nedir ya. Şöyle 60'a, 70'e doğru yürümemiz lazım. Buna var mıyız? Hazır mıyız?  İnşallah 2019 seçimlerinde Fatih'te çok daha farklı bir manzarayla  karşılaşacağız. Hem belediye başkanlığında hem milletvekilliğinde hem de  Cumhurbaşkanlığı seçiminde Fatih ilçemiz şöyle tarihe geçecek oranlarla şanına  yakışanı Allah'ın izniyle yapacaktır. Bu ismi taşımak kolay değil ya. İsminiz  Fatih ise sizin de Fatih gibi neticeler elde etmeniz gerekir." şeklinde konuştu.

Katılımcılar arasındaki ana kademeye "2019'a kadar kapı kapı dolaşmaya  var mıyız?", kadın kollarına da "2019'a kadar her eve girerek gönülleri kazanmaya  hazır mıyız?", gençlere de "2019'a kadar liselerden üniversitelere, tüm gençlere  ulaşmaya, gönüllerini almaya hazır mıyız?" diye seslenen Erdoğan, Fatih'te ayak  basmadık yer, dokunmadık gönül, desteğini almadık vatandaş bırakılmayacağını dile  getirdi.

Erdoğan, herkesin sorumluluğunun büyük olduğunu, onun için çok  çalışılması, koşulması gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip  Erdoğan, "Bugünkü İstanbul'un çeyrek asır öncesinden çöp dağlarını  hatırlıyorsunuz, öyle mi? Hava kirliliğini hatırlıyorsunuz, öyle mi? Susuzlukları  hatırlıyorsunuz, öyle mi? Onlardan bir şey kaldı mı? Bunları beraber aştık."  dedi. 

Erdoğan, partisinin Fatih 6. Olağan İlçe Kongresi'ndeki konuşmasında,  ilçeye gelirken gördüğü senfoni orkestrasına dikkati çekerek, Tarihi Yarımada'nın  içinde bulunduğu Fatih ilçesine hak ettiği hizmetleri vermenin ecdada  sorumluluğun gereği olduğunu ifade etti.

Senfoni orkestrasının Külliye'ye gelmek istediğini aktaran Erdoğan,  "Maestroya, 'Biz, sizi külliyede ağırlarız ama sizden 300 kişi istiyorum.' dedim.  Bu çocuklar, 300 kişi ile birlikte gelip, Külliye'de bir konser verecekler.  Bunlar Fatih Belediyesi'nin gençleri olacak. Onları orada ağırlayacağız. Burası  eskiden neydi? Sulukule'ydi. Sulukule'nin bilirsiniz, klarneti, davulu meşhurdur.  Şimdi o Sulukule'nin yerine bu işi çok daha edibane bir şekilde yapan bir Fatih  Belediyemiz var. Şu anda her yönüyle medeni bir Sulukule meydana geldi. Bu bizim  için iftihar meselesidir." diye konuştu.

AK Parti'nin mezbelelikler bırakan değil, mezbelelikleri ele alıp,  onları modern, insanca yaşanabilecek hale getiren belediye olduğunu aktaran  Erdoğan, şimdi çok daha ilginçlerini yaptıkları ve yapacaklarını söyledi.

"Gençliğimiz çok büyük bir imkana kavuşmuş olacak"

Erdoğan, ilçe belediyesi eliyle son 3 dönemde Fatih'e 631 trilyon  liralık yatırım yapıldığına vurgu yaparak, şöyle konuştu:

