SiyasetRSS
09 Eylül 2010 - 00:01

Son düzlük

Referandum mücadelesinde son düzlüğe girildi, bayram sonu oy kullanacağız. Anketler, sonucun “ortada” olduğunu gösteriyor. 12 Eylül’de salt anayasa değişikliği paketinin oylanmayacağı en baştan belliydi; referandum bir “güven oylaması”na, seçim kavgasına dönüştü.
Ölçü kaçtı.
Meydanlarda, televizyon ekranlarında inanılmaz şeyler söyleniyor:
“Evet çıkarsa Türkiye bölünür!”
“Hayır diyen darbecidir!”
“Bitaraf olan bertaraf olur!”
“Evet çıkarsa evleriniz basılır!”
Sanki Türkiye’de ilk kez referanduma gidiliyor.
Pazar günü sandıklar açılınca “kıyamet kopacakmış” gibi abartılı yorumlar yapılıyor.
1982 Anayasası 12 Eylül’ün yasaklı ortamında yüzde 92 “evet” oyuyla geçti. Hayırcılar sadece yüzde 8’di. O rüzgârın ertesi yılki seçimleri de etkilemesi ve askeri rejimin Turgut Sunalp’a kurdurduğu partinin iktidara gelmesi beklenirdi. Tersi oldu. Evren’in üç gün önce çıkıp, “Özal’a oy vermeyin” demesine karşın, ANAP tek başına hükümet oldu.
1987 referandumunda bu kez Turgut Bey, demokrasiyi kötüye kullandı; 12 Eylül’de askeri rejimin siyaset dışında bıraktığı eski liderlerle ilgili yasaklar Meclis’te kaldırılmışken Özal, bu kararı halkoyuna sundu. Ve “hayır” kampanyası yaptı. Roller değişmiş, Özal, Evren’e benzemişti: Halk, Özal’a rağmen Demirel ve Ecevit’in yasağını yüzde 50’nin çok az üstünde bir oyla kaldırdı. ANAP referanduma gitmese üçüncü seçimi de alabilirdi.
2010 referandumu, AKP açısından sadece bir anayasa paketi oylaması değil, 2011 seçimlerinin kaderini de tayin edecek nitelikte görüldüğü için “evet” oylarını mümkün olduğunca yükseğe çekmek istiyor Erdoğan. 2012 Çankaya hedefi açısından da evet’ler yaşamsal önemde.
Muhalefetin hedefi de aynı; AKP’nin hızını kesip, seçimde iktidar değişikliği olabileceği mesajını şimdiden Türkiye’ye göstermek istiyorlar. Özellikle CHP’de Baykal’ın yerine geçen Kılıçdaroğlu için 12 Eylül referandumu tayin edici olacak. “Hayır” çıkarsa bu Kemal Bey’in başarı hanesine yazılacak.
Evet ve hayır’ların birbirine çok yakın olacağı yüzde 51-49’luk sonuçlar, BDP’nin Güneydoğu’da estirdiği “boykot” havasının Diyarbakır’da sandığa yansıma oranı Türkiye’nin yakın siyasi geleceğini belirleyecek.
Doğrusu her iki halde de “kıyamet kopmayacağını” düşünüyoruz.
12 Eylül’de “evet” çıkarsa Türkiye’nin bölüneceği, insanların evlerinden alınacağı gibi abartılı söylemlere de, “bitaraf olan bertaraf olur” türünden tehditlere de aldırmadan herkes oyunu özgürce kullanmalı.
Darbenin üzerinden otuz yıl geçti.
Türkiye demokratikleşiyor.
Kürt sorunu silahtan arındırılabilirse bu ülkenin çözülemeyecek sorunu yok. Sınır boylarındaki gençlerin ölmediği bir Türkiye’de barış içinde yaşamak istiyoruz. Bu duygularla iyi bayramlar.

 

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
Üç yanı su ile çevrili kara parçasına ne denir?
Markapon
©Copyright 2010