22.05.2019 14:08 | Son Güncelleme:

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Dünyanın  5'ten büyük olmadığını iddia eden ve dünyayı bir ülkenin iki dudağı arasına  mahkum eden bir anlayış, bir yapı adil yapı olamaz." dedi.

Erdoğan, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen Adli  Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcısı Kura Töreni'nde katılımcılara hitap etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün kura çekerek görevlerine başlayacak olan  bin 446 Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcısını şimdiden tebrik ediyorum. Halen  ülkemizde 19 bin 349 hakim ve savcı görev yapıyor. Adalet teşkilatımızın gücüne  güç katacak sizlerin vazife üstlenmenizle birlikte bu rakam 20 bin 795'e çıkıyor.  Kura ile atandıkları yerlerde görev yapacak olan her bir arkadaşıma meslek  hayatlarında başarılar diliyorum." ifadelerini kullandı.

Kuraya katılan hakim ve savcılara, adliye binalarının dışında ve  mahkeme salonlarında yer alan "Adalet mülkün temelidir" sözünün tüm hayatları  boyunca rehberleri olmasını temenni eden Erdoğan, "Devlet, adalet üzerinde  yükselir, gelişir, güçlenir ve büyür. Adaletin olmadığı bir devlet, tıpkı  temelsiz bina gibi önünde sonunda yıkılıp gitmeye mahkumdur. İlk insandan beri  devam eden adalet arayışı, kıyamete kadar da sürecektir. İnsanlık tarihinin tüm  önemli dönüm noktalarının gerisinde, öyle ya da böyle adalet arayışından  kaynaklanan kıyamlar, mücadeleler, başkaldırılar vardır. Bugün de dünyada en çok  ihtiyaç duyulan, en çok beklenen adalettir." diye konuştu.

"DÜNYADAKİ TÜM MAZLUMLARIN SESİ OLARAK DİLE GETİRİYORUZ"

Adaletin tesisi için ihtiyaç duyulan taleplerin siyasi, ekonomik ve  sosyal talepler olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Biliyorsunuz bizim uluslararası tüm platformlarda dile getirdiğimiz  'Dünya beşten büyüktür' çağrımız var. Aslında bu bir adalet arayışının  tezahürüdür, gereğidir. Çünkü şu anda dünya beşten ne yazık ki büyük olmadığını  iddia eden ve dünyayı bir ülkenin iki dudağı arasına mahkum eden bir anlayış, bir  yapı, adil bir yapı olamaz. Birlemiş Milletlerde 196 ülkenin içinde Birleşmiş  Milletler Güvenlik Konseyi 5 daimi, 15 geçici üyeyle dünyaya güya adalet  dağıtıyorlar. Yok böyle bir şey. Orada adalet de zaten yok. Şu anda Arakan'da,  Libya'da, Filistin'de, Kudüs'te adalet mi var? Adalet dağıttığını söyleyenler  sadece insanlığa nasihat çekip insanlığı aldatıyor. Bu çağrıyı, yaşanan nice  zulümlerin sebebi olan uluslararası sistemdeki adaletsizliğe karşı dünyadaki tüm  mazlumların sesi olarak dile getiriyoruz.

Aynı şekilde bölgemizdeki katliamlardan, çatışmalardan, saldırılardan  kaçan milyonlarca insana kucak açmamızın gerisinde de adalete, merhamete, bizi  insan yapan tüm değerlere saygımız, bağlılığımız vardır. Devlet ve millet  tarihimiz, baştan sona kadar bu asil duruşun tezahürleriyle örülmüştür. Bize her  vesileyle adaleti, adaletli olmayı, adaletle davranmayı emreden Allah'ın ipine sıkı sıkıya sarıldığımız dönemler, hep altın çağlarımız olmuştur. Buna karşılık  adalet konusundaki hassasiyetimizi kaybettiğimiz dönemlerde, felaketler ardı  ardına gelmiştir, kapımıza dayanmıştır."