"Bakanlıklarımıza bağlı kurumlarımızın, Büyükşehir Belediyemizin  hizmetleriyle bu rakam milyarı değil, katrilyonu buldu. İlçe belediyemiz eliyle  aralarında medreselerin, tekkelerin camilerin, sarnıçların da bulunduğu 337 adet  eseri restore ederek, İstanbul'a ve dünyaya yeniden kazandırdık. Şimdi sırada 850  eser daha var. Ayrıca ilçenin görüntüsünü güzelleştirmek için 2 bin binanın  cephesi tarihi dokuya uygun şekilde yenilendi. Hem ülkemiz hem de şehrimiz için  başlı başına bir değer olan Kapalıçarşı'da restorasyon, çatısından başladı. Mayıs  ayında çarşının restorasyonu bitiyor. Alt yapı çalışmalarıyla birlikte diğer  kısımlarının restorasyonu ve güçlendirilmesi de yapılıyor. İstanbul'un en renkli  semtlerinden biri olan Sulukule halloldu zaten. Osmanlı-Türk mimarisinin örnek  bir semti olarak yenilenen Ayvansaray'daki çalışmalar bitmek üzere.  Süleymaniye'de 734 bina yenileniyor. Böylece sokak siluetinden mahalle dokusuna  kadar tarihi Süleymaniye Mahallesi aslına uygun şekilde yeniden canlandırılıyor.  İlçedeki yeşil alan ve park büyüklüğü 120 bin metrekareden, 487 bin metrekareye  çıkartıldı. Yapılan 15 ve inşa halinde olan 5 spor salonu ile Fatih'teki  gençlerimize sağlıklı ortamlarda spor yapma imkanı temin edildi. Şimdi asıl  önemli olan, Abdi İpekçi Kapalı Spor Salonu'nun olduğu bölge, tamamıyla Basketbol  Federasyonumuzun emrine amade olacak şekilde yıkılıyor. Oradaki tüm antrenman  salonlarıyla birlikte federasyon merkezi inşa edilecek. Böylece gençliğimiz çok  büyük bir imkana kavuşmuş olacak."

"Biz eserle konuşuyoruz"

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, 15 yıl önce sadece  bir sosyal tesis varken bugün bu sayının Fatih'te 9'a yükseldiğini belirterek,  "Gençler, Sulukule Sanat Akademisi ile binlerce çocuğa ücretsiz müzik ve sanat  eğitimi veriliyor. Var mıydı geçmişte böyle? Hani sanatseverler şunlar, bunlar  konuşuyorlar, 'Eşek ölür kalır semeri insan ölür kalır eseri.' Biz eserle  konuşuyoruz, eserlerle. Eminönü'nün yaklaşık yarısının yayalaştırılması, günde 2  milyon insanın ziyaret ettiği bu bölgeyi oldukça rahatlatmıştır. Belediyemiz,  biri bin 700 diğeri 600 kişilik Yenikapı Gösteri Sanatları ve Sulukule Kültür  Merkezleri ile ilçemize iki önemli proje kazandırmanın hazırlıkları içindedir.  Ayrıca ilçemize 6 yeni kütüphane yapılıyor. Her merkezi yer gibi Fatih'in de en  büyük sıkıntılarından biri otopark. Belediyemiz tam otomatik katlı otoparklarla  bu soruna çözüm bulmaya gayret ediyor." şeklinde konuştu.

İlki faaliyete geçen bu otoparklardan iki tane daha yapılacağını dile  getiren Erdoğan, ana hatlarıyla ifade ettiği bu hizmetlerle birlikte Fatih'in çok  daha farklı bir yere geleceğini, yeni dönemde yeni hizmetlerle ve projelerle  İstanbul'u tekrar tekrar fethetmeyi sürdüreceklerini kaydetti.

"İskan işi imkandan önce zihniyet işidir"

