Pazar

04.11.2018 - 01:30 | Son Güncelleme: 04.11.2018-1:30

'Şov değil, fiziksel aktivite'

Son yıllarda gitgide popülerleşen direk dansı için “Beni kesmiyor” diyenleri böyle alalım: Sıra sandalye dansında!

Sitene Ekle

Liza Minelli’nin “Cabaret” filminin hafızalara kazınan sahnelerinden biridir, Cher ve Christina Aguilera’nın “Burlesque” filminden de aşinayızdır: Son birkaç yılda gittikçe yaygınlaşan direk dansından (pole dance) sonra yeni trend adayı “chair dance” yani sandalye dansı. İddialı kostümleri, bütünsel sahne şovuyla performansın en “ateşli” hali sayılabilecek bu türe olan ilginin izini sürmek üzere son iki aydır sandalye dansı atölyeleri düzenlenen Beyoğlu’ndaki Asmalı Sahne’de alıyoruz soluğu. Karşımızda, artistik cimnastikçi olup uzun yıllar dansın birçok dalıyla ilgilenmiş ve son iki yıldır bu türe ağırlık vermiş eğitmen Demet Ulusoy var. 

Sandalye dansı atölyelerinin fitilini, geçen yıl Amy Winehouse için sahneledikleri gösterinin ateşlediğini anlatıyor. Şova bir kabare havası katmak üzere ekledikleri akrobatik sandalye figürlerinin zamanla ilgi görmesi üzerine atölye düzenlemeye karar vermişler. Atölyeler, her bir katılımcıyla ayrıca ilgilenmeyi gerektidiği için en fazla 7 kişilik ve yaklaşık bir buçuk saat sürüyor. İlk dersten sandalyeyle dans etmeye başlasalar da vücut kontrolü, denge ve esneklik kazanmak üzere çeşitli egzersizler de yapıyorlar. Tempo, kan ter içinde kalacak kadar yüksek değil ama tüm kaslar çalıştığı için bir kardiyo etkisi de oluyor. Ulusoy, ağırlıklı olarak kadınların rağbet ettiği sandalye dansına ilgiyi iki grupta sınıflandırıyor: “Çok genç, dans etmeye hevesli, işin şov tarafıyla daha ilgili bir kesim var. Bir de aralarında ev hanımlarının da olduğu, biraz daha orta yaş diyebileceğimiz bir kesim. Bu grup da koşmayı ya da spor salonuna gitmeyi sıkıcı bulup eğlenerek fiziksel aktivitede bulunma derdinde.”

“Herkes iyi dansçı olabilir”

Dansın “seksi”liği nedeniyle ilk derslerde katılımcıların zorlandığını anlatıyor Ulusoy: “Şov düşüncesi gözlerini korkutabiliyor ya da kostümlere bakıp ‘Bunu mu giyineceğim, çok iddialı’ diye düşünebiliyorlar. Biz bunu tamamen fiziksel aktivite olarak görüyoruz, nasıl ki yüzerken mayo giymek zorundasınız ya da eşofmanla bale yapamazsınız... Amaç o bedensel estetiği sergilemek; insanlar da zamanla bunu anlayıp önyargılarını aşıyor, normalleştiriyor. İzleyenler için de aynı şekilde; burada cinsel içerikli bir şov değil, bedenin performansı var, o gözle bakmaya alışalım diyoruz.” 

Sandalye dansına ilgide son yıllarda popüler olan direk dansının da etkili olduğuna şüphe yok. Direklerin tepesinde dönmekten gözü korkanlar ya da direk dansıyla sandalyeyi kombinlemek isteyenler için de bir seçenek olmuş atölyeler. Geçici, dönemsel bir ilgi olarak da görülebilir ama Ulusoy’a göre bu ilgi zamanla daha da çeşitlenerek yelpaze genişleyecek. Hatta düzenli olarak ders verdiği öğrencilerle birlikte bir şov hazırlama projesi de var. “Disiplinli bir çalışmayla herkes iyi dansçı olabilir” diye düşünüyor: “Yapmaya başladığınızda bunun ne kadar ciddi bir sporcu disiplini gerektirdiğini anlıyorsunuz zaten; yoksa şunu giydim, dans ettim meselesi değil. Türkiye’de bu danslar Türkiye Cimnastik Federasyonu’na bağlı değil, salon dansları nasıl bağlıysa bunlar da o kapsama alınmalı. Bu alanın kurs seviyesinde kalmaması, kültürel üretimi de besleyecek seviyede gelişebilmesi için gerekli.”


Etiketler: spor, Beyoğlu
©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.