12.06.2019 21:21 | Son Güncelleme:
AA

Son dakika | Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Türkiye S-400'leri alacaktır’ demiyorum, almıştır!

Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep  Tayyip Erdoğan, ''Türkiye S-400 savunma sistemlerini alacaktır' demiyorum, almıştır. Biz bu işi bitirdik." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen partisinin grup  toplantısında konuştu.

Türkiye'nin yaşadığı bunca sıkıntıya rağmen dimdik ayakta olduğunu  belirten Erdoğan, bugüne kadar millete hep gelişme, büyüme, zenginlik, huzur,  istikrar, aydınlık bir gelecek vadettiklerini ve bunu yaptıklarını ifade etti.

"Ankara'da da İstanbul'da da yanılmayalım, biz kaybetmedik, her iki  yerde de biz kazandık." diyen Erdoğan, kendilerine verilen desteğin karşılığını  hizmet, icraat olarak sunmakla mükellef olduklarını söyledi.

Erdoğan, hiçbir şeyin ve hiç kimsenin millete verdikleri sözleri  yerine getirmelerinin önüne geçmesine müsaade etmeyeceklerini vurguladı.

"YPG ve PYD, PKK'nın uzantıları değil mi? Bunlara en büyük desteği  veren kim? Bizim stratejik ortağımız..." ifadelerini kullanan Erdoğan, şöyle  devam etti:

"Türkiye S-400 savunma sistemlerini alacaktır demiyorum, almıştır. Biz  bu işi bitirdik. (S-400) Uygun fiyatla olmanın yanında ortak üretime de geçebilme  sözünü alarak sözleşmemizi imzaladık. İnşallah kısa zamanda da geliyor. Türkiye  F-35'lerin sadece müşterisi değil, aynı zamanda üretim ortağıdır. (F-35 projesi)  Başkan Sayın Trump'la ay sonu Japonya'da bir arada olacağız, orada zaten  kendileriyle ayrıca görüşmemiz var. Orada da bu konuları inşallah karşılıklı  olarak görüşeceğiz. Suriye'de sınırlarımız boyunca oluşturulmaya çalışılan terör  koridorunu, Cerablus-Afrin hattında, Kuzey Irak sahasında nasıl kırdıysak  Fırat'ın doğusunda da aynı şekilde paramparça edeceğiz."

"4 gemiye sahip olduk"

"Bunların Türkiye'deki tek hedefleri nedir biliyor musunuz? Acaba AK  Parti'yi biz iktidardan nasıl indirebiliriz? Dertleri bu ama indiremeyecekler.  Buna güçleri yetmez." diyen Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türklerinin hakkını, hukukunu,  çıkarlarını gözetmeyen hiçbir adımın atılmasına izin vermeyeceğiz. Bu konuda tüm  seçenekler masamızda olmaya devam edecektir. Şu anda hidrokarbon arama  olaylarında 4 gemiye sahip olduk. Tarihimiz boyunca böyle bir şeye sahip  değildik. Çalışmalarımızı Deniz Kuvvetlerimizin refakatinde, oralardaki güvenliği  sağlamak suretiyle yürütüyoruz. Türkiye'ye ekonomik tuzaklarla diz  çöktüreceklerini sananlar bu milleti hiç tanımamışlar. Biz gerektiğinde 'kan  kusup kızılcık şerbeti içtik' diyen, gerektiğinde istiklali için canını ve malını  ortaya koymaktan çekinmeyen bir milletin kendisiyiz. Bu yapıdan bir şeyler  koparacağını zannedenler geçmişte de bu tür yollara başvurdular ama onlardan şu  anda hiçbir şey kalmadı. Hepsi de gayet açık olan bu mesajların, muhataplarımız  tarafından doğru bir şekilde anlaşılacağını ümit ediyorum."

"Yeni askerlik sistemi"

Yeni askerlik sistemine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle  konuştu:

"Yeni askerlik kanunuyla yükümlülerin yarıya yakını hemen terhis  olacak, kalanları görevlerine devam edecektir. Yükümlü askerlikle ilgili  sıkıntılar ve ihtiyaçlar varsa çözüm üretmek, ülkenin yöneticileri olarak bizim  asli görevimizdir. Bu düzenleme bir yandan profesyonel askerliği  yaygınlaştıracak, diğer yandan da bu ülkenin tüm evlatlarının temel askeri  eğitimden geçmesini sağlayacak bir anlayışla hazırlanmıştır. (Yeni askerlik  sistemi) Ne ülkemiz sınırları içinde ne de KKTC başta olmak üzere ülkemiz  sınırları dışında hiçbir aksaklık yaşanmayacaktır. Altını çizerek ifade etmek  istiyorum, yeni sistemle TSK'de zaafiyet oluşacağı iddialarının hiçbir temeli  yoktur. Bugün toplamda 419 bin olan Türk Silahlı Kuvvetleri mevcudunun 200 bine  yakını, yani yaklaşık yarısı subay, astsubay, yedek subay, uzman, sözleşmeli er  ve erbaş kadrolarındaki muvazzaf personelden oluşmaktadır. Kritik görevlerde,  özellikle terörle mücadelede vazife üstlenen tüm birliklerimiz muvazzaf  askerlerden teşekkül etmektedir. Yedek subaylık ve iki yıllık yüksekokul  mezunları için bu kanunla gündeme gelen yedek astsubaylık uygulamaları da  personel ihtiyacının karşılanmasında önemli bir imkandır."