Erdoğan, AK Parti'nin en önemli özelliğinin hep yapmanın, ihya etmenin  ve inşa etmenin peşinde koşması olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Bu anlayışın en somut icraatlarını İstanbul'da görmek mümkündür. Her  konuda olduğu gibi şehirlerimizin ihyası ve inşasında da öncelikler belirleyici  olmuştur. Bir dönem İstanbul'un kaçak inşaatlar, gecekondular tarafından  kuşatılması hatta her yerin bununla istila edilmesi bu öncelik sıralamasının  yapılamamasındandır. Türkiye'nin dört bir yanından göçü önleyecek tedbirleri  alamayanlar, bu şehre gelen insanları nizami bir şekilde iskan da edememişlerdir.  İnsanımız zaten kendi imkanıyla öyle ya da böyle başlarını sokacak ev  yapıyorlardı. Hiç değilse, aynı imkanlarla bu evlerin mahallesi, caddesiyle,  sokağıyla, kamu tesisleriyle düzgün bir şekilde yapılmasını sağlamının önünde  hiçbir mani yoktu. Bizden önce İstanbul'da bu yapılmadı. Çünkü iskan işi,  imkandan önce zihniyet işidir. Vizyon olmayınca proje de olmuyor. Sonuçta ortaya  önce dev yerleşim yerlerinin kurulduğu, ardından alt yapısının getirildiği en son  olarak da imarının yapıldığı şehirler çıkıyor. Hadi yeni kurulan yerleri bir  kenara bıraktık, Fatih gibi kadim bölgelere de sahip çıkamadık. Surlardaki  gecekonduları, cami bahçeleri ve türbe kenarlarındaki tarihi eserlerin içindeki,  dışındaki garabet yapıları, derme çatma kulübeleri herhalde unutmadık. Yenisini,  doğru yapmayı bıraktık, eskiye sahip çıkamayan bir anlayış yüzünden İstanbul gibi  bir cevheri tehlikeye attık. Üzerinde çalışmamız gereken çok önemli bir konu var.  Surların dibinde tarihi olarak neler var? Hendekler var. Bu hendeklerin  içerisinde salatalık şu bu yetiştiriliyor. Öyle yazılar okudum ki, 'Osmanlı  döneminde, ordunun bütün gıda ihtiyacı buradan karşılanıyordu.' deniyor.  Yüzyıllarca önce oradan karşılanıyor olabilir, artık şu anda böyle bir dönem var  mı? Yok. Bizim şimdi o surları mütemmim olacak projelerle güçlendirmemiz ve  oradaki görüntü kirliliğini ortadan kaldırmamız lazım. Oralara bir çevre, peyzaj  düzenlemesi getirmek suretiyle, İstanbul'un çocuklarına piknik alanı haline  getirmek varken, oraları neden hala öyle bir garabet olarak saklayalım? Bu  konularda  dahi siyasetin içinde belli yerlere gelmiş olanların inadi tutumlarını  aşmak mümkün olmadı. Bunun için de 15 yılımız geride kaldı, Artık bunu aşmamız  lazım. Bunun üzerinde çalışıp, hemen bu adımları atmamız lazım. Zeytinburnu'nda  hafta sonlarında ailelerin çocuklarıyla nasıl oralara akın ettiğini görüyorsunuz.  Nedir bu İstanbul'un ihtiyacı? Bunu yapmamız lazım. Hele Fatih'in buna çok çok  ihtiyacı var. Bunları başarmamız lazım."

"İstanbul'umuza, Fatih'imize hizmet etmeyi sürdüreceğiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Başkanlığını  ve bazı ilçelerdeki belediye başkanlıklarını aldıkları günden bu yana İstanbul'u  yenisiyle ve eskisiyle, tarihine, adına, şanına layık bir şehir haline getirmenin  mücadelesini verdiklerini anlattı.

Bu süreçte çok önemli, çok hayırlı işler başardıklarını kaydeden  Erdoğan, şöyle konuştu:

"Elbette eksiklerimiz olmuştur, hatta hatalarımız da olmuştur fakat  asla bunlarda ısrarcı olmadık, farkına vardığımız anda düzeltmenin yollarını  aradık. Bugünkü İstanbul'un çeyrek asır öncesinden çöp dağlarını hatırlıyorsunuz,  öyle mi? Hava kirliliğini hatırlıyorsunuz, öyle mi? Susuzlukları hatırlıyorsunuz,  öyle mi? Onlardan bir şey kaldı mı? Bunları beraber aştık ama biz çok daha güzel  İstanbul, hayat kalitesi çok daha yüksek bir şehir...İşte bunu kimse inkar  edemez, bunu yapacağız. Rabbime bize bu şehre, bu şehrin insanlarına hizmet etme  imkanını verdiği için ne kadar hamdetsem azdır. İnşallah ömrümüz oldukça da  ülkemizle birlikte İstanbul'umuza, Fatih'imize hizmet etmeyi sürdüreceğiz."

