Pazar

02.12.2018 - 08:15

Tarihi markanın geri dönüşü

Sitene Ekle
Son durum  |  Çağdaş Ertuna cagdas.ertuna@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Mısır Çarşısı’ndaki Pandeli, vedalaşmak zorunda kaldığımız, çok sevdiğimiz klasiklerdendi. Atatürk’ün de en sevdiği lokantalar arasında olmasıyla kalbimizde ayrı bir yeri vardı. Pandeli, bu hafta itibarıyla sessizce yeniden açıldı.

Park Şamdan gibi bir İstanbul klasiğinin yerine Adana İl Sınırı’nın gelmesini Beyoğlu’ndaki kebapçıyı sevseniz bile üzülerek karşılıyorsanız, size sevindirici bir haberim var. İstanbul’da bir restoranın başarılı olması kolay değil, bunu hepimiz biliyoruz. 
Tom’s Kitchen’dan Jamie’s’e, Hakkasan’dan Cipriani’ye birçok uluslararası restoran markasını harcamış bir şehir İstanbul.

İstanbul’da bir restoranın klasik haline gelmesi dünya şehirlerine göre daha zor. Yine de bunu başaran sayılı restoran var, ama onları da ya ev sahipleri yerlerinden çıkarıyor, ya maymun iştahlı müşteriler eski yerlerden konuşmayı seviyor ama onlara gitmek yerine yenilere rağbet ediyor. Sonuç, birçok sevdiğimiz klasik markayla da vedalaşıyoruz.

Tarihi markayı yeniden kazandırdılar

Mısır Çarşısı’ndaki Pandeli de vedalaşmak zorunda kaldığımız, çok sevdiğimiz klasiklerdendi. Atatürk’ün de en sevdiği lokantalar arasında olmasıyla kalbimizde ayrı bir yeri vardı. 

Celal Bayar, Adnan Menderes, Kraliçe II Elizabeth, İspanya Kralı Juan Carlos, Kraliçe Sofia, Audrey Hepburn ve Robert De Niro gibi önemli isimleri ağırladı. 

Sınırlı sayıda kalmış eski İstanbullu markalardan biriydi, hatta Yüzyıllık Markalar Derneği kurucularındandı.

Neyse ki şimdi Menderes Utku ve Gülin - Yücel Özalp, İstanbul’a bu tarihi markayı yeniden kazandırıyor ve bunu yaparken de geride durmaya özen gösteriyorlar.

Çünkü biliyorlar ki Pandeli sadece bir lokanta değil, çok değerli bir tarih.

Esnaf lokantası olduğu unutulmamış

Gülin-Yücel Özalp’la lokanta açılmadan önce bir tadıma katılma şansım oluyor. Görüyorum ki Pandeli’nin bir esnaf lokantası olduğu unutulmamış. Dekoruyla, bütçesiyle buna dikkat edilmiş. Menüde tüm eski tatlar var. Kağıtta Levrek, Patlıcanlı Dönerli Börek, Hünkar Beğendi, Kuzu İncik ve Vişneli Tirit gibi. Mutfakta Pandeli’nin 20 yıllık şefi Abdullah Sevim duruyor, Kantin’den tanıdığımız ve çok sevdiğimiz Bayram Karaçam da menüyü yeni lezzetler ekleyerek daha da zenginleştiriyor. 

Hedef, eskiyi bozmamak, aksine korumak. Bu, sadece yemeklerde değil duvardaki çinilerde de, ahşap detaylarda da hissediliyor. Birçok yeni sandalye, büfe vs. bile eski detaylara uygun üretilmiş.

Sessizce açıldı

Pandeli, uzun uğraşlar sonucu bu hafta itibarıyla kapılarını sessiz sedasız açtı. 11.30’dan itibaren açık, çarşının kapandığı saat 19.00’a kadar servis var, erken bir akşam yemeği için de uygun. 

Akşamları ise ancak Mısır Çarşısı’ndan izin alınarak özel davetler için açılabiliyor. Bir İstanbul klasiğine yeniden kavuştuğumuz için mutluyuz.

Pandeli’nin tarihçesi 

Pandeli, Niğdeli Rumlardan. Mısır Çarşısı’nın arkasındaki Mercan Yokuşu’nda seyyar bir arabada piyazcılık yapmaya başlıyor, ilk köfteci dükkânını da Çukur Han’da ufak bir barakada açıyor. Birinci Dünya Savaşı’nın İstanbul’unda, Pandeli’nin Hamal Lokantası’na, dönemin entelektüelleri; gazeteciler, şairler, yazarlar ve politikacılar gitmeye başlıyor. 

Kısa zamanda lokanta herkesin sevdiği bir mekan oluyor. 

1926 yılında Eminönü’ndeki Yağcılar İskelesi’nde üç katlı bir binada lokantasını açıyor.  O yıllarda, Mustafa Kemal Atatürk Ankara günlerinde Pandeli’nin mutfağını özlüyor, Ankara’da misafir ağırlayacağı bazı dönemlerde özel siparişleri, İstanbul’dan trene veriliyor. 

Pandeli II. Dünya Savaşı gibi zor zamanlarda karşılaştığı güçlüklerle savaşmayı biliyor, un stokları daralınca havanlarda pirinç döverek ekmek yapıyor. 

Savaşın bitmesiyle tam rahatlama sürecindeyken, bu sefer de 6-7 Eylül olayları sırasında ne yazık ki Pandeli’nin lokantası da yağmalanıyor. 

Mesleği bıraktığını gazete manşetlerinden öğrenen dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakanı Adnan Menderes, meşhur ustayı ikna ediyor ve Mısır Çarşısı girişindeki üst kat Pandeli Lokantası’na devlet emriyle tahsis ediliyor. Bunun üzerine Pandeli Usta, oğlu Hristo ile birlikte ellerindeki kısıtlı bütçeyle hem yağmalanan Yağcılar İskelesi’ndeki mekânı hem de mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait yeni Pandeli Lokantası’nı ayağa kaldırıyor. 

Kısa bir süre, Pandeli iki dükkânla yola devam ediyor. Türkiye’nin ilk turizm belgeli restoranı unvanını alıyor. 

1958 yılında şehircilik çalışmaları esnasında Yağcılar İskelesi’ndeki lokanta yıkılınca, Mısır Çarşısı girişindeki Pandeli Lokantası bu tarihten itibaren Eminönü’ndeki geleneğin yegâne temsilcisi oluyor. 

1967 yılında Pandeli yaşama gözlerini yumunca, lokantanın işletmesini Pandeli’nin oğlu Hristo Çobanoğlu ve çocuk yaşta lokantada işe başlamış Cemal Biberci üstleniyor ve restoran günümüze kadar geliyor.

©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.