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimleri için 4 yıllık, belediye  başkanlığı seçimleri için ise 5 yıllık bir dönemin var olduğuna işaret ederek,  "Bu süreler eksiklerimizi tamamlamaya, kırgınlıkları tamir etmeye, yeni bir sesle  yeni bir solukla yeni bir anlayışla, yepyeni bir vizyonla ülkemizi 2023'e  taşımaya yeterlidir." dedi.

"İşçi kıyımına başladılar"

Seçimden önce 'kimsenin aşıyla, işiyle uğraşmayacağız' diyenlerin, 31  Mart sonrası ilk işinin 14 binin üzerinde işçiye baskıyla sendika değiştirtmek  olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bununla da yetinmeyip Türkiye'nin her yerinde işçi kıyımına  başladılar. Güya adalet için yürüyen CHP Genel Başkanı, ekmeğinin peşindeki  işçilerin feryatlarına kulaklarını tıkıyor, ayrımcılığa ses çıkarmıyor. Bireysel  birtakım istisnalar dışında belediyecilik konusunda ülkemizin en kötü siciline  sahip partisinin CHP olduğu gerçeği 31 Mart'ın ardından bir kez daha teyit  edilmiştir. Suları akıtmaktan, sokakları temizlemekten, yatırım yapmaktan, sosyal  belediyecilik hizmetleri geliştirmekten aciz bir zihniyetten başka da bir icraat  beklemek mümkün değildir. CHP'nin belediyecilik karnesi 25 yıl önce de böyleydi,  şimdi de aynı. Bu gidişle korkarım 25 yıl sonra da aynı kalacaktır. CHP adayı  etrafında oluşturulan sahte imaj çemberi kırıldıkça İstanbul'a gerçekten kimin  hizmet edebileceği, bu kadim şehri kimin temsil ehliyetine sahip olduğu daha iyi  anlaşılıyor. Mızrak çuvala sığmamış, maskeli balo sona ermiş, takke düşmüş ve kel  görünmüştür. Amaç milleti kazanmak değil de seçime kadar halkı aldatmak olunca  sonuç da işte böyle tecelli ediyor."

Erdoğan, Yargı Reformu ile ilgili ilk paketi çalışma dönemi bitmeden Meclis'e getirmeyi planladıklarını dile getirerek, 31 Mart'taki hırsızlıkların tekrarını önlemek için de özel bir hazırlık içinde olduklarını söyledi.

'On binlerce  tırlarla silah ve mühimmat gönderdiler'

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip  Erdoğan, "Suriye'nin kuzeyinde YPG'ye, PYD'ye, PKK'nın bunlar uzantıları değil  mi? Bunlara en büyük desteği veren kim? Bizim stratejik ortağımız. On binlerce  tırlarla buraya silah, mühimmat, her şeyi gönderdiler mi? Gönderdiler, daha neyi  anlatayım, neyi anlatalım? Şu anda da bunların Türkiye'deki tek hedefleri nedir  biliyor musunuz? 'Acaba AK Parti'yi biz iktidardan nasıl indirebiliriz' dertleri  bu. Ama indiremeyecekler, buna güçleri yetmez." dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen partisinin grup toplantısında konuştu.

Konuşmasına grup toplantısının hayırlara vesile olmasını dileyerek  başlayan Erdoğan, son grup toplantısını ramazan ayının ikinci günü yaptıklarını  anımsattı.

Tüm katılımcıların Ramazan Bayramı'nı tebrik eden Erdoğan, "Rabbimden  bizi, Ümmeti Muhammedi ve tüm insanlığı Kurban Bayramı'na da sağlık, huzur ve  esenlik içerisinde ulaştırmasını diliyorum." diye konuştu.

Milletvekillerine Meclis programlarında ve seçim çevrelerine yönelik  çalışmalarında ortaya koydukları gayretler dolayısıyla teşekkür eden Erdoğan,  "Ülkemizin ve milletimizin ihtiyacı olan hukuki düzenlemelerin hazırlanması ve  hayata geçirilmesi sorumluluğu öncelikle Cumhur İttifakı içinde birlikte hareket  ettiğimiz Milliyetçi Hareket Partisi ile beraberce sizlere aittir. Sizlerin  çalışması demek Meclisin çalışması demektir. Sizlerin yasama görevi için  Mecliste, bizlerin yürütme olarak Cumhurbaşkanlığında çalışması demek Türkiye'nin  sürekli daha ileriye, daha iyiye gitmesi demektir." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Milletimiz bizden sıkıntılarını çözmemizi  bekliyor, milletimiz bizden hizmet bekliyor, milletimiz bizden icraat bekliyor,  milletimiz bizden verdiğimiz sözleri tutmamızı bekliyor. Milletimiz bizden  kendisi ve evlatları için güzel bir gelecek inşa etmemizi bekliyor. Bu  beklentilere cevap verebilmek için öncelikle önümüzdeki sıkıntıları aşmamız  şart." diye konuştu.

