Ne olacak bu balıkların hali?

Giderek artan balık tüketimi, eskiden olsa hepimizi mutlu ederdi “Ne güzel, demek artık daha çok insan sağlıklı besleniyor” diye... Ne yazık ki okyanus ve denizlerin bu denli hızla ve aşırı şekilde kirlenmesi nedeniyle artık bu haber de canımızı sıkıyor.

Bünyamin Sürmeli, Yacht

Sabahın erken saatleri... Hava henüz aydınlanıyor. Tatlı bir kızıllık, önce denizin ortasındaki küçük balıkçı teknesini, sonra tekneden sulara sarkan misinayı sıyırıp geçiyor. Misinada başlayan ufak hareketlilik, denizden balıkçının ekmeğinin çıkacağını müjdeliyor! Oltanın ucundaki irice balık birkaç saat sonra yanında roka ile servis edilecek; ama önce, livarda oltanın cazibesine kapılan diğerleriyle birlikte biraz vakit geçirecek. Balıkçı teknesinin açıldığı kıyıda yan yana turizm işletmeleri uzanıyor. Çoğunun atıkları doğru denize... Türkiye kıyılarından yansıyan bu küçük manzara, genel durumumuzla ilgili bir fikir vermesi amaçlı yazıldı. Umarım amacına ulaşmıştır... Aklımıza birçok soruyla birlikte, denizden çıkan ve bir süre sonra soframızda yenmeye hazır olacak balığın tüm bunlardan nasıl etkilendiği de geliyor.

Durumu daha iyi kavrayabilmemiz için işte bir iki örnek: Muğla Üniversitesi’nin Göçek’te yaptığı bir araştırmaya göre yoğun yat trafiği sebebiyle deniz suyundaki kirlilik en üst seviyeye ulaştı. Uzmanlar, acil önlem alınmaması durumunda Göçek koylarının doğal güzelliğini kaybedeceği uyarısında bulunuyor. Yaz aylarında Gökova’da dolaşan 5.000’e yakın teknenin sintinelerini boşaltabileceği bir veya iki boşaltım noktası var. Sayıları bu kadar az olunca “alternatif” boşaltım alanlarının bazıları için nereler olacağını sanırım hepimiz kestirebiliyoruz.  Sonuç: Çevre ve deniz kirliliği!

Tekirova birçok otel ve büyük turizm yatırımları sebebiyle yoğun bir yapılaşma içinde. İnşaat çalışmaları plaja kadar uzanıyor. Koruma amaçlı mevcut yasalara karşın Çıralı kıyısında çoğu pansiyon ve lokanta, plaja aşırı yakın, yani kıyı çizgisine sadece 20-25 metre uzaklıkta. Bu örneklerde de görüldüğü gibi denizlerimizi topyekûn,
yavaş yavaş öldürüyoruz. (“E acelemiz de yok zaten” diyenler varsa bilemem...)

Denizler neden kirleniyor?

Bakın kirliliğe sebep olan etkenler neler:
_ Deniz kıyılarındaki kent merkezleri ve sanayi tesislerinden çıkan ve arıtılmadan denize boşaltılan atıklar.
_ Tarımsal alanlarda erozyon sonucu akarsularla denize karışan toprak ve diğer kirleticiler. (Her yıl önemli miktarda toprak erozyon nedeniyle tarım alanlarından denizlere akıyor ama taşınan sadece toprak değil: Tarımsal faaliyetler sonucu pestisit ve gübre gibi kimyasal atıklarla antibiyotikler de akarsulara karışarak denize ulaşıyor.)
_ Denizlerde kurulu platform ve boru hatlarından oluşan sızıntılar.
_ Gemiler ve diğer deniz araçlarının oluşturduğu kirlilik (petrol, yağ atıkları, zehirli sıvılar, pis sular, çöpler vb).

Ve dudak uçuklatan şu vahim sayılara bakın:

_ 3.215 belediyenin bulunduğu ülkemizde sadece 141 belediyenin kanalizasyon sistemi var ve bunların da sadece 43’ünde arıtma tesisi bulunuyor! Nasıl ama? Bir başka ifadeyle kanalizasyon sularının yüzde 98.67’si hiç arıtılmadan ırmaklara, göllere ve denizlere bırakılıyor.
_ Endüstriyel işletmelerde arıtma tesisine sahip işletmelerin oranı sadece yüzde 9.
_ Ülkemizde faaliyette bulunan organize sanayibölgelerinden sadece yüzde 14’ünde arıtma tesisi bulunduğunu biliyor musunuz?
_ Endüstriyel tesislerin ürettiği zehirli ve ağır metallerihtiva eden atık sulara gelince... Yılda 930 milyon metreküp endüstriyel atık suyun sadece yüzde 22’si arıtılıyor. Yüzde 78’i ise doğrudan göl, ırmak ve denizlere akıtılıyor.
_ Ülkemizdeki turistik tesislerin yüzde 81’inde arıtma tesisi yok!
_ Yılda 60.000’den fazla geminin geçtiği Karadeniz, Boğazlar ve Ege Denizi’ne, sintine sularının yanı sıra çeşitli türde gemi atıkları da boşaltılıyor.
_ Bütün bunların denizlerde yaratabileceği tahribatı tahmin edebiliriz herhalde. Gelelim bizim balığın ve diğer deniz ürünlerinin durumuna...

