11.10.2018 09:33 | Son Güncelleme:
MUSA KESLER/Milliyet.com.tr

Suudilerin sicili kabarık! O prenslerden de hâlâ haber yok

Gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın İstanbul'daki Suudi Başkonsolosluğu'nda 'kaybolması' dünyanın gündeminde... BM de konuyla ilgili açıklama yaptı. Türkiye, olaya ilişkin soruşturmayı devam ettiriyor. Konsolosluk Türk polisi tarafından aranacak. Olay, Suudi yönetimine ilişkin daha önceki suçlamaları da gündeme getirdi. Suudi yönetimi geçtiğimiz dönemlerde aralarında haneden mensubu prenslerin de bulunduğu bazı isimlerin Avrupa ülkelerinden Riyad'a kaçırılmasıyla suçlanmıştı.

İşte o isimlerden bazıları: 

Turki bin Bandar

Suudi Kraliyet ailesininin önemli isimlerinden biriydi. Ailenin güvenliğini sağlayan birimin başındaydı. Mirasla ilgili bir anlaşmazlık sürecinin ardından gözden düştü, bir süre sonra da hapse atıldı. 2012'de serbest kaldı. Paris'e kaçtı. Youtube'dan videolar yayımlayarak Suudi rejimini reformlar yapmaya davet etti. Bir keresinde Suudi İçişleri Bakanlığı'ndan üst düzey bir isim onu arayarak Arabistan'a dönmesi için ikna etmeye çalıştı. Turki, bu görüşmeyi kaydetti. Daha sonra da yayımladı. 

2015'te Fas'a yaptığı bir seyahat sırasında ortadan kayboldu. İddialara göre Fas hükümeti tarafından tutuklandı ve Suudi Arabistan'ın talebi üzerine sınırdışı edilerek Riyad'a gönderildi.

Suud bin Seyf El-Nasr

Kraliyet ailesinin ikinci derece mensuplarından biriydi. Kumara ve lüks otellere düşkünlüğüyle biliniyordu. 2014'te İtalya'dayken Kraliyet ailesi aleyhine twitler atmaya başladı. Kraliyet ailesini Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin darbeyle devrilmesine destek vermekle suçluyordu. 2015'te ise bir Suudi prensinin Kral Selman'a yönelik darbe çağrısı yapan bir mektubunu yayımladı. 

Ticaretle uğraşıyordu. İddialara göre Rus-İtalyan ortaklı bir şirket kendisiyle temasa geçti. Basra körfezinde bir şube açmak istediklerini, bunun için kendisiyle işbirliği yapmayı teklif ettiler. Nasr, bu teklifi kabul etti. Nihai sözleşme Roma'da yapılacaktı. Milan'dan Roma'ya giden uçağa bindiğinde onun için herşey bitmişti. Zira uçak Roma'ya değil; Riyad'a gidiyordu. Cezaevinde kalacağı hücre çoktan hazırlanmıştı...  

Sultan bin Turki

Suudi kraliyet ailesine mensup olan Prens Turki, kraliyetin bazı politikalarını eleştiriyordu. Bunları yüksek sesle dile getirmeye başlayınca 2002'de ülkeyi terketmek zorunda kaldı.  

Bir yıl sonra Kral Fahd'ın oğlu Abdulaziz bin Fahd onu kahvaltıya davet etti. Prens Abdulaziz ona Suudi Arabistan'a dönmeyi ve meseleleri orada çözmeyi teklif etti. Prens Turki bu teklifi kabul etmedi. Bunun üzerine Abdulaziz dışarı çıktı, kısa bir telefon görüşmesi yaptı. Hemen ardından da maskeli adamlar içeri girdi. Önce prensi darp ettiler. Sonra da kelepçelediler. Boynuna sapladıkları bir iğnenin ardından prens kendinden geçti. Gözlerini açtığında Suudi Arabistan'a giden bir uçağın içindeydi. 

7 yıl hapiste kaldı. 2010'da tedavi için ABD'nin Boston şehrine gitmesine izin verildi. Suudi Kral'ı içi bir İsviçre mahkemesine dava açtı. Bir sonuç alamadı. 

2016'da ailesini ve babasını görmek için Kahire'ye gidecekti. Suudi Arabistan havayollarına ait bir uçağa binmeye ikna oldu. Arkadaşlarının iddiasına göre Suudi hanedanının önemli bir isminden güvence almıştı. Batı ülkelerinden korumaları ve doktorları da yanındaydı. 

Uçak havalandıktan sonra rotanın Riyad'a çevrildiğini farkettiğinde artık çok geçti. Mürettebat ile kavga etmeye başladı. Mürettabat silahlarını çıkardı, prens ve maiyeti kontrol altına alındı. 

Uçak Riyad'a indiğinde havalanında ağır silahlı askerler zırhlı araçlarla bekliyordu. Prensi sürükleyerek uçaktan çıkardılar. Ülkeden çıkmasına bir daha da izin vermediler. Cenova'da bu sebebten Suudi kralı ve bir bakan hakkında açılan dava ise halen devam ediyor.

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 3Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy3