23 kasim tool
milliyet logosu
talu.gif

Borc...

Umur Talu

BiR gazete yazisiyla "okur"a seslenmeye calisiyoruz. Bazilarini bilmis olsak hatta tanisak bile, biraz da "mechul"e seslenis bu.
O "mechul"de bir varsayim var: Duyarli insanlar ya da duyarliliklari canlandirilabilecek insanlar.
Okurlar mi okumazlar mi bilemem ama, yazinin ulastigi adresler arasinda elbette, "okur"un duyarliliginin hedefi haline getirilmek istenenler de var.
Bu yuzden, bu sutun ve benzerlerindeki seslenis orneklerinden onlari muaf tutmak lazim.
Onlardan bekleyecegimiz bir sey yok. "Duyarlilik potansiyeli"ni varsaydigimiz mechul okura seslenen bir yaziyi okurken ustlerine alinmasinlar.
. . .
"Cumartesi anneleri" diye bilinen kayip yakinlarini artik biliyorsunuz. Fazla ilgilenmemis olsaniz dahi, en azindan duydunuz.
Bir "toplum" oldugumuzu saniyorsak eger, o insanlara gercegi borcluyuz. insan topluluklari, kendi aralarindan birilerinin haksiz yere odedikleri bir bedeli de toplu halde ustlenebiliyorlarsa anlamli bir toplum olabilirler.
Oylarimizla "mesruluk" kazandirdigimiz bir duzen var ve bu duzen bazi insanlari "aramizdan" alip yok edebiliyor.
Bu, kimsenin kendine ait bir sorunu olamaz. Toplumsak eger, basilan toplumsal bir damardir.
Bunun karsisina kimse baska acili insanlari, ornegin sehit yakinlarini da koyamaz.
Her ikisi de toplumu olusturan vatandasin tek tek ve toplu halde sorgulayacagi bir agacin kollaridir.
Bir gazete haberinde belki, bir orgeneralin, Esref Bitlis'in olumundeki gercegi arayan yakinlarina rastliyorsunuz.
Bir baska haberde, hirpalanan bir kadin, mesela Tomris Ozden "sehit albay" kocasinin olumundeki sirlarin pesine dusmus.
"Kursun atan serefliler" vesilesiyle 18 yil once bir evde katledilen 7 genc zaman tunelinden cikip geliverdi. Yok edilen evlatlarinin ardindan cokmus, kimi dayanamamis, kiminin acisi kullenmeye yuz tutmus yakinlari 18 yillik bir karanligin icinde gercegi aramaktan bitkin dusmus.
12 Eylul oncesinden kalan, 12 Eylul sonrasinda onlara eklenen, bugun de cogalan binlerce aile, yuzbinlerce insan icimizden birileri.
Onlara muthis borcluyuz. Gercegi borcluyuz, "ucu kime giderse gitsin", o uclara bir hesap sormayi borcluyuz.
Her seye ragmen ve her seye karsilik hatta her seye inat, kendi isinizde gucunuzde huzurlu ve mutlu olma cabalariniza da saygi duyuyorum sayin okur.
Ancak, bu borclari siz, biz, hepimiz yuklenmedikce, onur duyacagimiz, guven duyacagimiz bir ulkemiz olmayacak.
Ne cocugunuzun basarisi, ne takiminizin galibiyeti, ne bir sirketin kalite odulu, ne bir doktorumuzun yetenegi, ne "Turkiye'de guzel seyler de oluyor" tesellileri bu ulkenin onurunu ayaga kaldirabilir.
Bu borca sunger cekemeyiz. Farketmesek de, umursamasak da, pesimizi, yakamizi birakmayacak.
. . .
Burada bir fotograf var. Bir basbakan fotografi. Gecen mayista ingiliz The Economist dergisi ingiltere Basbakani icin kapakta kullanmisti. Sebebi de, sadece ve sadece Avrupa politikasi acisindan bile, "ingiltere icin cilgin, kotu ve tehlikeli" bulmasiydi.
Bizim bir basbakan yardimcimiz var. Kuvvetle muhtemelen bu gazetenin genel yayin yonetmeni ipekci'nin oldurulmesine karismislara da "serefli" diyebilen.
Biz o basbakan yardimcisinin fotografini nasil kullanmaliyiz pekiyi?
Sanirim, o binlerce aileyle birlikte ipekci'ye ve ailesine de bunun cevabini borcluyuz!

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Ekonomi] [Dunya] [Magazin] [Sanat] [Yasam]
[Entellektuel] [Spor] [Kose Yazarlari] [Dizi Yazi] [Egitim]