Sosyal medya, hayatın en önemli anlarını mahvediyor olabilir mi?

Onlar yanlış biliyor, kimsenin suçu değil de sosyal medyanın suçu mu şu olan biten? Yoksa biz, sosyal medyada atfettiğimiz görev ve becerilerin kurbanı mı oluyoruz?

Sosyal medya, hayatın en önemli anlarını mahvediyor olabilir mi?

Aynı nakarat, hep aynı aynı... Bayat bir muhabbet artık bu "Sosyal medya, hayatımızı mahvetti" konusu. Nasıl mahvettiği, ne şekilde mahvettiği tartışılır elbet. Ama fena şekilde 'suçlanıyor' ve 'eleştiriliyor' sosyal medya. Nedense, tüm suçu sosyal medyanın kendisine yıkıp kendi sorumluluklarımızı reddetmeyi seçtik. İyi ama, bu adil mi?

"Hep onun yüzünden!"

Facebook'u, Twitter'ı, Instagram'ı türlü türlü işlerimiz için kullanıyoruz. Üstelik itiraf etmemiz gerekiyor ki, epey keyif alıyoruz bu platformları kullanırken. Fotoğraflara gelen beğenileri saymaktan, ne yaptığımızı ve ne içtiğimizi anlatıp göstermekten, gördüğümüz ilgiden epey memnunuz. Bu da bizi, bir şeyleri pek de sorgulamamaya itiyor. Fakat sosyal medyanın can sıkıcı yönlerini görünce (eşyanın tabiatı gereği, her şeyin iyi ve kötü yanları olmalı) hemen suçu "Ya, hepsi bu Facebook falan yüzünden işte" deyip geçmeyi tercih ediyoruz. Eh, iyi ama, bunu biz tercih ettik. Onları kullanırken de epey keyifliyiz. 

Yüzde 10'u suçluyor

İngiltere'de Ruh Sağlığı Farkındalık Haftası'nda yapılan bir araştırma, bu konudaki bakış açımızı ortaya koyuyor. 2266 kişi üzerinde yapılan araştırmada, katılımcıların hayatlarındaki önemli anlara sosyal medyanın nasıl etki ettiği sorulmuş. Araştırmanın sonuçlarına her 10 İngilizden biri, hayatlarının önemli anlarına sosyal medyanın olumsuz yönde ve doğrudan etki ettiğini söylüyor. Sosyal medyanın suçuymuş hepsi. Öte yandan, katılımcıların yüzde 13'ü ise, sosyal medyada fotoğraf paylaşmayı sevmediklerini söylüyor ve buna neden olarak ise "Başkalarının fotoğrafları kadar iyi görünmüyor benim fotoğraflarım" cevabını veriyor.

Karşılaştırmalar yapılıyor

Aynı araştırmanın sonuçlarına göre, katılımcıların yüzde 85'i, kendi önemli anlarını sosyal medyada takip ettikleri diğer kişilerin paylaşımlarıyla karşılaştırıyor ve bunun sonucunda mutsuz oluyor. Buradaki düşünce biçiminin doğrudan sosyal medyanın işleme biçimiyle alakalı olup olmadığı ise bence esas tartışılması gereken şey. Evet, herkes kendi hayatının 'en iyi hayat' olduğunu göstermeye çalışıyor, fakat bundaki 'suçun' yüzde kaçı sosyal medyanın payıdır acaba?

Değiştirmek insanlığın elinde

Sosyal medyanın fiili işleyişi, doğrudan ruh sağlığımıza bir tehdit olarak görülebilecek cinste acımasız olsa bile, esasen yapılması gereken şey düşünce biçimimizi değiştirmek olmalı. Sosyal medya hesaplarımız birer ayna, o aynanın 'neyi nasıl yansıttığını' belirlemek ve aynadan nasıl göründüğümüzü tespit etmek, tamamen bize bağlı bir şey. Eğer vaktiyle sosyal medya hesaplarımıza 'dev aynası' muamelesi yapmasaydık, bugün bu kadar da büyük bir etkisi olmayacaktı. Instagram yalnızca 'nitelikli fotoğraf' paylaşma aracıyken onu biz tutup "Geçen gün Kaş'tayız" platformu haline getirdik. Bizim talep, beklenti ve kullanım alışkanlıklarımıza göre ise kendini biçimlendirdi. Tıpkı tüketicisine göre koleksiyonunu yenileyen hazır giyim markaları gibi...

 

 

 


andac.uzel@demirorenmedya.com

Bu makaleye ifade bırak