23 kasim tool
milliyet logosu
entx.gif

"Esas tehlike, Avrupa'dan dislanmak"

Onde gelen iktisat tarihcilerimizden Sevket Pamuk 'a gore gumruk birligi
"Bazi Asya ulkelerinin basarisi, dunya ekonomisinin dinamiklerinin azgelismis ulkelerin sadece ve sadece aleyhine isledigi teziyle celisiyor. Boyle bir tezin dogru olmadigini ortaya koyuyor. Kendi evlerini duzene koyabilen azgelismislerin basarili olabilecegini gosteriyor."


Prof. Dr. Sevket Pamuk, onde gelen iktisat tarihcilerimizden biri. Pamuk, 1968'de Robert Lisesi'nden mezun olduktan sonra, ABD'nin unlu Yale Universitesi 'nde once muhendislik okudu. Sonra iktisat tarihine yonelerek Kaliforniya Universitesi - Berkeley 'de doktora yapti. 1983'te YOK nedeniyle istifa edene kadar Ankara U. SBF'de ogretim uyeligi yapti. Sonra ABD'nin Pennsylvania, Princeton ve Villanova universitelerinde ders verdi. 1994'ten beri Bogazici Universitesi 'nde ogretim uyesi ve Turkiye Bilimler Akademisi Asosye uyesi. Turkiye iktisat Tarihi ve ingilizcesi Cambridge Universitesi Yayinlari arasinda da basilan Osmanli Ekonomisinde Bagimlilik ve Buyume adli eserlerin yazari Pamuk ile Tanzimat'tan bu yana Turk ekonomisini konustuk. (Sahin Alpay)

* Turkiye, hem bir tarim ve sanayi, hem de bilgi toplumunun tomurcuklandigi bir karmasik toplum. Turkiye azgelismis bir ulke mi?
Evet, Turkiye azgelismis bir ulke. Temel bazi gostergelere gore, Turkiye azgelismisler arasinda, ortanin biraz uzerinde bir yerde. Azgelismislerin, en dinamikleri, en sanayilesmisleri arasinda degil. Aslinda, Turkiye'nin 1970'lerin ortalarina kadarki performansi, oteki azgelismislere gore daha basariliydi. Ancak son 20 yilda, ozellikle Dogu ve Guneydogu Asya'daki hizli sanayilesme ile bir grup ulke one gecti. Turkiye sanayilesmis bir ulke, ama tarim ekonomisi olma ozelliklerini henuz uzerinden atamadi. Bilgi toplumu unsurlarini guclu bulmuyorum.
Deniyor ki, Turkiye'de cok iyi egitilmis bir insangucu var. Dogru, ama bu insanlarin sayilari az; butun Turkiye olceginde dusunuldugunde, 20. yuzyilda Turkiye'nin en buyuk basarisizligi egitim alaninda. Oysa gelisme iktisatcilarinin arastirmalari gosteriyor ki, uzun vadede buyumeyi saglayan en onemli etkenlerden biri, egitim. Cok kisa vadeli dusunen siyasetcilerimiz icin egitim gibi sonuclari uzun vadede alinan yatirimlar cazip gelmiyor.
* 1970'lerin ortalarina kadar, Turkiye kalkinmada basariliydi, dediniz. 1960 ve 1970'lerde Turkiye korumacilik ve ithal ikamesine dayali bir kalkinma stratejisi izledi. Bu stratejiyi surdurmeli miydi?
Azgelismis ulkelerde sanayilesme her yerde ithal ikamesiyle basliyor. Sonra ihracata, dunya pazarlarinda rekabete aciliyorlar. Turkiye'nin de 1970'lerin ortalarindan itibaren ihracata, dis rekabete acilmasi gerekiyordu; bunu yapamadi.
* "24 Ocak" programini daha once mi uygulamaliydi?
"24 Ocak" bence bunalim kosullarinda ve tek yanli bir acilis ornegi. Toplum icindeki esitsizlikleri arttiran bir model. Turkiye eger acilmayi 1970'lerin ortasinda gerceklestirebilseydi, ucretlerin o denli bastirilmasi gerekmezdi. Yumusak bir gecis mumkun olurdu. Oysa cok sancili bir gecis yasandi. Ama disa acik, ihracata dayali kalkinma stratejisine gecis mutlaka gerekliydi.
* Gecikmeyle de olsa bu strateji degisikligine gidildi. Peki, ne oldu da Turkiye kalkinmada Asya kaplanlarinin gerisinde kaldi?
Bence bu iktisadi degil, siyasal bir sorun. Devletin toplumun cesitli kesimlerini kisa vadede memnun etmek yerine, bu kesimlere biraz mesafeli durmasi ve uzun vadeli politikalar uygulamasi gerekiyor. Turkiye'deki siyasi yapilarda boyle bir uzun vadeli dusunme mantigi yok. En onemli sorun burada. iktisadi receteleri bulmak zor degil, ama uygulayacak siyasi irade yok.
* Bugun gelismis ve azgelismis dunya arasindaki iliskilerin aciklanmasinda iki temel yaklasim var: Biri Marxizm ve ekonomik milliyetcilikten esinlenen "emperyalizm" ya da "bagimlilik" yaklasimi; oteki liberal "karsilikli bagimlilik" yaklasimi. Hangisi gecerli?
Dunya ekonomisi cercevesindeki esitsiz iliskiler suruyor. Esitsizlikler ulkelerin sanayilesme duzeyiyle, sermaye, teknoloji ile iliskili olabilir. Ancak bunlara bakarak azgelismisler kendi iclerine kapansin veya kendi aralarinda isbirligi yapmaya calissinlar gibi bir sonuc cikarmamak lazim. Son 20 yilda onemli bir gelisme oldu. Bazi azgelismis Asya ulkeleri sanayilesme ve ihracati arttirma yonunde cok onemli mesafe katettiler. Bunu makro politikalarinda istikrar saglayarak ve secici bir devlet mudahaleciligi uygulayarak basardilar.
Bu ulkelerin performansi gosteriyor ki, dunya ekonomisine acilarak hizli buyumeyi yakalamak mumkun. Turkiye icin de onemli olan, dunya ekonomisine sirt cevirmek degil, iceride saglikli politikalarla dunyaya acilmaya yonelik bir strateji izlemek.
* Bazilarina gore, tam uye olmadan AB ile gumruk birligine gidilmesi, Turkiye'yi ekonomik vesayet altina sokar. Bazi liberal goruslu yazarlar da bu fikirde. Siz ne diyorsunuz?
Orta vadede Turkiye'nin tam uyelik secenegi oldugunu sanmiyorum. Belki 20 yil once boyle bir firsat vardi. Su anda ozellikle cok buyuk nufus nedeniyle AB'ye tam uyelik gorunmuyor. Biz ya gumruk birligi sureciyle AB ile daha siki iliskiler kuracagiz ya da AB butunlesmesinin disinda kalacagiz. Tam uyelikte diretmek gercekci degil. Turkiye'nin dunyadaki en dinamik pazarlar ve iktisadi butunlesmenin disinda kalmasi anlamina gelir.
* Turkiye'nin Avrupa butunlesmesi disinda kalirsa, ne olur?
Dunya ekonomisi uzun suredir kuresellesme sureci yasiyor, dogru. Ama baska bir egilim daha var: bolgesel bloklarin olusmasi. Avrupa'da, Kuzey Amerika'da ve Dogu Asya'da... Bu surec daha sonra bloklarin birbirlerine acilmasi sonucunu verebilir. Bu iyimser senaryo. Ancak bloklar iclerine kapanabilir ve korumacilik duvarlarini yukseltebilirler. Boylece bloklararasi rekabet yogunlasabilir. Bu durumda bloklar disinda kalan ulkelerin durumu guclesecektir. Turkiye, Ortadogu ulkeleri, oteki Asya, Afrika ulkeleri buyuk pazarlardan dislanabilirler.
Denebilir ki bu ulkeler kendi aralarinda isbirligine gitsin; azgelismisler, Karadeniz isbirligi Bolgesi gibi kendi bolgesel bloklarini kursun. 1960'larda da boyle oneriler gundeme geldi. Azgelismis ulkeler arasinda cok sayida bolgesel bloklar kuruldu. Ancak, bunlarin hic biri basarili olmadi. Cunku bu ulkelerin ekonomik yapilari birbirlerine benziyordu. Hepsi ayni mallari uretiyordu ve kendi pazarlarini kiskanclikla koruyorlardi. Dolayisiyla aralarindaki ticaret gelisemedi. Teknoloji, sermaye cok yetersiz kaldi.
Azgelismis ulkelerin kurduklari ticaret bloklarinin potansiyeli bugun de sinirli. Turkiye icin Ortadogu, Karadeniz Bolgesi, Orta Asya belirli bir potansiyel arzediyor, ancak bunlari Avrupa'nin yerine konulabilecek alternatifler olarak degil, olsa olsa Avrupa'ya ek olarak dusunmek gerekiyor.
* Peki AB ile gumruk birligine gitmenin hic bir maliyeti yok mu?
Gumruk birligi bazi sektorler uzerinde olumsuz etkiler yapabilir. Ancak pek cok sektorde gumruk tarifelerinin artik dusuk duzeylerde oldugu da unutulmamali. Ote yandan AB ile gumruk birligi gerceklestirilemezse, Turkiye dunyanin en buyuk pazarlarinin disinda kalabilir. Bence uzun vadede esas tehlike, Avrupa'nin rekabeti degil Avrupa'dan dislanmak.

Disa acilan ekonomi: 1838'den 1995'e

* Osmanli ekonomisini disa acan 1838 ticaret sozlesmeleri kimilerine gore Turkiye'yi yari - somurge yapti; kimilerine gore de Turkiye'de sanayilesmeyi tesvik etti. Sizin vardiginiz sonuc ne?
19. yuzyilda Osmanli ekonomisinin dunya ekonomisine acilmasina yol acan en onemli etken ticaret anlasmalari degil, Avrupa'daki sanayi devrimidir. Avrupa mamul mallar uretir konuma gelince Osmanli devletiyle ticareti hizla gelisti. Osmanli ekonomisi yabanci sermayeye acildi. Bu surecin bilancosu bence karmasik. Bir yandan Osmanli devletindeki loncalara dayali geleneksel uretim geriliyor, ote yandan Osmanli ekonomisi tarimda uzmanlasiyor. Tarima dayali bu ekonomi belirgin bir buyume egilimi icine de giriyor.
19. yuzyilin bir diger ozelligi de Osmanli yonetiminin fazla dusunmeden borclanmasi ve bunun sonunda Avrupali alacaklilarin Osmanli maliyesi ve Osmanli ekonomisi uzerinde denetim kurmalari. Dolayisiyla ben 19. yuzyilin bilancosunu hem tarima dayali buyume, hem de dis borclanmadan kaynaklanan mali bagimlilik olarak goruyorum.
* Bazilari 1838 ticaret sozlesmeleri ile Turkiye'nin AB ile gumruk birligine girmesi arasinda bir parallelik kuruyor. Mumkun mu?
1838 ticaret sozlesmeleri gumrukleri sifirlamasa da dusuk duzeylere indiriyordu. 19. yuzyilda ozellikle tekstil dalinda geleneksel uretim geriledi. Ancak bugun ile 1838 arasinda cok onemli bir fark var. Turkiye en azindan 60 yildir ciddi bir sanayilesme yasiyor. Bu surecin sonunda guclu bir isci sinifi ve sermaye sinifi, dinamik bir girisimci sinif ortaya cikti. Turk sanayii dunya pazarlarinda rekabet edebilir noktaya geldi. Oysa 19. yuzyilda Osmanli sanayisinin boyle bir konumu yoktu. Bu cok onemli bir farktir. Bu nedenle 1838 ticaret sozlesmeleriyle 1995 gumruk birligi arasinda paralellik goremiyorum.

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Ekonomi] [Dunya] [Magazin] [Sanat] [Yasam]
[Entellektuel] [Spor] [Kose Yazarlari] [Dizi Yazi] [Egitim]