"En büyük insan, kendini en çok sayıda insanın yerine koyabilendir."
Jane Adams
 
İnsanoğlu fiziksel gelişimini tamamladıktan sonra dünyaya adımını atar.
Anneden ayrılan bebek, 36 ay boyunca psikolojik doğumun sancıları ile yaşamını devam ettirir. 36. ay ile oluşan kendilik örüntüsü her ne kadar esnek olsa da temel intrapsişik yapı, stabil bir nesne ile sağlıklı ilişki kurmadıkça değişmez. Stabil sağlıklı nesne ile kuracağımız ilişki hem sözel olarak hem de sağ beyinden sağ beyine sözsüz olarak ilerlemektedir.  
 
Empati kelimesini birçok yerde duyarız. Kitaplarda, seminerlerde, dizilerde, şarkılarda vs… Empati bir başkasının ne hissedebileceğini hissedebilme yetimizdir. Empati yetimizin temeline bakacak olursak, bebeklik döneminde annesi ile iletişimsel örtüşmeyi deneyimlemeyen bir bebeğin empati yapabilme becerisi yeterince gelişmez. Bebek yetişkinlik döneminde empati kavramını bilişsel olarak bilse de duygusal olarak deneyimleyemeyecektir.  İletişimsel örtüşme, anne ve bebek arasında kurulan sözlü olmayan iletişime denir. Bebeğin ağlamasının tonundan ne istediğini, ne hissettiğini annenin anlaması bu kavrama verilebilecek en temel örnektir. Bebeğin sözlü olmayan iletişim verilerini anne anlar ve karşılık verirse bebekle iletişimsel örtüşmeyi deneyimlemiş olacaktır. Bebek yetişkinlik dönemine geldiğinde karşısındaki insanın sözlü ve sözlü olmayan iletişim verilerini anlayıp empati kurabilecektir. 
 
Teknolojinin gelişmesi ile birlikte ilişkilerdeki mesafenin azalmasının muhakkak ki olumlu tarafları vardır. Birbirini özleyen insanların hasretlerini giderebileceği bir platform olan sosyal medya gündelik yaşamı işgal etmeye başlayınca, sözsüz iletişimin sağladığı verileri bir bir kaybediyoruz. Emojilerle sözsüz iletişim ihtiyacını karşılamaya çalışan yeni bir nesil, iletişimsel örtüşme becerisini ne kadar geliştirebilir. Bununla da kalmayıp bu neslin dünyaya getireceği bebekleri düşününce empati yoksunluğunun nesilde nesile artacağını sanırım üzülerek izleyeceğiz.
 
Acıyı, sevgiyi, mutluluğu, şaşkınlığı emojilerle ifade eden; yüz yüze iletişimdense sosyal medya da iletişim kurmayı tercih eden insanların sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu kitlenin artması ile birlikte medyaya yansıyan haberlerin içeriği de değişmektir. Gün geçmiyor ki şiddet haberleri artmasın, taciz haberleri gelmesin. Bu durumun temel nedeni empati yoksunluğunun artmasıdır. Çünkü empati yoksunluğu yaşayan bireyler sadece karşısındakinin ne hissettiğini anlamamakla kalmayıp; karşındakine ne hissettirdiğine ve ne yaşattığına karşıda duyarsızlardır.
 
"İnsan acı duyabiliyorsa canlıdır. Başkasının acısını duyabiliyorsa insandır."                  Tolstoy
 
Mehmet Murat ALTAN
Psikoterapist/ Psikolojik Danışman
 
instagram: @psikoterapi_
psikolojiportali06@gmail.com