Okyanuslar hızla kirleniyor

ABD’de, ağır metal zehirlenmesinden dolayı günde 3.000 kişi hastaneye kaldırılıyor! Çünkü balık tüketimi çok arttı ve fakat okyanus balıklarında ağır metal oranı çok yüksek! İnsanın “Süperman gerçek olsaydı keşke” diyesi geliyor... Uzayı çöplük olarak kullanan Süperman, hiç değilse okyanusların dünya lağımı haline gelmesini engellerdi belki. Ne bileyim, onca pisliği uzaya muzaya bir yerlere yollardı en azından! Evet, gerçekten de okyanuslar adeta dünyanın lağımı görevini üstlenmiş durumda. Ne var ne yok yollanıyor ve ağır metal oranı artıyor.

Size bir örnek daha: Grönland’da yaşayanlar Danimarkalı, yani Danimarkalılar ile Grönlandlılar’ın gen yapıları aynı olmalı, değil mi? Oysa Grönland’da karaciğer ve böbrek kanseri oranı Danimarka’ya nazaran çok daha yüksek. Danimarka’ya oranla arsenik, kadmiyum, cıva ve kurşun oranları, Grönlandlılar’ın kanlarında ve dokularında 10-20 kat daha fazla ve kanser oranı hayli yüksek!

Neden? Çünkü Grönland’da fok ve balina tüketimi Danimarka’ya göre çok daha fazla! Bunlar da bildiğiniz gibi okyanus hayvanları... Bu da demek oluyor ki okyanusta ağır metallerle beslenen hayvanlar var ve üstelik balık ne kadar büyük olursa, tehlike de o kadar büyüyor!

Ya Akdeniz?

Bu kadar kötü alâmetlere karşın uzmanlara göre deniz ürünleri konusunda Türkiye, okyanustan çıkanları tüketen ülkelere nazaran daha şanslı. Şimdi okuyacaklarınızla durum açıklığa kavuşacak. Denizlere endüstri kirliliği daha çok nehirlerden geliyor. Akdeniz’de nehir beslenmesi zayıf ve Cebelitarık Boğazı dışında bir giriş olmadığı için metal oranı daha düşük. Peki, hiç mi kirli değil? Olur mu öyle şey? Bakın, AB standartları gözetilse Avrupa’da balık yemek mümkün olmayacak! Kabul edilebilir ağır metal sınır düzeyleri öylesine yükseldi ki kurallar yumuşatıldı. Ama durum okyanus balıklarına göre çok çok iyi.

Bizim özellikle dikkat etmemiz gereken dere ve nehir balıkları. Balığını yediğimiz dere ve nehirler endüstri kirliliğinden etkileniyor mu etkilenmiyor mu, bunu bilmemiz gerekiyor. İkinci olarak da fırtınalı günleri takip etmek şart. Çünkü fırtına çalkantıya neden oluyor, çalkalanan su dipteki sedimantasyonun (çökelti) içerdiği ağır metalleri yüzeye çıkartıyor ve doğal olarak balıklar da bu metalleri yedikleri için tehlike arz ediyor.

Neymiş? Fırtınalı günlerin akabinde balık tüketmek, ağır metal oranımızı biraz artırabilirmiş. Emin olun ağır metal almak bizi çelik gibi yapmaz! Ayrıca hatırlatalım ki kanalizasyon suyuyla kirlenen deniz ürünlerinin tüketilmesi gastrointestinal hastalıklara sebep olur.

Balığa hücumun sonu

Bunlar deniz ürünleri için kirlilikle ilgili tehditler. Ancak deniz ürünlerinin başında bir de endüstriyel avlanma derdi var. Endüstriyel balıkçı tekneleri güçlü sonarlar kullanarak, neredeyse sıfır yanılma payıyla ve ürkütücü bir hızla balık sürülerini yakalayabiliyor. Pek çok yerde sahneye konan ve başrolünde balığın bulunduğu adeta modern “altına hücum” modası, denizlerin kendini yenileme yeteneğinin çok üzerinde. Zincir, büyük balıklar azalıp yok oldukça tehdidin bir alt boydaki balığı hedeflemesi ve böyle en aşağıya doğru inilmesi biçiminde devam ediyor. Şu anda dünyadaki büyük boy balıkların yüzde 90’nının bittiği tahmin ediliyor!

Modern balıkçılık ciddi şekilde atık da oluşturuyor. Örneğin karides endüstrisi ağlara takılanların yüzde 90’ını geri atar. İstenmeden veya yanlışlıkla avlanma, anlaşılmaz bir şekilde yasaklanmış değil. Her yıl, 300.000’in üzerinde balina, yunus ve memeli ağlarda ölür, 100.000 albatros uzun olta kancalarına takılır. Kaplumbağalar, foklar ve köpekbalıkları da rasgele yapılan, bilinçsiz balıkçılık uygulamalarının kurbanı olur. Ancak herhangi bir önlem, neden bilmem alınmaz. Yazıyı yazdıkça, eş zamanlı olarak bir yandan internete de olta atıyorum ve lüfer, mezgit geldikçe geliyor, konu bitmiyor. Artık bir kapanış yapayım dedim, o da keyifli olsun istedim. Ama keyif olunca sağlıksız beslenme kaçınılmaz oluyor. Aman siz de benim gibi sağlıklı yaşam için balıkçı ya gidip ne var ne yok yiyip çıkmayın.

Bu aralar ben buğulama atmosferindeyim, kolay da çıkmam sanıyorum. Tabii meslek icabı...

15 Eylül 2019 Magazin Bülteni15 Eylül 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber