GündemRSS
19.01.2013 - 02:30

Taka tuka tak tak, taktak taka tuka

Sitene Ekle
Şeytanın gör dediği  |  Çetin Altan c.altan@bnet.net.tr Tüm Yazıları »

Mehmet Altan’ın eşi Ümit Altan, geçenlerde bize geldiğinde; Mehmet’in ağzından, “Noel Baba”yı ölçü almış, fıkramsı, 4 bölümlük bir “hayat şeması” anlatmıştı, işte:
 
1- Hediyeler alma dönemi.
2- Erkeklerin gözleriyle, kızların kulaklarıyla içlerinden “hareketlenmeye” başladıkları dönem.
Erkekler, baka baka:
- Ah şu kızın bacakları ne güzel, derken; kızların da, kendileri için:
- Ah şu kızın bacakları ne güzel, dendiğini işitmeleri.
3- Hediyeler dağıtma dönemi.
Ve son:
4- Noel Baba’ya benzeme dönemi.
 
Eğer artık kendiniz de “4’üncü dönemi” yaşıyorsanız; bir cumartesi gününün pekala tadı çıkabilir, genç dostlarla da, yaşlı dostlarla da; Noel Baba üstünden “hayat şeması” anlatarak.
 
Yine geçenlerde Gürkan Bakan -kendi değil, sadece soyadı Bakan- gazetelerden birinin magazin ekinde okuduğu anonim bir fıkrayı anlatıyordu.
 
İlkokula yeni başlamış bir çocuk, babasına soruyordu:
- Babacığım, annem fareden çok korkuyor, fare de kediden, kedi de köpekten, köpek de annemden, annem de fareden; bu nasıl bir şey, anlatır mısın?
 
Babasının küçük oğluna ne yanıt verdiği fıkrada yokmuş.
Siyasal hayatta da durum biraz böyle değil mi; seçimle iktidara gelinen yerlerde, liderler:
- Ya kazanamazsam diye, seçmenden korkmuyorlar mı?
 
Seçmenlerin bireyleri de, iktidarların coplu, tabancalı, bazukalı, biber gazlı polisleriyle; tanklı, tüfekli, su sıkıcı “tomalı”, huzuru sağlamakla görevli jandarmalarından korkmuyorlar mı?
 
Jandarmalarla polisler de; hem bulundukları yerlerin kaymakamlarıyla valilerinden, hem de bağlı oldukları amirlerinden korkmuyorlar mı?
Amirler de, kaymakamlar da, valiler de:
- Ya belalı bir yere sürülürsem, diye; genel müdürleriyle, iktidar partisi üyelerinden korkmuyorlar mı?
 
İktidar partisi üyeleri de, liderlerinden; liderler de:
- Ya bir dahaki seçimi kazanamazsam, diye seçmenlerden korkmuyorlar mı?
 
Korku da; açlık, tokluk, yorgunluk, sevinç, merak, seks arzusu gibi canlılara özgü bir duygu; tehlikelerden sakınmaları için.
Nasıl olsa en sonunda kaybolup gidiyoruz. Siyasi ihtiraslar da, o temeldeki kaygıyı küllemekte...
 Mehmet Altan’ın eşi Ümit Altan, geçenlerde bize geldiğinde; Mehmet’in ağzından, “Noel Baba”yı ölçü almış, fıkramsı, 4 bölümlük bir “hayat şeması” anlatmıştı, işte:
 
1- Hediyeler alma dönemi.
2- Erkeklerin gözleriyle, kızların kulaklarıyla içlerinden “hareketlenmeye” başladıkları dönem.
Erkekler, baka baka:
- Ah şu kızın bacakları ne güzel, derken; kızların da, kendileri için:
- Ah şu kızın bacakları ne güzel, dendiğini işitmeleri.
3- Hediyeler dağıtma dönemi.
Ve son:
4- Noel Baba’ya benzeme dönemi.
 
Eğer artık kendiniz de “4’üncü dönemi” yaşıyorsanız; bir cumartesi gününün pekala tadı çıkabilir, genç dostlarla da, yaşlı dostlarla da; Noel Baba üstünden “hayat şeması” anlatarak.
 
Yine geçenlerde Gürkan Bakan -kendi değil, sadece soyadı Bakan- gazetelerden birinin magazin ekinde okuduğu anonim bir fıkrayı anlatıyordu.
 
İlkokula yeni başlamış bir çocuk, babasına soruyordu:
- Babacığım, annem fareden çok korkuyor, fare de kediden, kedi de köpekten, köpek de annemden, annem de fareden; bu nasıl bir şey, anlatır mısın?
 
Babasının küçük oğluna ne yanıt verdiği fıkrada yokmuş.
Siyasal hayatta da durum biraz böyle değil mi; seçimle iktidara gelinen yerlerde, liderler:
- Ya kazanamazsam diye, seçmenden korkmuyorlar mı?
 
Seçmenlerin bireyleri de, iktidarların coplu, tabancalı, bazukalı, biber gazlı polisleriyle; tanklı, tüfekli, su sıkıcı “tomalı”, huzuru sağlamakla görevli jandarmalarından korkmuyorlar mı?
 
Jandarmalarla polisler de; hem bulundukları yerlerin kaymakamlarıyla valilerinden, hem de bağlı oldukları amirlerinden korkmuyorlar mı?
Amirler de, kaymakamlar da, valiler de:
- Ya belalı bir yere sürülürsem, diye; genel müdürleriyle, iktidar partisi üyelerinden korkmuyorlar mı?
 
İktidar partisi üyeleri de, liderlerinden; liderler de:
- Ya bir dahaki seçimi kazanamazsam, diye seçmenlerden korkmuyorlar mı?
 
Korku da; açlık, tokluk, yorgunluk, sevinç, merak, seks arzusu gibi canlılara özgü bir duygu; tehlikelerden sakınmaları için.
Nasıl olsa en sonunda kaybolup gidiyoruz. Siyasi ihtiraslar da, o temeldeki kaygıyı küllemekte...
 
Dön dolan, İNSAN ömrünün en uzunu 4 bin 500 hafta, 32 bin gün...
İnsanoğlu’nun “Yer” küresi üstünde görünmesinden bu yana, 2 milyon yıl geçtiği söylenmekte. 250 milyon yıl önceyse dinozorlar, 75 milyon yıl yaşamış...
 
Bir cumartesi yazısını da, fazla saptırmayalım.
Genç bir kız, ödenmesi için banka veznesine bir çek uzatmış.
Veznedar, nazik bir sesle:
- Kimliğinizi kanıtlamak için, gösterebileceğiniz bir şey var mı üstünüzde, demiş.
 
Kız önüne bakarak:
- Var ama utanırım göstermeye, demiş.
- Çekinmeyin efendim, gösterin lütfen.
- Kasığımda benim var.
 
En büyük mutluluk da, zamanı unutmak; öyle değil mi?
Dön dolan, İNSAN ömrünün en uzunu 4 bin 500 hafta, 32 bin gün...
İnsanoğlu’nun “Yer” küresi üstünde görünmesinden bu yana, 2 milyon yıl geçtiği söylenmekte. 250 milyon yıl önceyse dinozorlar, 75 milyon yıl yaşamış...
 
Bir cumartesi yazısını da, fazla saptırmayalım.
Genç bir kız, ödenmesi için banka veznesine bir çek uzatmış.
Veznedar, nazik bir sesle:
- Kimliğinizi kanıtlamak için, gösterebileceğiniz bir şey var mı üstünüzde, demiş.
 
Kız önüne bakarak:
- Var ama utanırım göstermeye, demiş.
- Çekinmeyin efendim, gösterin lütfen.
- Kasığımda benim var.
 
En büyük mutluluk da, zamanı unutmak; öyle değil mi?

Yazarlarda Ara
Bul
Türk Sinemasında "Çirkin Kral" sanıyla anılan oyuncu hangisidir ?
©Copyright 2013 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.