Sosyal medya bir virüs gibi hayatımızı sarınca...

Son yıllarda herkesi etkisi altına alan, lafta 'sosyal medya akımı', her geçen gün bütün samimiyetsizliğiyle insanları bir elbise gibi kuşatmaya devam ediyor. İnanılmaz rahat adapte olunan ve içinden çıkılması bir hayli zor olan internet hayatı, herkesi günbegün hâkimiyeti altına alıyor. Bizi biz olmaktan çıkarıyor, başka insanların hayatlarını yaşamamız gerekiyormuşçasına hava yaratıp, herkesi herkesleştiriyor. 

Sosyal medya bir virüs gibi hayatımızı sarınca...

Sıradan ailelerin bir fotoğraf karesinde inanılmaz mutlu görünmesi, başka aileleri imrendiriyor ve bu eksiklik farklı alanlarda giderilmeye çalışılıyor. Örneğin; gözü renkli biri, gözünün merceğine kadar farklı boyutlarda fotoğraf çekip sosyal medyada paylaşıyor. Başkalarının iltifatlarından o kadar haz alıyor ki, bir süre sonra bu haz da yetmiyor ve kendi kendine iltifat etmeye başlıyor! 

Evet, günümüzde çoğunluk bu akımın etkisi altında. Çiftler birbirlerinin özel anlarını bu hesaplarda paylaşıyor, şanslılarsa fenomen bile oluyorlar (!) Ebeveynler, çocukları üzerinden fenomen oluyor. Meğer herkes fenomen olmak istiyormuş da haberimiz yokmuş(!) YouTube'ta makyaj yaparak bir anda hayatları değişen kızlardan mı bahsedelim, yoksa küçücük çocukların oyun videoları çekip jet sosyeteye girmesinden mi? 

 

 

Gittikleri yerleri, doğum günlerini, evlilik yıldönümlerini, pırlantalarını, hayvanlarını, çocuklarını, evlerini, kaldıkları otelleri paylaşanlara alıştık da, cenaze paylaşanlara ne demeli? Yahu ölmüş annesiyle kendisini çekip sosyal medyada "Sevgili annemizi kaybettik"ler dolaşıyor! Kaybettiğimiz şey gerçekten anne-baba olsa üzüleceğim ama insanlar artık kendini kaybetme noktasına geldi. Oldukça üzücü bu duruma sadece şaşırıyoruz; sonrasında da alaycı bir şekilde gülüyoruz. Black Mirror dizisi bir bölümünde bu konuya değinmişti yıllar önce. Aynı mevzuyu şu an 2018’de yaşıyoruz. Aslında hiç de uzağımızda değilmiş. Bir virüs gibi insanları saran bu sosyal medya akımından kurtulanların sayısı oldukça az. 

 

 

İnsanlar kendilerini merak etmeyi bırakıp başkalarının hayatlarına, fiziğine merak sardığından beri tekdüze olduk. Hiç yoksa kahve içiyoruz, çay içiyoruz; maksat "İnsanlar da görsün ne içtiğimizi canım!" Başka insanların sofrasında var mı yok mu diye düşünmeden yediğimiz etleri paylaşır olduk. Ünlülerin paylaştığı salata tabağına özenip annemizin yaptığı salatayı beğenmez olduk… 

Biz çocukken sokakta oynamayı severdik. Sokakta büyüdük. Şimdiki çocuklar oyun âleminde çeşitli karakterlere bürünerek büyüyor ve hepsi sanal dünyanın küçük kahramanları oluyor. Suçu çocuklara yüklemek  haksızlık olur. Ebeveynlerin bu duruma engel olamamaları, çocuğu gerçek dünyadan koparmaları, bilgisayar başında beslemeleri, ağlayanları tabletle susturmaya çalışmaları herkesin bu virüsten payını aldığını gösteriyor.

 

 

Geçenlerde bir arkadaşım üniversiteden mezun oldu. Eklediği fotoğrafın altına herkes tebriklerini yazmıştı. Ben de yazacaktım ki son anda "Neden?" diye sorgulamaya başladım. O kadar yakın arkadaşımın mezuniyet tebriğini sosyal medya ile sınırlı mı tutacaktım? Telefon ne diye icat edilmişti? Sesini duymak varken, sıradanlaşmış cümleleri fotoğrafın altına sıralayıp tekdüzeliğe indirgemeyi reddettim. Umuyorum ki, herkes bir gün bu virüsten kurtulur. Hayat gerçekten güzel. Bir çiçeğin fotoğrafını çekip kaç beğeni alacağını beklemek yerine, çiçeği koklayıp verdiği huzuru tatmak en güzeli ve en doğalı. Anlar telefonlarımızın, bilgisayarlarımızın belleklerinde kalacağına, kendi belleklerimizde kalmalı. Kendimizden bu kadar uzaklaşıp başkaları olmak, başkalaşmak yerine, herkes kendini tanıma fırsatını elde etse ve özgünleşse, gençlik ne kadar güzel olur. Başkalarının hayatlarına, kıyafetlerine, burunlarına özenmekten, kendimizde neyin değerli ve güzel olduğunu unuttuk. 

Resmen bilinçsizleştik. Sosyal medyaya hızla itaat ediyoruz; üstelik bu durumdan da oldukça memnunuz. Başkalarının hayatlarını kendi hayatımıza endekslemekten kurtulup kendimizden neler çalındığının farkına varacak bilince ulaşacağız!

Bu makaleye ifade bırak