|
![]() Gozaltindaki seramiklerAbidin Dino, olumunun 3. yildonumunde Yapi Kredi Kultur Merkezi, Ankara Galeri Nev'deki sergilerle ve Adam Yayinlari'ndan cikan kitaplarla aniliyorABiDiN Dino, olumunun 3. yildonumunde bir dizi etkinlikle aniliyor. istanbul'da, Yapi Kredi Kultur Merkezi'nde iki sergisi var: "Uc Sehir" ve "Ustaya Saygi". "Uc Sehir"; Dino'nun 1950 - 80 yillari arasindaki uc duraginin, birbirine hem benzeyen, hem hic benzemeyen resimleri. Antibes, istanbul ve Paris'in ressamca algilanislari. "Ustaya Saygi"da ise; Dino'nun fotograflari, sergi afisleri, kitap, plak kapaklari, mektuplari, resimledigi ve yazdigi kitaplar yer aliyor. Dino'nun bir ressam olmasinin otesinde, bir kultur adami kisiliginin sergisi bu.Ankara Galeri Nev'de bir desen sergisi gerceklestiriliyor. Adam Yayinlari ise, Dino'nun 1940'larda Adana'da surgundeyken yazdigi iki oyununu bir arada kitaplastiriyor. Bu oyunlar, ilk kez okurla bulusacak. Zira bu oyunlardan biri "Kel", Adana'da yayimlanir yayimlanmaz, gerekcesiz olarak toplatilmisti. Uzun yillar, bu oyuna kayip gozuyle bakilmisti. Sanatcinin olumunden sonra yapilan arsiv calismalari sirasinda, daktilo edilmis olarak bulundu. Bu sayfaya kisa bolumlerini aktardigimiz mektuplar ise, ulkemizde sanatci olmanin sanki traji - komik bir oykusu. Bu mektuplarin tam metinlerini Milliyet Sanat Dergisi'nin 1 Aralik sayisinda bulabilirsiniz. ilk anlati Abidin Dino'nun esi Guzin Dino'nun Roma'daki Abidin Dino'ya 25 Nisan 1952'de Ankara'da yazdigi mektuptan: "Sevgilim, Sana, dun aksam yazdim; mektup almiyorum, merak ediyorum diye; bakalim bugun mektubun gelecek mi? Sana tatsiz haberler verecegim, fakat (her)halde duzelecek. Sali gunu sabahi (ayin 22'si) Birinci Subeden bir Komiser geldi ve Savciliktan bir kararla seramikleri goturdu. Kirilmamasi icin ben de beraber gittim. Cok dikkatli hareket ettik, hicbir sey olmadi simdiye kadar. Dun Savcilikta ehlivukuf toplanacak ve hangisinde suc unsuru oldugunu veya olup olmadigini tesbit edecekti (senin seramiklerde orak cekic resimleri yaptigin iddia olunuyormus!)" Guzin Dino, 30 Nisan 1952 tarihli mektubunda ise, su gelismelerden soz ediyor: "Sevgilim, Sana birkac gundur yazmadim, seramik isinin inkisafini bekledim, fakat is daha bugun tamamiyle bitmis degil; soyle ki, dun ikinci bir ehlivukuf toplanmis (kimler oldugunu bilmiyorum, benim bulunmami Savcilik bu sefer herhalde istemedi, zaten usulden de degilmis) ve bu ehlivukuf bazi parcalarda orak cekic isareti tespit etmis, kalanlari geri vereceklermis, otekiler uzerinde gereken muamele yurutulecekmis." Ve Abidin Dino'nun Ankara'daki Cumhuriyet Savcisi'na yazdigi, ancak daha sonra gondermekten vazgectigi mektuptan bir bolum: "Sayin Savci, Seramiklerimin polisce evimden goturulerek tahkikata konu teskil ettiklerini derin bir hayretle ogrenmis bulunuyorum. Boyle bir hadisenin sanat tarihinde misli olmamasi hayretimi izaha kafidir, saniyorum. Abdulhamid curnalciligi kalintilarinin, demokrasi dusmanlarini, memleket sanatini baltamalarina, Turk Adliyesini teptiplerle oyalamalarina musaade etmeyeceginizden eminim. Seramiklerim, memleket kaynaklarindan (Hitit sanati) ilham alarak yaratilmis tezyini sanat eserleridir. Bizde bildiginiz gibi tek musterileri varlikli vatandaslardir. Bu cins sus esyalarina, vazo veya saksilara bulmaca kabilinden armalar naksedecek kadar bon bir sanatkara hicbir memlekette rastlanmamistir. Bendenizin de bu yolda ilk adimi atmayacagima itimat buyurun." Abidin Dino'yu ucuncu olum yildonumunde sevgiyle, saygiyla anarken, Dino Arsivi'nden alinan bu mektuplardaki oykunun yorumunu okurlarimiza birakiyoruz. |