02.01.2018 11:15 | Son Güncelleme: 02.01.2018-11:28
AA

Tanburi Ali Efendi'nin besteleri bir araya getirildi

Geleneksel Türk müziğinin en büyük bestekarları arasında gösterilen ancak yaşamı hakkında çok az bilgi bulunan  Tanburi Ali Efendi'nin bilinen 100'e yakın bestesi İzmir Devlet Türk Dünyası Dans  ve Müzik Topluluğu ses sanatçısı ve araştırmacı Ümit Yazıcı'nın 8 yıllık çabası  sonucu bir araya getirildi.

Midilli Adası'nda doğan ve genç yaşta İstanbul'a giderek dönemin ustalarından dini eğitiminin yanında musiki dersleri alan Tanburi Ali Efendi,  müzik alanındaki yeteneği, sesinin güzelliği ile dini konulardaki bilgisiyle sarayda müezzinliğe daha sonra "Kudüs Payesi" verilerek ikinci imamlığa  getirildi. 23 yıl bu makamda kalan Ali Efendi, 1885 yılında İzmir'e yerleşip,  kentte müzik çevresinin oluşması için çalışmalar yapıp öğrenci yetiştirdi.  Bestelerinin çoğunu da burada yaptı.

BİLİNEN TÜM ESERLERİ BİR ARADA

İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu ses sanatçısı ve  araştırmacı Ümit Yazıcı, "İzmir'de Musiki Günleri" adı altında bir konser  serisine başladıklarını, bu seri dahilinde 19. yüzyılın en önemli Klasik Türk  Müziği bestekarlarından Tanburi Ali Efendi'nin de farklı kaynaklardan günümüze  ulaşan eserlerini seslendirdiklerini söyledi.

Yazıcı, daha sonra Dokuz Eylül Üniversitesinin verdiği destekle  sanatçının eserlerini yazılı bir kaynakta kayıt altında tutmak için harekete  geçtiklerini anlatarak, bu sürede klasik Türk müziğinin en büyük bestekarlarından  olmasına rağmen hakında çok fazla bilgi olmayan Tanburi Ali Efendi'nin hayatını  araştırmaya başladığını belirtti.

Sanatçı hakkında yazılan tez çalışmalarından ve bazı müzik  mecmualarından yararlandığını, ikinci ya da üçüncü kuşak öğrencileriyle  görüştüğünü vurgulayan Yazıcı, ortaya çıkan "Tanburi Ali Efendi" adlı kitabında  sanatçının hayatını anlattığını, günümüze ulaşan 100'e yakın eserini bir araya  getirdiğini ve Ali Efendi hakkında bazı Osmanlıca belgelere yer verdiğini ifade  etti.

Sanatçının nota bilmediği halde 100'den fazla bestesi olduğuna işaret  eden Yazıcı, "Büyük bir müzik dehasına sahip olan Tanburi Ali Efendi'nin önemli  bölümü Suzi-Dil makamındaki besteleri, kendisi gibi tanbur sanatçısı oğlu Aziz  Mahmud Bey tarafından notaya dökülmüştür. Daha sonra derlenen bu eserlerin bir  kısmı İstanbul Aksaray'daki bir yangında yok oldu. Bu eserlerin bazısı günümüze  kadar ulaşmıştır." dedi.

Bütün bestekarların en büyük arzusunun unutulmaması olduğunu dile  getiren Yazıcı, şöyle konuştu:

"Sanatçının dönemindeki edep anlayışı farklıydı. Eserlerin bir arada  toplanması mümkün değildi. Aldıkları edep ile sanatçılarda 'Bu benim eserimdir,  herkes çalsın, söylesin' anlayışı yoktu. Tanburi Ali Efendi'nin öğrencisi Rakım  Elkutlu, yıllarca hocasının eserlerini bir araya getirmek için çabaladı. Elkutlu,  hocasının eserlerinin yer aldığı bir külliyatı olsun istiyordu. Ancak bunu  gerçekleştiremedi. İkinci kitabımda yaklaşık 8 senelik zaman zarfında Tanburi Ali  Efendi'nin topladığım eserlerini bir araya getirdim."

"Avrupa'da olsa elini sürdüğü yerler dahi kıymet arzederdi"

Tanburi Ali Efendi gibi kültür ve sanat değerlerinin daha bilinir hale  getirilmesi gerektiğini kaydeden Yazıcı, kitabı için araştırma yaparken bazı acı  gerçeklerle karşılaştığını, Ali Efendi gibi bir müzik dehasının mezarının yerinin  dahi unutulduğunu farkettiğini ve bundan büyük üzüntü duyduğunu anlattı.

Yazıcı, mezarın ilgisizlikten dolayı adeta kaybolduğunu, şu anda çok  az sayıda kişinin bildiği mezar yerinin tescillenerek sanatçının kabrini onarmak  istediklerini ifade etti.

Türk musikisinin en önemli bestekarının değerinin yeterince  anlaşılamadığına işaret eden Yazıcı, "Bestekarımızın mezarının bilinmesini  istiyoruz çünkü Tanburi Ali Efendi bizim kültür değerimiz, Türk müziğinin en  büyük bestekarlarından. Avrupa'da bu nitelikte bir bestekar olsa elini sürdüğü  yerler dahi kıymet arz ederdi." diye konuştu.

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 0Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy0