29 kasim tool
milliyet logosu

Avrupa, Turk basinini dinleyecek

Turk Hukumeti'nin basinla ilgili yasa tasarisi hazirliklarini kaygiyla izleyen Avrupa Parlamentosu, ilk agizdan bilgi almak icin, Milliyet, Hurriyet ve Sabah gazetelerinin Genel Yayin Mudurlerini 10 Aralik'ta Strasbourg'a davet etti.

AVRUPA Parlamentosu, Turkiye'de basin ozgurlugunu kisitlamaya donuk hazirliklardan son derece kaygili. Ancak, hukumetin gercek niyetini ve ne yapmak istedigini tam olarak anlayabilmis degil.
Avrupali parlamenterler, 19 Kasim'da Bruksel'de yapilan TBMM - Avrupa Parlamentosu Karma Komisyon toplantisinda, Turk parlamenterleri bu konuda tepkili soru yagmuruna tuttular ve "Daha ortada bir tasari bile yok. Olmayan bir tasariyi simdiden mahkum etmeyin" yanitini aldilar. Ama, bu yanitlardan hic tatmin olmadilar.
Turkiye'den yukselen tepkiler, Avrupa Parlamentosu'ndaki tum siyasi gruplara dagildi ve Turkiye'de basini hedef alan girisimler hakkinda "ilk elden" bilgi alinmasi kararlastirildi. Milliyet, Hurriyet ve Sabah gazetelerinin genel yayin mudurleri, Derya Sazak, Ertugrul Ozkok ve Zafer Mutlu, 10 Aralik'ta Strasbourg'a davet edildi.
Avrupa Parlamentosu'ndaki toplanti salonlarindan birinde ozel bir oturum yapilacak ve Sosyalist, Yesil, Liberal, Hiristiyan Demokrat ve Komunist gruplardan cok sayida milletvekili, Sazak, Ozkok ve Mutlu ile biraraya gelecek. Avrupali parlamenterler, Turkiye'de ne olup bittigini, hukumetin neyi amacladigini, basinin neden endiselendigini anlamak icin uc genel yayin mudurune sorular yoneltecekler.

'NATO'da veto hakkimizi kullanacagiz'
Devlet Bakani Abdullah Gul'e gore: Diger partilerle Refah arasinda Avrupa'ya karsi "tavir farki" var. Avrupa, oturup, Turkiye'yi yeniden dusunmeli. Turkiye, sahip oldugu veto hakkini cekinmeden kullanacak.

REFAH Partisi'nin dis politikadaki etkin ismi, Devlet Bakani Abdullah Gul ile Turkiye - Avrupa iliskileri hakkinda bir telefon soylesisi yaptik:
Soru :Avrupa ile ne tur bir iliski istiyorsunuz?
Gul :Avrupa ile iliskilerimizin kopmasini istemiyoruz. Birlikte olma arzusunu dile getiriyoruz. isbirligi istiyoruz. Ama, ne pahasina olursa olsun degil. Bizi, Avrupa'ya mahkummusuz gibi gormelerine karsiyiz. Turkiye cirpinirken, onlar onur kirici davraniyorlar. Yunanistan vetosunu koyuyor, AB kayitsiz kaliyor. Biraz da Yunanistan uzerinde baski kursunlar.
Soru :Diger partilerden, Avrupa konusunda nerelerde ayriliyorsunuz?
Gul :Aramizda tavir farki var. Bizim Avrupa dusmanligimiz yok. Ancak, Avrupa, Turkiye'ye karsi haksiz davraniyor. Biz, Avrupa'nin oturup, Turkiye'yi yeniden bir dusunmesini ve uyguladigi bu politikanin maliyetini hesaplamasini istiyoruz.
Soru :Bu politikanin maliyeti ne olabilir?
Gul :Turkiye, kendi kendini tutamayacak kadar buyuk bir ulke. Sinirlariyla sinirli bir ulke degil. Modern, dinamik, ekonomik potansiyeli ve pazari buyuk ve Turk dunyasiyla kopru rolu goren bir ulke. Turkiye'yi kimse tutamaz.
Soru :Turkiye'nin Musluman bir ulke olmasi, Avrupa'nin tutumunu etkiliyor mu?
Gul :Bana gore etkiliyor. Ama, konuyu dar anlamda gormemek lazim. Avrupa'da koktendinci fikirlere sahip olanlar islam'i engel olarak goruyorlar. Ancak, Avrupa icinde bu gorusu tasimayanlar da var. Mesela Sosyal Demokratlar bu konuda Avrupa'nin ozelestirisini yapiyorlar.
Soru :Gumruk Birligi'nin isleyisi hakkinda ne dusunuyorsunuz?
Gul :AB'den ithalatta asiri acilma var. AB, mali yardim yapmadi. Biz, AB'nin yukumluluklerini yerine getirmesini istiyoruz. Bundan sonra, baskilara maruz kalmak yerine, biz baski yapacagiz. Ornegin, Bati Avrupa Birligi ile ilgili olarak, NATO'da veto hakkini cekinmeden kullanacagiz. Sayin Ciller bu yondeki ilk tepkiyi ortaya koydu.


Dublin'e Erbakan'in yerine Ciller gidiyor

BASBAKAN Necmettin Erbakan, buyuk bir olasilikla Avrupa Birligi'nin davetini kabul etmeyecek ve 14 Aralik'ta Dublin'e gitmeyecek. ileri surulen gerekce su : "AB, Turkiye'ye ikinci sinif ulke muamelesi yapiyor".
Refah Partisi icindeki genel egilim, Erbakan'in, hukumet ve devlet baskanlari duzeyindeki AB zirvesinden sonra 14 Aralik aksami verilecek yemege katilmamasi yonunde. Yemege, Erbakan'in yerine, Basbakan Yardimcisi ve Disisleri Bakani Tansu Ciller katilacak. Ancak, bu durumda, AB yemekte, hukumet baskanlari duzeyinde degil, disisleri bakanlari seviyesinde temsil edilecek.
Oysa, AB, Dublin'e dogrudan ve ismen Turk Basbakani'ni davet etmisti. Erbakan'in daveti reddetmesi halinde, bu AB icin soguk dus etkisi yapacak.
Dublin olayi, Refayol'un Avrupa'ya yaklasimindaki celiskiyi ortaya koydu. Ciller, 1995 yilinda, Fransa Cumhurbaskani Jacques Chirac'i araya sokarak, Madrid Zirvesi'ne kendisini zorla davet ettirmisti. Erbakan, ise, hicbir zorlama olmadan yapilan daveti reddetmeye hazirlaniyor. Ciller'in katilmak icin cirpindigi AB Zirvesi'ne, Erbakan soguk bakiyor. Bu tavir farkliligi, Refayol'un Avrupa politikasindaki uyumsuzlugunu gosteriyor. Bu da, AB icinde, "Ankara'da dis politikayi kim belirliyor?" sorusunu gundeme getiriyor.



Ciller usulu standart

DISiSLERi Bakani Tansu Ciller, gecen hafta Hollanda'nin baskenti Lahey'de acik bir tutarsizlik ornegi sergiledi. Adeta, bu kadar da olmaz dedirtti.
Turk Buyukelciliginde duzenledigi basin toplantisinda, Necmettin Erbakan icin kullandigi "eroin kacakcisi" sozunden dolayi 4 milyar lira tazminat odemeye mahkum edilmesini, "demek ki, Turk yargisi cok iyi isliyor" diye yorumlayan Ciller, hemen arkasindan, ANAP Lideri Mesut Yilmaz'i elinde hicbir belge olmadan kendisini itham etmekle sucladi. Kanitsiz ithamda bulunmanin "siyasi ahlak"a sigmadigini, "Takdir - i ilahi" sozunu bu anlamda sarfettigini defalarca tekrarladi.
Peki, Ciller, gecen yil Erbakan'i, "eroin kacakcisi" olarak itham ederken, elinde belge varmiydi acaba? Herhalde yoktu ki, mahkum oldu.
Kanitsiz, dayanaksiz bir baska politikaciyi agir sekilde suclayan ve bu yuzden tazminat odemek zorunda kalan Ciller, hem de mahkemenin kararini acikladigi gun, bir baska politikaciyi "delilsiz ithamlarda bulunmakla ve siyasi ahlaka ters dusmekle" sucladi.
Siyasi ahlak, inandiricilik, tutarlilik gibi kavramlari dillerinden dusurmeyenler, bu kavramlarin da icini bosalttilar.


Turk gocu kabusu

AB icinde, Turkiye'nin tam uyeligine karsi cikarken, her ulkenin farkli bir gerekcesi var. Almanya'yi en fazla kaygilandiran, Turkiye cikisli goc dalgasi.
Alman icisleri Bakani Manfred Kanther, ulkesinde su anda 7 milyon yabanci bulundugunu, bu sinirin asilmasi halinde sosyal barisin tehlikeye girecegini belirtti ve "Artik, yabanci kabul etme gucumuz ve olanagimiz kalmadi" dedi.
Alman Hukumeti ilk onlemini aldi: Gosterilerde olay cikaranlar sinir disi edilecek. Almanlar, birakin yeni yabanci almayi, icerdekileri geri gondermenin yollarini ariyorlar.
Bonn'un en buyuk korkusu, Turkiye'nin tam uyeligiyle beraber, Turklerin serbest dolasim hakkina sahip olmasi ve Almanya'yi isgal etmesi. Yunanistan engeli asilsa bile, Almanya, Turkiye'nin uyeliginin adini dahi duymak istemiyor. Diger ulkeler de farkli degil.

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Ekonomi] [Dunya] [Magazin] [Sanat] [Yasam]
[Entellektuel] [Spor] [Kose Yazarlari] [Dizi Yazi] [Egitim]