Son 17 yılda, adalet teşkilatını geliştirmek ve güçlendirmek için  fiziki imkanlarından insan kaynağına, mevzuatından infazına kadar her alanda  çalışmalar yaptıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bunun için de biliyorsunuz adalet saraylarını kurduk. Bundan önce  merdiven altı adalet dağıtılıyordu. Bunların hepsini kaldırdık, adalet sarayıyla  oraya 'Adalet aramaya gelenler huzur bulsun' dedik. Daha içeri girerken 'Evet  buradan adalet çıkar' bunu yakalarız. Açık konuşmak gerekirse bazen bu konuda çok  ciddi zorluklar yaşadığımız oldu. Adalet teşkilatımız bir dönem vesayet  güçlerinin, bir dönem FETÖ ihanet çetesinin hatta avukatlar boyutunda  baktığımızda diğer bazı terör örgütlerinin ağır saldırılarına maruz kaldı. Yargı  kurumlarını hakiki manada millet adına karar veren ve devleti için çalışan bir  yapı haline getirmek için çok büyük mücadeleler verdik."

"BU MESLEK SADECE HAKK'A, HAKKANİYETE, HUKUKA ADANMIŞLIĞA İZİN VERİR"

Zihinleri ve kalplerini sapkın inanç, ideoloji ve çıkarlara  kiralayanların adalet dağıtmasının mümkün olamayacağını vurgulayan Erdoğan,  sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu meslek sadece Hakk'a, hakkaniyete, hukuka adanmışlığa izin verir.  Adalet yolundan sapanların akıbeti, yine hukuk içinde hesap vermektir. 'Biz  olmazsak bu sistem çöker' edasıyla milletimizin ve devletimizin başına musallat  olanlar karşılarında her biri birer adalet savaşçısı olan hakim ve savcılarımızı  bulmuşlardır. Nitekim kendilerine, demokrasimize ve milli iradeye yönelik  saldırıları meşrulaştırma hatta bizzat yönlendirme ve yönetme misyonu biçenler bu  kutlu çatı altından birer birer temizlendi. Bu işi yapan da yine yargı  kurumlarımızdır, temizleyenler de yine yargı kurumlarımızdır."

Türkiye'nin hukuk devleti niteliğinin, başka bir yola ve yönteme izin  vermeyeceğini vurgulayan Erdoğan, "Bugün göreve başlayan siz kıymetli hakim ve  savcı kardeşlerimin hukuktan, hakkaniyetten, adaletten taviz vermeden  çalışacaklarına inanıyorum. Hakimin ve savcının en büyük murakıbı, kendi  vicdanıdır. Kanunlar, ne kadar dikkatli ve ayrıntılı yazılırsa yazılsın, sonuçta  bunun uygulamadaki karşılığını ortaya koyacak olan sizlersiniz. Bana göre  öncelikli olan kanun değildir, öncelikli olan hukuktur. Kanun yazılır, geçer  kağıt üzerinde kalır ama hukuk o değil, hukuk, hak ve halk arasındaki bütünlüğün  ta kendisidir." dedi.

Milletine karşı sorumluluğunu ve vicdanını önde tutan bir hakim veya  savcının vasat bir kanunu en ideal bir şekilde uygulayacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Buna karşılık kendine başka ölçüler edinen bir hakim ve savcı, en iyi  ve en detaylı kanunu bile vicdanları kanatacak kararların aracı haline  getirebilir. Bir doktor işini kötü yaptığında sadece kendi hastaları bundan  olumsuz etkilenir. Bir mühendis işini kötü yaptığında sadece yürüttüğü projede  sorun çıkar. Bir işletme işini kötü yaptığında sadece kendi işini batırır ama bir  hakim ve savcı işini kötü yaptığında toplumun genel vicdanında öyle bir yara açar  ki bunun telafisi hem çok zordur hem çok çok uzun zaman alır."

Erdoğan, Mevlana'nın bu konuda çok çarpıcı misaller verdiğini  belirterek, "Adalet nedir? Bir şeyi yerli yerine koymaktır. Adaletsizlik nedir?  Bir şeyi layık olmadığı yere koymaktır. Adalet nedir? Ağaçlara su vermektir.  Adaletsizlik nedir? Dikene su vermektir. Adalet, bir nimeti yerine koymaktır. Her  su emen kökü sulamak değildir." sözüne atıfta bulundu.

