Yazarlar
03.09.2014 - 02:30

Spiegel’in tek “oyun”u gazetecilik

Sitene Ekle

Der Spiegel (Türkçesi; ayna) sadece Almanya’nın değil, dünyanın en iyi haber dergilerinden sayılıyor. 1947’de kurulan dergi, 1 milyon abonesiyle Avrupa’da eşi olmayan bir tiraja sahip.
Tam kadrolu çalışan 80 kişilik bir editoryal ekibi olan dergi, Columbia Journalism Review’a göre “Dünyanın en büyük haber teyit operasyonu”nu yürütüyor. Tek bir redaktörü fazlalık olarak gören, editöre paspas muamelesi yapan medyamızın kulakları çınlasın...  
Ancak konumuz, Spiegel’in önce Alman istihbaratı, sonra Amerikan istihbaratının Türkiye’yi dinlediğine yönelik kıyamet kopartmayan yayını. Çok değil, birkaç ay önce dergiyi “Türkiye’yi provoke etmekle” suçlayan ex Başbakan ve yayın organları, uluslararası skandalın karşısında sükunetini koruyor.

Taliban’dan beter
Oysa Spiegel, geçen yıl Gezi, bu yıl Soma ve Cumhurbaşkanlığı seçimine yer verdiği haberleriyle Erdoğan’ın meşhur öfkesinin hedefi olmuştu.
Dergi, Soma faciası haberinde bir işçinin sözlerini (Cehenneme git) başlığa çekince AK partililerin gazabına uğradı... Hatta Başbakan yerel seçim öncesindeki Köln mitinginde, dergiyi “hakaret etmekle” suçladı ve “Şahsımı cehenneme gönderenlerin, cehennemin yolunu bilmediğini” belirtmeyi unutmadı.
Böylelikle dergi çalışanlarının dini, inancı bile sorgulanmış oldu.
Soma haberi üzerine Spiegel’in Türkiye temsilcisi Hasnain Kazım ölüm tehditleri aldı. Bir dönem Pakistan’da çalışan Kazım, “Taliban’dan bile bu kadar tehdit almadım” dedi ve görevden çekildi.
Ağustostaki “Erdoğan devleti” kapağıysa Sabah gibi AKP yayınlarında “Yine çirkin bir oyunun peşindeler” ve “Seçim sürecini etkilemek istiyorlar” gibi ifadelerle suçlandı.

Gazetecilik ve casusluk
Hem kendi devletlerinin hem ABD’nin casusluk skandalını yayımlayan Spiegel’in
karşısında şimdi aynı yayınlar suskun.
Bu defa Türkiye ve Erdoğan “mazlum” konumunda olduğu için, “Herkes Türkiye’yi merak ediyor” şeklindeki muhteşem yaratıcı başlıklarla dinleme olayını haberleştirdiler. Okurlarının yaş ortalamasını 8 falan varsayıyor olmalılar.
Diğer yandan, “Dünyada istihbaratı güçlü olan ülkelerin farklı ülkeleri dinlememe gibi bir durumu olamaz” yorumunu yapan Erdoğan da rahatsız görünmüyor. Tabii bu defa Spiegel’e hönküren yok!
Spiegel’i dün komplo teorileriyle suçlayanlar, belki bu olaydan biraz olsun ders alır...
O ders şudur: Gazetecilik, bir kuruma, hükümete ya da kişiye yağ çekme işi değildir. Eleştirmek, sorgulamak, haberleştirmek, kanıt bulmak ve doğrulatmak, gazeteciliğin gereğidir. 

TUVALET KAMUSAL ALAN MI?

* Diken’e yazdığım “Kadınlar plajı bal gibi ayrımcılık” yazısına tahmin ettiğim yerlerden tepki geldi. Argümanlar İslami referanslarla verilse anlayacağım, zorlama olunca komik oluyor.
* Kadınlar plajını savunmak için “Kadınlar tuvaleti de mi kalksın” diyenlere hatırlatma: Plaj, tıpkı park, sokak gibi kamusal alandır. Ha, plaja tuvalet muamelesi yapacaksanız bilemem tabii...
* “Ama Batı’da da var” benzetmeleri yaparken olayı çarpıtma geleneği de yaygın. İtalya’da mesela, bir tane kadınlar plajı varmış. Ne âlâ! Yalnız Lara Croft’lu açılış yapan, sağlıklı yiyecek satan Riccione plajının cankurtaranı erkekmiş, amanın dikkat! İşletmenin “8 yaşından büyük erkek çocuklar giremez” konsepti de eksikmiş ne yapacağız şimdi?
* Evet, halk plajlarını usul usul kadınlar bölümüyle ayıran Türkiye’den başka dünyada tek kadınlar plajı olan yer, Riccione... Dubai’de bile haftanın iki günü halk plajı sadece kadınlara tahsis ediliyor. Yani toptan “Erkek giremez” denmiyor.
* Türkiye’de son beş yılda, üçü İstanbul’da, toplam altı tane kadınlar plajı açıldı. Yakında yenileri de “özgürlükler” kurdeleleri kesilerek açılır. Belki de kadın-erkek denize girmek
ileride özel “beach club”ların tekelinde kalır, kim bilir...  

 

Yazarlarda Ara
Bul
©Copyright 2016 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.