Salondakilerle Rabia işareti yapıp, "Tek millet, tek bayrak, tek  vatan, tek devlet" sloganını söyleyen Erdoğan, "İşte bu bizim unsurlarımız,  zafere giden yolda unsurlarımız. Peki bunun için ne yapacağız? Bir olacağız, iri  olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.  Birbirimizi Allah için seveceğiz. Ayrılık gayrılık yok, dedikodu yok, Allah için  sevmek var." ifadelerini kullandı.

Kongrenin hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, bugüne kadar  görev alanlara teşekkür edip, görevi devralanlara başarılar dileyerek konuşmasını  tamamladı.

Notlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Fatih İmam Hatip Ortaokulu öğrencilerinin  yaptığı Konstantinopolis'in İstanbul’a dönüştürülmesini tasvir eden bir tablo  hediye edildi.

Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ve eski Fatih ilçe Başkanı Ahmet  Hamdi Görgün de Erdoğan'a hediyeler takdim etti.

Kongrede yeni AK Parti Fatih İlçe Başkanı Orhan Narin oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kongrenin ardından vatandaşlarla fotoğraf  çektirdi.

Erdoğan'a Karagümrükspor forması hediye edildi.

ERDOĞAN HALKA SESLENDİ

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip  Erdoğan, Afrin'de etkisiz hale getirilen teröristlerin sayısının yaklaşık 4 bin  200 olduğunu bildirdi. 

Erdoğan, partisinin Fatih 6. Olağan İlçe Kongresi öncesinde İBB Fatih  Spor Kompleksi yanındaki alanda halka seslendi.

Bugün Fevzi Paşa Caddesi'nde biraz yürüdüğünü ve büyük bir coşku,  heyecan ve aşkla karşılaştığını dile getiren Erdoğan, "İnşallah bunu 2019  Mart'ında da ardından inşallah Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi seçiminde de  görürüz." dedi.

Vatandaşlarla "Rabia" işareti yapan Erdoğan, 81 milyonun tek devlet  olduğunu belirterek, "Niye? Rabbimiz öyle emrediyor da onun için. Bizi kavimler  halinde, kabileler halinde yaratan Rabbimiz, üstünlüğü şu kavime, bu kavime  vermedi. Üstünlük neyle? Üstünlük ittika ile takvayla... Paran, pulun üstünlük  sebebi değil. Makam, mevki üstünlük sebebi değil. Hepimizin yarın gideceği yer  neresi? İki metreküp mezar. Elimizde garanti var mı? Sağımız olduğu gibi  kabristan. Zaten ölümü öldürdüğümüz gün güçlüyüz." diye konuştu.

Afrin'de bunu gördüklerini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle  sürdürdü:

"Afrin'deki gazilerden, komuta kademesinde, yanıma geldiler. Bir  tanesi çok manidardı. Arkadaşı dedi ki 'Bu komutan, Cumhurbaşkanım, çok farklı.'  'Nedir' dedim farkı? 'Bu, cephede adeta delik deşik oldu.' Özgür Suriye  Ordusu'ndan. 'Karnı yok.' dediler. 'Aç bakayım.' dedim, açtı. Hakikaten karnı  alınmış. Dikişler tamamıyla... Omuzdan aldığı mermiler, kalçadan aldığı mermiler.  O haliyle tekrar cepheye gitmiş. PKK terör örgütü onun başına çok büyük paralar  veriyor. Fakat ondaki o inanç, ondaki o iman farklı bir şey. Akif diyor ya 'İman  ki o cevher ki İlahi ne büyüktür/İmansız olan paslı yürek sinede yüktür.'  Satılıklarla onların imanı bir olur mu? Bay Kemal ne diyor? 'Onlar.' diyor 'Terör  örgütü terör.' Bay Kemal, onlar benim Mehmetçiğimle beraber Afrin'de savaşan  yiğitler. Sen terör örgütü mensuplarıyla kol kola gidebilirsin ama onlar terör  örgütüyle değil, tam aksine benim Mehmedimle kol kola Afrin'de savaştılar,  savaşıyorlar. İşte şu anda da Afrin'de etkisiz hale getirilenlerin sayısı ne oldu  biliyor musunuz? Yaklaşık 4 bin 200."

"Demokrasiyi yeniden inşa ediyoruz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Hatay  ziyaretini de eleştirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan. Bak, hani gitmiyordun? Ne  oldu? Şimdi Hatay'a filan gitmiş. Hani sanatçılarla filan dalganı geçiyordun. 'O  adamın yanında ne işiniz var.' diyordun. Ne işin var senin Hatay'da ya? Niye?  Kardeşlerim, hesaba çektiler, 'Yanlış oluyor.' dediler, 'Gitmen lazım.' dediler.  Bu adam aynısını nerede yaptı bir de biliyor musunuz? 15 Temmuz'un sonrasında, 7  Ağustos'ta Yenikapı Mitingi'ni yaptık mı? Ben Yenikapı mitinginde ona da davet  gönderdim. Sayın Bahçeli'ye gönderdim. Sayın Bahçeli anında cevabını verdi ve  geldi. Ama beyefendi Bay Kemal, cuma akşamına kadar gelmeyeceğini söylüyordu. Son  cuma akşamı, baskılar neticesinde o da geleceğini bildirdi. O bizim 7  Ağustos'taki barış, dayanışma mitingimize leke getirdi. Niye? Çünkü sonraki  süreçte 7 Ağustos'un bir barış mitingi olmadığı, kardeşlik mitingi olmadığı  istikametinde açıklamalar yaptı. Ne söylersen söyle. Biz milletle barışığız, biz  milletimizle el eleyiz. Biz demokrasiyi yeniden inşa ediyoruz ve bununla bu yolda  devam ediyoruz. Bizim ruhumuzda kardeşlik inşa edilmiş vaziyette. Çünkü biz  birbirimizi Allah için seviyoruz. Biz yaratılanı Yaradan'dan ötürü seviyoruz.  Akrabalık için değil, makam, mevki için değil, sadece Yaradan'dan ötürü."

"Onlar kaçacak, biz kovalayacağız"

Bayrakta şehitlerin kanının olduğunu, hilalin bağımsızlığın simgesi,  yıldızın da şehitlerin kendisi olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İşte  780 bin kilometrekarelik bu vatan toprakları şehit kanlarıyla yoğruldu ve vatan  oldu. Bu vatanı böldürtmedik, böldürtmeyeceğiz." dedi.

Terör operasyonları konusunda da bilgi veren Erdoğan, şunları söyledi:

"Cudi, ne yaptık görüyorsunuz, inlerine girdik, Gabar'da inlerine  girdik, Tendürek'te inlerine girdik, Bestler Dereler'de inlerine girdik, hala  giriyoruz, gireceğiz. Onlar kaçacak biz kovalayacağız. Yurt dışında, Kosova'da  aldık geldik mi 6 tanesini FETÖ. 3 tanesini de Gabon'dan aldık geldik mi? FETÖ.  Yurt dışından 80 tane FETÖ'yü aldık geldik. Almaya devam. Onlar kaçacak, biz  kovalayacağız. Çünkü şehitlerimizin kanını yerde bırakmayacağız."

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden başka devlet olmadığını vurgulayan  Erdoğan, Cumhur İttifakı ile de 81 milyona bir mesaj vereceklerini belirtti.  Erdoğan, "Bizi bölmek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. İnşallah sandıklardan  farklı çıkacağız. Farklı çıkalım ki Türkiye'de yeni bir dönem başlasın."  ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşması sonrasında alandakilere satranç  takımı dağıttı.

Erdoğan'a, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Aile ve  Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Gençlik ve Spor Bakanı Osman  Aşkın Bak, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Ravza Kavakçı Kan ve Mehdi Eker, AK  Parti İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak da eşlik etti.

Fatih Belediyesi'ne bağlı mehter takımı da Erdoğan'ın konuşması  öncesinde, surlar üzerinde konser verdi. Konser sırasında mehter ekibinde yer  alan bir grup, Türk devletlerinin bayraklarını taşıdı. Bazı çocukların da Erdoğan  maskesi taktığı görüldü.

Bu habere ifade bırak
  • 14Mutluyum
  • 1Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 30Kızgınım
  • 1Üzgünüm
Toplam Oy46