"Bize verilen desteğin karşılığını sunmakla mükellefiz"

Bugün Türkiye'nin önünde ekonomiden dış politikaya, güvenlikten  istihdama kadar çözüm bekleyen pek çok ciddi sorun bulunduğuna işaret eden  Erdoğan, şöyle konuştu:

"Türkiye, yaşadığı bunca sıkıntıya rağmen hamdolsun dimdik ayaktadır.  Bu güçlü duruşu AK Parti olarak son 17 yılda ülkemizi ekonomide ve demokraside  ulaştırdığımız yüksek seviye sayesinde gösterebiliyoruz. Bu gerçeği milletimiz de  bildiği için seçimlerde yüzde 50'nin üzerinde destekle yanımızda yer almaya devam  ediyor. Ama unutmayalım ki bu sonsuz, hudutsuz, hesapsız bir kredi değildir. Bize  verilen desteğin karşılığını hizmet olarak, icraat olarak sunmakla mükellefiz.  Hep birlikte tüm birikimimizi, enerjimizi, vaktimizi, gayretimizi ortaya koyarak  bir an önce milletimizin önüne somut başarılarla çıkmalıyız. İnşallah önümüzdeki  dönem her alanda Türkiye'yi büyüttüğümüz, güçlendirdiğimiz, ileriye taşıdığımız  bir dönem olacaktır. Biz bugüne kadar milletimize hep gelişme vadettik, büyüme  vadettik, zenginlik vadettik, huzur vadettik, istikrar vadettik, aydınlık bir  gelecek vadettik ve bunu da yaptık."

"Her iki yerde de biz kazandık"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart seçimleriyle ilgili yaptığı bir  konuşmada, "Bu seçimlerin galibi yine biziz." dediğini anımsatarak, sözlerini  şöyle sürdürdü:

"Aynı şeyi yeni söylüyorum, Ankara'da da İstanbul'da da yanılmayalım  biz kaybetmedik, her iki yerde de biz kazandık. Şunu söyleyebilirsiniz 'Ama  Başkanım neye göre bunu söylüyorsun.' Bizler buralarda sadece bir vizyon  noktasında, vitrin noktasında her iki ilde bir kayba uğradık ama ilçeler bazında  baktığımızda ilçelerin kahir ekseriyetini biz aldık mı? Her ikisinde de aldık.  Meclislerde, ki burası karar alma yeri, buralarda kahir ekseriyet her ikisinde de  İstanbul'da da Ankara'da da bizde mi? Bizde. Komisyonlar da hepsi de biz de mi?  Bizde. Bu belediyelerin zaten çalışmasının şekli nedir? Buralardır. Başkanın  buralardaki hareket kabiliyeti Meclistir, komisyonlardır. Çünkü atacağı adımlar  buralarla bağlantılı. Buralarla gerekli olan desteği sağlayamadığı sürece  istediği gibi adım atamaz.

Şunu söyleyeceksiniz o zaman. 'Çıkar millete der ki beni  çalıştırmıyorlar'. E ne yapacak? Sen doğru bir iş yaparsan seni çalıştırır, sen  doğru bir iş yapmadığın zaman tabii ki seni çalıştırmayacak. Bu işin aslı bu. Biz  şu anda kalkıp da bunu diyebilir miyiz 'ya biz işte anayasa değişikliği yapmak  istiyoruz ama CHP bizi engelliyor' diyebilir miyiz? Diyemeyiz, niye? Zaten onun  görevi seni çalıştırmamak. Hele hele CHP zihniyetinin görevi tarih boyunca hep  böyle olmuştur, beyaza siyah, siyaha beyaz demiştir. Ama biz doğru olan olduğu  zaman destekleriz ama bunların doğru, böyle bir şeyi yapma kabiliyeti yok ki  geçmişleri onların böyle. Şimdi bizim vaatlerimiz yine aynı, hiçbir şeyin ve hiç  kimsenin milletimize verdiğimiz sözleri yerine getirmemizin önüne geçmesine  müsaade etmeyeceğiz. Rabbimiz izin, milletimiz destek verdiği sürece son  nefesimize kadar bu kutlu yolda mücadeleyi sürdüreceğiz."

"Daha neyi anlatayım, neyi anlatalım?"

Türkiye'nin son dönemde yaşadığı sıkıntılarının hiçbirinin tesadüfi  değil, hepsinin birbiriyle bağlantılı olduğunu belirten Erdoğan, sözlerini şöyle  sürdürdü:

"Her şeyi çok açık, her yerde konuşma noktasında böyle bir lüksümüz  yok. Dar kapsamlı konuştuklarımız var, buralarda konuştuklarımız var. Bunları da  bu şekilde özellikle ifade etmek istiyorum. Şimdi terör örgütlerinin arkasında  neler var bunu söylememe zaten gerek bile yok. İşte Suriye'nin kuzeyinde YPG'ye,  PYD'ye, PKK'nın bunlar uzantıları değil mi? Bunlara en büyük desteği veren kim?  Bizim stratejik ortağımız. On binlerce tırlarla buraya silah, mühimmat, her şeyi  gönderdiler mi? Gönderdiler, daha neyi anlatayım, neyi anlatalım? Şu anda da  bunların Türkiye'deki tek hedefleri nedir biliyor musunuz? 'Acaba AK Parti'yi biz  iktidardan nasıl indirebiliriz' dertleri bu. Ama indiremeyecekler, buna güçleri  yetmez.

İşte bunun için bu ekibin çok iyi çalışması lazım. Bizim gayretimiz  çok önemli. 'Ya işte onlar, uğraşılır mı, şöyle güçlü bir ülke, böyle güçlü bir  ülke.' Arkadaşlar, hepsi doğrudur ama unutmayın, hep söylüyorum 'La galibe  illallah.' Asıl güç burada, yeter ki biz dik duralım, inanarak, azmederek  işlerimizi yapalım ve önümüzün kapalı olduğunu zannettiğimiz yerde nasıl  açıldığını göreceksiniz. Şu ana kadar böyle oldu. İşte terör örgütlerine verilen  destekle toplumumuzda huzursuzluk çıkarma çabaları aynı projenin ürünüdür."

''Türkiye S-400 savunma sistemlerini alacaktır' demiyorum, almıştır'

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip  Erdoğan, "Türkiye S-400 savunma sistemlerini alacaktır demiyorum, almıştır. Biz  bu işi bitirdik." dedi.

Bu yılın başından şu ana kadar 2 bin teröristin etkisiz hale  getirildiğini bildiren Erdoğan, teröristlerin kaçacak delik aradıklarını söyledi.  Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ama biz terörle bu mücadeleyi verirken daha önce yine silahlı  kuvvetlerin içerisinden gelmiş olan birileri de o sorumluluk mevkisinde olan  birileri de bakıyorsunuz bu ülkedeki o milli ve yerli olmaktan uzak yapılarla  oralara kendilerine göre sufle ediyorlar, bazı kendilerine göre bilgileri ve  yapılan işlerin yanlış olduğuna varıncaya kadar. Öbür tarafta bakıyorsunuz şu  anda yeni askerlik yasasıyla ilgili kendilerine göre bazı şeyleri söyleyip  duruyorlar, yazıyorlar, çiziyorlar vesaire. Siz korkaksınız, korkak. Hiçbir zaman  siz bu milletin askerinin şanına yakışır komuta kademesi olmadınız, olamadınız.  Onların da üzerine gitmediniz, gidemediniz. Biz onlarla da çalıştık. Neler  yaptıklarını gayet iyi biliyoruz. Ve şimdi sivil hayata döndükten sonra sağda  solda yazıyorlar, çiziyorlar, çeşitli yerlere de çeşitli bilgiler kendilerine  göre sızdırıyorlar. Biz abdestimiz var, onun için yaptığımıza da eminiz ve emin  olarak da yolumuza devam ediyoruz."

Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon arama faaliyetleri

Suriye meselesi, S-400 ve F-35 krizlerinden bunları ayrı düşünmemek  gerektiğini ifade eden Erdoğan, Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon arama  faaliyetleriyle ilgili gerilimin Türkiye'ye yönelik ekonomik tuzaklardan ayrı  görülemeyeceğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şu anda hidrokarbon arama olaylarında 4 tane gemiye sahip olduk.  Bizde bundan önce böyle bir şey yoktu. Ama şimdi bizde hem arama hem sondaj 4  tane gemi kendimize ait. Bunlarla biz buralarda bu çalışmayı şimdi yürütüyoruz.  Tarihimiz boyunca böyle bir şeye sahip değildik, yoktu ama şimdi var. Ve  çalışmalarımızı Deniz Kuvvetlerimizin refakatinde bütün oradaki güvenliği her  şeyi sağlamak suretiyle yürütüyoruz. İnşallah bir yerden çıkacak. Çıktığı anda da  bizim Kuzey Kıbrıs'taki Türklerin oradaki haklarını, hukukunu da biz uluslararası  deniz hukukuna dayalı olarak koruyacağız. Kimse de bize 'Niye bunu şöyle  yaptınız, bunu böyle yaptınız?' diyemez. Adama sorarlar 'Senin burada ne işin  var?' Biz garantör ülkeyiz. Garantör ülke olarak da biz oradaki bütün münhasır  ekonomik bölgelerde haklarımız nelerse bu hakları sonuna kadar koruyacağız ve  oradaki Türk kardeşlerimizin haklarını da kimseye yedirtmeyeceğiz, kusura  bakmasınlar."

S-400 savunma sistemleri

Bazı hususları gayet açık ve net şekilde altını çizerek tekrarlamakta  fayda gördüğünü belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bir, Türkiye S-400 savunma sistemlerini, bakınız alacaktır demiyorum,  almıştır. Biz bu işi bitirdik. İnşallah önümüzdeki ay da bu sistemin ülkemize  teslimi yapılacaktır. Bu sistem bir taarruz sistemi değildir, bir savunma  sistemidir. Ben ülkemi savunmak için gerekli tedbirleri almayacak mıyım, bunun  için birilerine mi soracağım? Tabii ki biz burada böyle bir savunma sistemi için  Amerika'dan istedik mi, istedik. Sen verdin mi, vermedin. Ne dedin? 'Kongre  müsaade etmiyor'. Değerli arkadaşlar sayın Obama döneminden itibaren biz bu  çalışmayı başlattık. Bize hep söyledikleri 'Kongre müsaade etmedi'. Kongre  müsaade etmediyse biz de başımızın çaresine bakacağız. Ve ardından S-400 gündeme  geldi. Gayet uygun fiyatlarla ve üstelik bir de uygun fiyatlarla olmanın yanında  ortak üretime de geçebilme imkanlarını, onun sözünü de almak suretiyle biz  sözleşmemizi imzaladık. Şimdi inşallah kısa zamanda da geliyor. Bu konuda bizimle  iş birliği yapmak isteyen herkese kapımız açık. Biz buna rağmen sayın Trump'a da  'Eğer siz de bize bu şartlarda verecekseniz, biz sizlerden de Patriot alırız.'  dedik. Onu da söyledik ama onlar bize kalkıp da buna benzer şartları ileri  sürerek 'evet' diyemediler."

F-35 projesi

İkinci olarak Türkiye'nin F-35 uçaklarının sadece müşterisi değil,  aynı zamanda üretim ortağı olduğunun altını çizen Erdoğan, "Bugüne kadar bir  milyar 250 milyon dolar biz ödeme yaptık. F-35 projesinden hiçbir akılcı ve haklı  dayanağı olmayan gerekçelerle dışlanmamızın hesabını tüm platformlarda soracağız.  Şu anda yine arkadaşlarıma gerekli görevi verdim. Onlar da muhataplarıyla  görüşmeleri yapıyorlar. Görüşmelerden sonra da gerekirse Başkan sayın Trump ile  zaten ay sonu Japonya'da bir arada olacağız, orada zaten kendileriyle ayrıca  görüşmemiz var. Orada da bu konuları inşallah karşılıklı görüşeceğiz ama biz  tabii oraya gitmeden burada bu işi telefonlarla bir defa görüşelim, işi geldiği  şu safhadan başladığımız noktaya geri çevirelim istiyoruz." değerlendirmesinde  bulundu.

"Tüm seçenekler masamızda olmaya devam edecektir"

Üçüncü olarak, Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türklerinin  hakkını, hukukunu, çıkarlarını gözetmeyen hiçbir adımın atılmasına izin  vermeyeceklerini vurgulayan Erdoğan, "Bu konuda tüm seçenekler masamızda olmaya  devam edecektir." dedi.

Erdoğan, altını çizmek istediği dördüncü hususla ilgili, "Suriye'de  sınırlarımız boyunca oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu Cerablus-Afrin  hattında Kuzey Irak sahasında nasıl kırdıysak Fırat'ın doğusunda da aynı şekilde  paramparça edeceğiz. Hep söylediğimiz gibi bir gece ansızın gelebiliriz."  ifadelerini kullandı.

"Türkiye'ye ekonomik tuzaklarla diz çöktüreceklerini sananlar bu  milleti hiç tanımamış"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

"Beş; Türkiye'ye ekonomik tuzaklarla diz çöktüreceklerini sananlar,  açık konuşuyorum, bu milleti hiç tanımamış, hiç tanımamış demektir. Biz  gerektiğinde 'Kan kusup, kızılcık şerbeti içtik.' diyen, gerektiğinde istiklali  için canını ve malını ortaya koymaktan çekinmeyen bir milletin ta kendisiyiz.  Bugün ayağımıza vurulmaya çalışılan ekonomik prangaları da inşallah en kısa  sürede parçalayıp atacağız.

Altı; siyasi istikrarsızlık oluşturmak için çevrilen numaraların  hepsinin de farkındayız ve bu tuzağa asla düşmeyeceğiz. Gerilim siyasetine asla  tevessül etmeyecek, demokrasiden, milli iradenin üstünlüğünden taviz vermeden bu  uzun ve ince yolu kat edeceğiz. Israrla ifade ettiğimiz gibi bir olacağız, iri  olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.

Hepsi de gayet açık olan bu mesajların muhataplarımız tarafından doğru  şekilde anlaşılacağını ümit ediyorum. Bununla birlikte siyasi ve askeri bunca  meselesinin alışılmış müttefiklik ilişkilerine, diplomatik teamüllere, karşılıklı  çıkar ilişkilerine rağmen üst üste bindirilmesinin bilinçli bir politika olduğunu  da biliyoruz. Açık konuşmak gerekirse, Türkiye bir yandan son bir asırdaki en  büyük atılımlarını gerçekleştirirken diğer yandan da yine aynı dönemdeki en büyük  çok yönlü kuşatmayla karşı karşıyadır. Allah'ın izniyle milletimizle kol kola,  gönül gönüle vererek tüm bu meselelerin üstesinden gelebilecek güce, iradeye,  kararlılığa sahibiz. Bunun için en önemli şart, AK Parti'nin kendi içinde sağlam  durması, milletimizle olan ggönül bağını güçlü tutması, hedeflerinden sapma  göstermemesidir."

'Altını çizerek ifade etmek istiyorum' dedi ve açıkladı

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip  Erdoğan, "Altını çizerek ifade etmek istiyorum, yeni sistemle TSK'de zafiyet  oluşacağı iddialarının hiçbir temeli yoktur." dedi.

İstanbul'da 23 Haziran'da gerçekleşecek büyükşehir belediye başkanlığı  seçimlerini hatırlatan Erdoğan, AK Partili milletvekilleri ile belediye  başkanlarının tümünün seferberlik ilan ettiğini, İstanbul'da hemşehrileri ve  yakınlarını aradıklarını, milletvekillerinin kendi illerinde İstanbul'da  oturanları seçim bölgesine nasıl taşırızın gayreti içerisine olduğunu söyledi.

Birilerinin de farklı çalışmaların içine girmek suretiyle kendileri de  belli gayretler göstererek, bu güçlü yapıyı zayıflatmanın gayreti içinde  olduklarını kaydeden Erdoğan, "Şunu çok iyi bilmemiz lazım; bu yapıdan bir şeyler  koparacağını zannedenler, geçmişte de bu tür yollara başvurdular. Hatta bazıları,  grup kurabilecek noktaya bile geldiler ama onlardan şu anda hiçbir şey kalmadı.  Hepsi gitti. Siyaset sahnesinden de silinip gittiler. Onun dışında yine aynı  şekilde olanlar... Şu anda ana muhalefetin başındaki zatın önünde eğilenler,  bunları görüyoruz. Nereden nereye? Kişilik, şahsiyet çok önemli bir şey. Bir  insan, hele hele Müslüman eşrefi mahluk olarak, o yaratılmışların en şereflisi  olma şanına layık olmalıdır, bunu korumalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

"AK Parti'nin her milletvekili, teşkilat mensubu bilinçle hareket  ediyor"