Mevlana'nın zalimi, üzerine düşen, görevli ve yükümlü olduğu işleri  yapmayan kişi olarak tarif ettiğini hatırlatan Erdoğan, "Bu anlayışa göre Allah  devleti, iktidarı, gücü, halk bunalıp da göklere el açmasın, şikayetçi olmasın  diye vermiştir. Ülkelerdeki yasalar, semaya bir tek 'Ya Rabbi' çığlığı  yükselmesin diye tesis edilmiştir. İhsan ve adalet bayrağı yükseldiğinde dünyada tek bir tek yoksul, tek bir mazlum kalmaz." değerlendirmesinde bulundu.

"BU ÖYLE BİR VAZİFE Kİ EN KÜÇÜK BİR İHMALİ KALDIRMAZ"

Adaletin kadim tartışmalarda hep denize ve dağa benzetilmesinin, onun  dışarıdan etki edilemezliğini ifade etmek için olduğunu vurgulayan Erdoğan,  şunları söyledi:

"Yel, dağı yerinden kımıldatabilir mi? Hangi fırtına, denizi yerinden  söküp götürebilir, mümkün mü? Bütün bunları anlatmaktan gayem; siz hakim ve  savcılarımızın görevlerinin bir yönüyle ne kadar önemli ve ağır bir yönüyle de ne  kadar ulvi ve hassas olduğunu ifade etmek içindir. Bu öyle bir vazife ki en küçük  bir ihmali, boş vermişliği, rehaveti kaldırmaz. Önünüze gelen dosyalardan,  bilgilerden bir tekini bile gözden kaçırmanız, dikkatli incelemeyip, yanlış  değerlendirmeniz, Allah göstermesin gerçekten vahim sonuçlara yol açabilir. Her  birinizin görev yerlerinizde bu anlayışla unvanlarınızın, kürsülerinizin hakkını vereceğinize inanıyorum."

Türkiye'nin siyaset pratiğinin zaman zaman en basit nezaket  sınırlarını dahi zorlayan bir hal alabildiğine dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam  etti:

"Yüksek Seçim Kurulu'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı  seçiminin yenilenmesi kararının ardından bazı siyasetçilerin yine bu şekilde  sınırları zorladığını görüyoruz. Dün yine bir siyasi partinin genel başkanı,  Meclis'teki grup toplantısında yargı mensuplarımızla ilgili ahlak, edep, insaf,  hepsinden önemlisi insanlık dışı sözler sarf etti. Bu kişiler, hiç anayasayı  gözden geçirmediler mi? Anayasanın 138. maddesi çok açık ve net. Bırakın bazı  ilişkiler kurmayı, 'ima dahi edemezsiniz' diyor yargı mensuplarına. Bunlar öyle  ileri gittiler ki, bir küfretmedikleri kaldı. Her türlü hakareti yaptılar.  Eleştirini yapabilirsin ayrı bir konu. Zaman zaman ben de eleştiri yapıyorum. Ama  hakaret edemezsin, küfredemezsin. Buna hakkın, yetkin yok. Hukuk ve hukukçuları  sadece kendi işlerine gelen kararlar verildiğinde yüceltip aksi durumda ise  yerden yere vuran zihniyeti şiddetle kınıyorum. Bunlar kabul edilemez."

"EN GÜZEL DERSİ YİNE YARGIMIZIN VERECEĞİNE İNANIYORUM"

Hukukun verdiği kararların elbette eleştirilebileceğini belirten  Erdoğan, ancak bu eleştirinin "içerik eleştirisi" olacağını söyledi.

Geçmişte pek çok mahkeme kararını eleştirdiklerini anımsatan Erdoğan,  şöyle konuştu:

"Benim partim, anayasa değiştirebilecek neredeyse güce sahip olduğu  dönemde bile kapatılmakla karşı karşıya kaldı. Böyle bir dönemde partimin  kapatılmasını savunanlar, yine siyasetçiler 'Ankara'da yargıçlar var' diye  meydanlara dökülüyordu. Tabi neticede partimiz kapatılmadı ve bugünlere geldi ama  hiçbir zaman bu hakaretleri yapmadık. Kararları değil de hakimlerin şahıslarını  hedef alarak, hatta onları 'çete' yaftası vurup hedef göstererek, hele hele  hakaret ederek yapılan eleştirinin adı densizliktir, had bilmezliktir, hatta  ahlaksızlıktır. 40 yıldır siyasetin içinde olan birisi olarak, bu tür kişileri  'politikanın yüz karaları' olarak değerlendiriyorum. Siyaseti, ülkeye ve millete  hizmet aracı değil de marjinal çevrelere yaranma, ideolojik saplantılarını hayata  geçirme, kuru gürültüyle üste çıkma vasıtası olarak görenlere en güzel dersi yine  yargımızın vereceğine inanıyorum."

"ÜLKEMİZİN BİR DAHA O KÖTÜ GÜNLERE DÖNMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ"

Yargı mensuplarından bu tür "densizliklere" gözlerini, kulaklarını ve  kalplerini kapalı tutmaları ricasında bulunan Erdoğan, şöyle seslendi:

"Yine yargı içerisinde de haklarını aramalarının gereğini de  hatırlatmak istiyorum. Çünkü bu ülke yol geçen hanı değil. Bunun da aranması  lazım. Sizlere bu hakaretleri yapanların da bir gün adalete ihtiyacı olacaktır,  önlerine de bu gelecektir. İşte o zaman yapılan densizlikler, sizin adaletle  hükmetmenize engel olmasın. Korkular veya korkutma gayretleri sizi asla  korkutmasın. Şunu bilelim ki bir Selim kardeşimiz şehit olur ama arkasından da  binlerce Selim Kiraz kardeşlerimiz gelir. Buna böyle inanıyorum. Allah rahmet  eylesin. O, kararlarını adil verdiği için şehit oldu. Yoksa onlara yaranma  gayreti içerisinde olan bir yargıç olsaydı, herhalde başına bunlar gelmezdi ama  bunlar bizi ne yapmayacak? Yolumuzdan hiçbir zaman yıldırmayacak. Türkiye,  geçmişte adamına göre, meşrebine göre adalet uygulayan çetelerden çok çekti.  Ülkemizin bir daha o kötü günlere dönmesine izin vermeyeceğiz."

Erdoğan, "şeriatın kestiği parmak acımaz" sözündeki adalete mutlak  teslimiyeti muhafaza etmenin yolunun işi hakkıyla yapmaktan geçtiğine işaret  ederek, "Şeriata yani hukuka olan bağlılığı ne derece güçlü tutarsak geleceğe o  derece güvenle bakabiliriz. Hiçbir yargı kurumu ve mensubu herhangi bir partinin,  siyasetçinin, şahsın çıkarına göre karar vermekle mükellef değildir. Buna şahsım  da dahildir. Sizlerin tek görevi, demokratik bir hukuk devleti olan Türkiye'de  adaletin işlemesini temin etmektir. Bu doğrultuda yürüteceğiniz mücadelede  Türkiye Cumhurbaşkanı olarak daima yanınızda olacağımı bilmenizi istiyorum."  ifadelerini kullandı.

22. Dönem Adli Yargı Hakimi ve Cumhuriyet Savcısı olarak göreve  başlayacaklara başarılar dileyen Erdoğan, katılımcıların ramazanını da kutladı.

Erdoğan, 22. Dönem Adli Yargı Hakimi ve adayı olarak birinci olan Seha  Demirel'i de özet, kısa, veciz konuşması nedeniyle kutladı ve başarı plaketi  takdim etti.

Törene, TBMM Başkanı Mustafa Şentop da katıldı.

Bu habere ifade bırak
  • 44Mutluyum
  • 4Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 101Kızgınım
  • 2Üzgünüm
Toplam Oy151