Sosyal medya çağının sorunu: 'Tuğba olayı'nda ne oldu?

Birkaç gün önce sosyal medyada büyük tepki çeken görüntülerde bir babanın kızına uyguladığı şiddeti gördük. Dün ise, Twitter'da bir iddia ortaya atıldı. Sosyal medya, doğru ve yanlışın birbirine girdiği bir platform haline geleli çok uzun zaman olmuştu. Bunun 'meyveleri' ise artık toplanıyor.
 

Sosyal medya çağının sorunu: 'Tuğba olayı'nda ne oldu?

Yoğun bilgi akışının kaosu

Yoğun bilgi akışının kaosu

Sosyal medya, internet kullanan herkesin birbiriyle etkileşim içine girmesini sağladı.

Bu etkileşim, bilgi-dosya-fotoğraf-video paylaşımını da içeriyor elbette.

Haberler, bir anda yayılıyor ve tıpkı yere düşüp kırılan bir cam bardak gibi milyonlarca parçaya ayrılarak ortalığa dağılıyor.

Her şey etrafa dağılırken...

Her şey etrafa dağılırken...

Fakat bu dağılışın hızı da etkisi de oldukça sorunlu. Zira sosyal medyada özellikle yalan haberler, doğru haberlere göre çok daha hızlı yayılabiliyor.

Her şey etrafa dağılırken, yalan haberden kendimizi koruyabilmek çok da mümkün değil gibi.

Doğru ve yanlış karışıyor

Doğru ve yanlış karışıyor

Bu yoğun bilgi trafiğinin içinde, gözle görülen en önemli şeylerden biri, doğru ve yanlışın birbirine karışıvermesi.

Bir anda, okuduğumuz-gördüğümüz-izlediğimiz şeyin, doğruluğuna kesin bir şekilde inanıp gerisini asla sorgulamıyoruz.

Oysa medya okur-yazarlığı, işte tam da bu noktada devreye giriyor.

İtici gücü yadsınamaz

İtici gücü yadsınamaz

Sosyal sorumluluk gerektiren olaylar ve gelişmelerde, sosyal medyanın etkisi yadsınabilir cinsten değil. 

Bir yardım kampanyasının çığ gibi büyüdüğüne tanık olabiliyoruz örneğin.

Haluk Levent'in kurduğu AHBAP da bu etkinin en önemli örneklerinden biri.

Sosyal medyanın kamuoyu oluşturma ve gündem belirleme etkisi gün geçtikçe artıyor. 

Tuğba olayının kanıtladıkları

Tuğba olayının kanıtladıkları

Geçtiğimiz günlerde sosyal medyaya bir anda düşen video, hepimizi derinden sarstı.

Bir baba, kızına şiddet uyguluyor, olmayacak şekilde davranıyor ve bunlar kayıt altına alınıyordu.

Video, sosyal medyada çok ciddi bir hızla yayıldı ve tepki çığ gibi büyüdü.

İşte sosyal medyanın gücünün esas boyutunu ancak bu şekilde anlayabiliriz. 

Kan donduran görüntülerin ardından...

 Kan donduran görüntülerin ardından...

Haliyle, hepimizin kanı dondu. Kadına ve çocuğa karşı şiddetin ciddi şekilde tartışıldığı, hassasiyetin gün geçtikçe arttığı bir noktada böylesi bir konunun da tepkisiz bırakılacağı düşünülemezdi elbette.

Olayın ardından babanın tutuklandığı haberini aldık öte yandan. Peşinden neler geleceğini, dava sürecinin nasıl olacağını beraber göreceğiz. 

Dün bir iddia ortaya atıldı

Dün bir iddia ortaya atıldı

Fakat babanın tutuklanmasıyla birlikte yaşadığımız ufak ferahlama hissi fazla uzun sürmedi. Zira dün, bir yeni iddia daha sosyal medyada kendine yer buldu ve yine bir anda büyük bir hızla yayıldı.

Doğru haberden daha hızlı yayılan yalan haberler görmüştük, buna tekrar tanık olduk.
 

"Tuğba aslında şöyle biri..."

"Tuğba aslında şöyle biri..."

Sosyal medyada bir anda patlayıveren iddia bir Instagram mesajlaşmasına dayanıyor.

O mesajlaşmada, Tuğba'nın kardeşi olduğunu iddia eden bir kişi, ablasının aslında pek de 'masum olmadığını', olmadık şeyler yaptığını ve babasının da artık bir noktada buna tepki verdiğini ifade ediyor. 

'Kardeş' kim bilmiyoruz!

'Kardeş' kim bilmiyoruz!

Twitter'da mesajlaşmanın ekran görüntüleriyle karşılaştığımda kafamda binlerce soru belirdi.

Fakat en önemlisi, mesajı gönderen kişinin, Tuğba ile arasındaki kan bağını hiçbir şekilde kanıtlayamamasıydı.

Sorulduğu zaman geçiştirecek cevaplar veriyor, "Şu an elimde yok ama birlikte fotoğraflarımız var" diyor ve bunun gibi şeyler.

"Annem Instagram'dan onu takip ediyor hatta" gibi şeyler söylüyor.

Anlatılan hikayelerde tuhaf boşluklar var. Tıpkı, diğer tüm sosyal medya yalanlarında olduğu gibi.

Olayı duyuran kişilerin açıklamaları...

Olayı duyuran kişilerin açıklamaları...

Bir süre, bu 'haber'in yayılışını izledim. Hızla yayılmaya da devam ediyor.

Tuğba'nın dış görünüşünün bir tür 'bundan her şey beklenir' algısı yaratacak kadar kullanılabilir bir şeye dönüşmesi bekleniyor. 

Ne var ki, olayı duyuran bazı sosyal medya kullanıcıları, bu iddiaları yalanlıyor. 

Onlara göre, Tuğba'nın 'farklı' olmasıyla yaşananların bir alakası yok. Ayrıca, babadan sistematik bir şekilde şiddet görüyor.

Herkes için tuhaf bir his yaratacak kadar ciddi bir konuda böyle ilginç ayrımların olması dikkat çekici. 

Eğer kardeşi tarafından ya da kardeşi ağzıyla başkaları tarafından yazılan bu mesajların yalan olduğu ortaya çıkarsa (doğru olduğuna dair şimdilik bir işaret yok) yüzleşmemiz gereken en önemli şey, sosyal medyadaki yalan haberlerin bizi nasıl yönlendirdiği olacak.
 

Doğruyu ne zaman aramaya başlayacağız?

Doğruyu ne zaman aramaya başlayacağız?

Peki, tüm bu olaylardan bağımsız olarak konuşmamız gereken şey ne?

İşin açıkçası, 'yalan' haberlerin dikkat çekiciliğine kapılıp kendimizi bir anda bunların içine atıvermemiz... Büyük bir sorun bu.

andac.uzel@demirorenmedya.com

Bu makaleye ifade bırak