Yollarına aynı kararlılıkla devam edeceklerinin altını çizen Erdoğan,  şöyle devam etti:

"Karşımızda, AK Parti'yi ve şahsımızı devirmeden, Türkiye ile ilgili  planlarını hayata geçiremeyeceklerini gören küresel bir ittifak ve onlarla  birlikte hareket eden yerel mankurtlar çetesi vardır. Bunu da bilmenizi isterim.  AK Parti'nin her milletvekili, teşkilat mensubu, belediye başkanı bu bilinçle  dirayetle sorumluluk duygusuyla hareket ediyor, hareket etmek zorundadır.  Yaptığımız her yanlışın, gösterdiğimiz her zafiyetin, giriştiğimiz her bencil  hesabın bedelinin koskoca bir milletin, davanın, tarihin kaderini etkileyeceğini  asla unutmamalıyız. Hiç kimsenin bilerek ve isteyerek böyle bir vebalin altına  girmeyeceğine inanıyorum. Tabii insanın olduğu her yerde elbette yanlış da olur  eksik de olur. Önemli olan bunların hasbi bir anlayışla, fedakarlıkla ve çok  çalışmayla düzeltilmesidir. İşte bunun için biz istişare yolunu, sadece kendi  içimizde değil, milletimizle de hep açık tuttuk, hep işlettik.

Milletin sesine kulak tıkayanlar, hele hele millete kulak vermek  yerine onu istiskale yeltenenler, bu partinin mensubu olamazlar. Milleti muhatap  almayanı biz de muhatap almayız. Elbette her talebi, her beklentiyi yerine  getirmek mümkün değildir. Yapılabilecekler zaten yapılır. Şayet, yapılabilecek  bir şey yoksa izah edilir, insanların gönlü alınır ancak biliyorsunuz biz  tebliğle  mükellefiz, ikna ile değil. O, Rabbimizin yedinde olan bir şeydir. Bunu  da çok iyi bilmemiz lazım. Bizim siyaset anlayışımız budur."

"Bırakacağımız en önemli miras bu olacaktır"

Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimleri için 4 yıllık, belediye  başkanlığı seçimleri için 5 yıllık bir süreç olduğunu ifade eden Erdoğan, bu  sürelerin, eksikleri tamamlamaya, kırgınlıkları tamir etmeye, yeni bir ses ve  solukla anlayışla yepyeni bir vizyonla Türkiye'yi  2023'e taşımaya yeterli  olacağını söyledi.

Ekonomiyi güçlendirerek, sınırların güvenliğini sağlama alarak,  yatırımı, üretimi, ihracatı, istihdamı artırarak hedeflerine ulaşacaklarını  belirten Erdoğan, "Türkiye'yi demokrasisi ve ekonomisiyle dünyanın en büyük 10  ülkesi arasına sokmakta kararlıyız. Bizden sonraki nesillere, 2023 ve 2053  hedeflerini gerçekleştirebilmeleri için bırakacağımız en önemli miras bu  olacaktır." diye konuştu.

"Gerçeklere gözümüzü kapatamayız"

Toplantının yapılmasına vesile olan asıl konuya geldiğini dile getiren  Erdoğan, şunları kaydetti:

"İşin teknik boyutunu ağırlıklı olarak Savunma Bakanım yapacak. Ben  işin sadece siyasi boyutu itibarıyla bakışı dillendirmek istiyorum. Askerlikte  aslında biz, devrim niteliğinde bir reformu hayata geçiriyoruz. Bu, yılların bir  beklentisiydi. Bu yılların beklentisini biz devreye aldık. Günümüz dünyasında  askerlik görevi gerçekten çok iyi eğitim ve uzmanlık isteyen bir meslek haline  dönüşmüştür. Askeri alandaki operasyonel faaliyetler ve araç gereç kullanımı için  verilen eğitimlerin maliyeti bu işin yükümlüler eliyle yapılmasını verimsiz ve  anlamsız hale getirmiştir. Ayrıca kısa süreli eğitimle sahaya sürülen askerlerin  can güvenliklerini sağlamak da zorlaşmaktadır.

Nitekim Türkiye epeyce bir vakittir planlı ve bilinçli bir şekilde  profesyonel askerliğe geçişin hazırlıklarını yürütmektedir. Bunu konuşmuştuk. Hep  beraber konuştuk bunları, tartıştık. Bununla birlikte ülkemizin artan nüfusu  sebebiyle askerlik çağına gelen gençlerimizin sayısında sürekli yığılmaların  yaşandığı ortadadır. Zaman zaman başvurulan bedelli askerlik uygulamalarının  amaçlarından biri de bu yığılmayı ortadan kaldırmaktır. Gençlerimizin gerek  eğitim gerek iş hayatlarında kariyer planlarının, onları giderek daha ileri  yaşlarda askere gitmeye zorlaması da bir başka önemli husustur. Gerçeklere  gözümüzü kapatamayız. Ben, genelkurmay başkanı değilim. Bize Anayasanın hükmü  gereği 'Başkomutan' diyorlar ama genelkurmay başkanlarımızın birçoğuyla çalıştım.  Onların altındaki kuvvet komutanlarının birçoğuyla çalıştım. Birçok bilgiyi  onlardan alma şansını yakaladım."

"Hiçbir aksaklık yaşanmayacaktır"

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'dan bunları dinleyeceklerini kaydeden  Erdoğan, "Şayet ortada yükümlü askerlik uygulamasıyla ilgili birtakım sıkıntılar  ve ihtiyaçlar varsa bunlara çözüm üretmek, siyasetçiler ve ülkenin yöneticileri  olarak bizim asli görevimizdir. Halen Meclis gündeminde bulunan yeni askerlik  düzenlemesi işte bu anlayışla ortaya çıkmıştır." şeklinde konuştu.

Kanun hazırlığı, personel planlamaları, yeni askerlik sisteminin  getireceği sonuçlar, terhis olacak yükümlü sayısı, bunların yürüttükleri  görevlerin nasıl idame ve ikame edileceği gibi konuların hepsinin dikkate  alınarak yapıldığına dikkati çeken Erdoğan, şu bilgileri paylaştı:

"Bugün toplamda 419 bin olan Türk Silahlı Kuvvetleri mevcudunun 200  bine yakını, yani yaklaşık yarısı subay, astsubay, yedek subay, uzman, sözleşmeli  er, erbaş kadrolarındaki muvazzaf personelden oluşmaktadır. Kritik görevlerde,  özellikle terörle mücadelede vazife üstlenen tüm birliklerimiz, muvazzaf  askerlerden teşekkül etmektedir. Yükümlüler daha çok kıta görevlerinde, geri  hizmetlerde değerlendiriliyor. Yeni askerlik kanunuyla yükümlülerin yarıya yakını  hemen terhis olacak. Kalanları görevlerine devam edecektir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yeni askerlik sistemine geçilmesiyle ne  ülkemiz sınırları içinde ne de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti başta olmak üzere  ülkemiz sınırları dışında hiçbir aksaklık yaşanmayacaktır. Böyle bir şey söz  konusu değil." dedi.

Milli Savunma Bakanı Akar'ın detaylı bilgileri vereceğini belirten  Erdoğan, bu düzenlemenin bir yandan profesyonel askerliği yaygınlaştıracağını,  diğer yandan da bu ülkenin tüm evlatlarının temel askeri eğitimden geçmesini  sağlayacak bir anlayışla hazırlandığını aktardı.

Tarih kitaplarında Türk milleti için "asker millet", "ordu millet"  tanımları yapıldığına işaret eden Erdoğan, "Böyle bir milletin evlatlarının  askerlikle ilişkisini tümüyle kesmek düşünülemez." dedi.

Erdoğan, yeni askerlik sisteminde bedelli askerlik yapma hakkı kazanan   herkesin bir aylık temel eğitimden geçeceğini belirterek, yükümlü olarak kıtaya  gelenlerin ise temel eğitimleriyle birlikte toplamda 6 ay askerlik yapacağını  söyledi.

Muvazzaf kadrolara geçişlerin de ilk 6 aylık ve ardından ücret  mukabili yapılacak ikinci 6 aylık askerlik görevinin ardından mümkün olacağını  açıklayan Erdoğan, yedek subaylık ve iki yıllık yüksek okul mezunları için bu  kanunla gündeme gelen yedek astsubaylık uygulamalarının da personel ihtiyacının  karşılanmasında önemli bir imkan olduğunu dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yeni sistemle Türk Silahlı Kuvvetlerinde  zafiyet oluşacağı iddialarının hiçbir temeli yoktur." ifadesini kullandı.

Bu düzenlemelerin hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, "Her şeyden önce  şu anda dünyanın en güçlü ordusu diye anılan Türk Silahlı Kuvvetlerinin komuta  kademesi, kusura bakmayın da bir güvenlik zaafını düşünemeyecek kadar basiretsiz  mi? Bunları, biz her an birlikte yaşıyoruz, birlikte müzakere ediyoruz,  tartışıyoruz ve her ay Milli Güvenlik Kurulu toplantılarımızı yapıyoruz. Oralarda  da bunlar gündemde... Bunları konuşuyoruz. Böyle bir şey olabilir mi?" diye  sordu.

Erdoğan, millete bir çağrı yaparak tüm siyasetçilerin seçim döneminde  verdikleri sözlerin takipçisi olmasını isteyerek, "Çünkü bazı siyasetçiler, kendi  deyimleriyle seçim döneminde atıp tutuyorlar. Sonra da verdikleri sözlerin  neredeyse hiçbirini yerine getirmeden başka işlere yöneliyorlar. Özellikle bu  yeni askerlik sisteminin ülkemiz için yeni bir dönemin başlangıcına vesile  olacağını ve beklentilerin çok ciddi bir boyutunu da Allah'ın izniyle çözeceğine  inanıyorum." diye konuştu.

'Özel bir hazırlık içindeyiz'

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip  Erdoğan, "31 Mart'taki hırsızlıkların tekrarını önlemek için de özel bir hazırlık  içindeyiz." dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen  partisinin grup toplantısında konuştu.

CHP'li belediyelerde çalışan işçilerin işten çıkarılmalarına ilişkin  CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na eleştiride bulunan Erdoğan, "Kılıçdaroğlu  31 Mart seçimleri öncesi CHP'li adaylar tarafından kazanılacak hiçbir belediyede  tek bir personelin dahi ekmeğiyle oynanmayacağını, kimsenin işten atılmayacağını  üstüne basa basa söz verdi. Seçimden önce 'kimsenin aşıyla, işiyle  uğraşmayacağız' diyenler, 31 Mart sonrası ilk iş 14 binin üzerinde işçiye  baskıyla sendika değiştirdiler. Bununla da yetinmeyip Bolu'dan Antalya'ya,  Adana'dan İzmir'e kadar Türkiye'nin her yerinde işçi kıyımına başladılar."  ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Türkiye'nin çeşitli illerinden işten çıkarılan işçilerin CHP  Genel Merkezi önüne protesto amaçlı yürüyüşe başlayacaklarını belirterek,  "Bireysel birtakım istisnalar dışında belediyecilik konusunda ülkemizin en kötü  siciline sahip partinin CHP olduğu gerçeği 31 Mart'ın ardından bir kez daha teyit  edilmiştir. Şehirlerimize verecek hiçbir şeyi olmayan CHP'li belediyeler  yetkileri olmadığı halde sahilleri insanların bir kısmına yasaklama gibi buram  buram ayrımcılık kokan, faşizm kokan Hitlervari işlerle uğraşıyorlar." dedi.

Muğla'da piknik alanlarının çöp yığınlarıyla dolu olduğunu vurgulayan  Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Nerdesin ya? Hadi toplasana... Suları akıtmaktan, sokakları  temizlemekten, yatırım yapmaktan, sosyal belediyecilik hizmetleri geliştirmekten  aciz bir zihniyetten başka da bir icraat beklemek zaten mümkün değildir. CHP'nin  belediyecilik karnesi 25 yıl önce de böyleydi, şimdi de aynı. Bu gidişle korkarım  25 yıl sonra da aynı kalacaktır. İşte İzmir Körfezi kokudan geçilmiyor, Gördes  Barajı'nı biz yaptık arkadaşlar. İzmir'e suyu biz kazandırdık ama bütün bunları  tabii bizim İzmir halkına da anlatmamız lazım.

Bu partinin kurumsal yapı ve zihniyet olarak millete hizmet etmek gibi  bir derdi asla olmadı, olmayacak. Bir yandan ülkemizdeki işsizliği eleştirirken  diğer yandan partisine bağlı belediyelerdeki işçi kıyımına seyirci kalan CHP  Genel Başkanı tabii ki bunların hiçbirini görmüyor, duymuyor ve dile getirmiyor.  Ankara'dan İstanbul'a güya adalet için yürüyen CHP Genel Başkanı, ekmeğinin  peşindeki işçilerin feryatlarına kulaklarını tıkıyor, ayrımcılığa ses  çıkarmıyor."

Erdoğan, Yargı Reformu paketine ilişkin, "Yargı Reformu ile ilgili ilk  paketi inşallah çalışma dönemi bitmeden Meclise getirmeyi planlıyoruz." dedi.

"Hırsızlıkların tekrarını önlemek için özel hazırlık içindeyiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için  yapılacak seçimlere 10 gün kaldığını belirterek, Genel Merkez ve İl  teşkilatlarında yapılan planlamalar çerçevesinde İstanbullular ile yüz yüze  iletişimi esas alan bir seçim çalışması yürüttüklerini söyledi.

Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım ile İstanbullular  arasındaki gönül bağının her geçen gün daha da güçlendiğini gördüğünü ifade eden  Erdoğan, "Bilgisiyle, birikimiyle, gayretiyle, samimiyetiyle yıldızı giderek  parlayan Binali Yıldırım kardeşimizin sahadaki başarısı teşkilatlarımızı da  motive ediyor, gayrete getiriyor." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, seçim gününe kadar çalışmaların kesintisiz sürdürüleceğini  belirterek, şunları kaydetti:

"Milletimizin sandığa yansıttığı iradesine sahip çıkmak, 31 Mart'taki  hırsızlıkların tekrarını önlemek için de özel bir hazırlık içindeyiz. 'Bir  musibet bin nasihattan evladır' sözüne uygun şekilde mahalle ve sandık  temsilcilerimizi yeniden organize ettik. CHP adayı etrafında oluşturulan sahte  imaj çemberi kırıldıkça İstanbul'a gerçekten kimin hizmet edebileceği, bu kadim  şehri kimin temsil ehliyetine sahip olduğu daha iyi anlaşılıyor.

Milli irade hırsızlığından halkı aşağılamaya, zorbalık ve hakaretten  Türkiye düşmanlarının desteğini aramaya kadar her foya birer birer ortaya  dökülmeye başladı. Kırk yıldır bu işlerin içinde birisi olarak, zarfla mazrufun  bu derece zıt olduğu pek az siyasi mühendislik projesine rastladığımı özellikle  belirtmek istiyorum. Ama işte mızrak çuvala sığmamış, maskeli balo sona ermiş,  takke düşmüş ve kel görünmüştür. Amaç, milletin kalbini kazanmak değil de seçime  kadar halkı aldatmak olunca sonuç da işte böyle tecelli ediyor."

Siyasi hayatları boyunca daima ne aldanan ne aldatan olmamak için  çalıştıklarını ifade eden Erdoğan, "Yaptıklarımızla, yapamadıklarımızla,  sevaplarımızla, günahlarımızla biz milletimize karşı hep samimi olduk. Kameralar  önünde başka, arkasında başka konuşup hareket edenlerle aramızdaki en büyük fark  budur. Bugün de aynı yerde duruyoruz, yarın da aynı şekilde hareket edeceğiz.  Meclis çalışmaları el verdiği ölçüde sizlerden ve tüm teşkilat mensuplarından  ricam, seçim gününe kadar İstanbul'u adım adım gezmeye, her bir İstanbullunun  gönlüne dokunmaya devam etmemizdir, devam etmenizdir. Rabbim, hepinizden razı  olsun." diye konuştu.

Bu habere ifade bırak
  • 36Mutluyum
  • 1Şaşkınım
  • 1Kararsızım
  • 4Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy42