Su kaynakları kirleniyor

Kaynakların yüzde 70'inin yerleşim birimleri içinde kalması, yer altı sularının ciddi biçimde kirlenmesine yol açıyor.

Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Çevre Teknolojisi Ana Bilim Dalı Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Ahmet Altın, Çevre Kanunu’nun
belirli süreler içinde atık su arıtma ve evsel nitelikli katı atık bertaraf tesisi kurma zorunluluğu getirmesinin yer altı su kaynaklarının kirlenmesini büyük ölçüde önleyeceğini bildirdi.
   
Çevre ve Orman Bakanlığı verilerine göre, evsel ve endüstriyel atıklar, arıtılmadan doğaya bırakılmalarıyla iklim durumuna, toprağın yapısına, yeryüzü şekline, atığın cinsine ve zamana bağlı yer altı sularına karışıyorlar.
   
Günde yaklaşık 65 bin ton çöp üretildiği ve belediyelerden sadece 11’inde düzenli depolama alanı bulunduğu bildirilen Türkiye’de, yüzde 68’i organik, diğer kısmı da kağıt, karton, tekstil, deri, plastik, cam ve kül gibi maddelerden oluşan evsel katı atıklar, yer altı sularının kirlenmesine yol açıyor.
    
Uygun şekilde depolanmamış çöpler, yer altı ve yüzeysel su kirliliğine, haşerelerin üremesine, çevreye kötü kokuların yayılmasına, görüntü kirliliğine ve çeşitli hayvanlar vasıtasıyla taşıyıcı mikropların yayılmasına da neden
oluyorlar.
   
Su kıtlığı çeken ülkeler arasında yer almamasına karşın hızlı nüfus artışı, kirlenme ve yıllık yağış ortalamasının dünya ortalamasından düşük olduğu belirtilen Türkiye’de, mevcut kaynakların daha dikkatli kullanılması ve kirlenmeye karşı gerekli tedbirlerin alınmasına yönelik çalışmalar yapılıyor.

TUİK verileri
   
Türkiye İstatistik Kurumunun (TUİK) 2004 verilerine göre, 3 bin 225 belediyenin 2 bin 226’sında kanalizasyon şebekesi, 269’unda da arıtma tesisi bulunuyor. Faal olan toplam 65 Organize Sanayi Bölgesinin ise atık sularının
yüzde 75’i arıtılıyor.
   
Çevre Kanunu’nun ilgili maddesi gereğince atık su arıtma ve evsel nitelikli katı atık bertaraf tesisini kurmamış belediyeler, iş termin planlarını valiliğe sunarak nüfusu 100 bini aşanlar 3 yıl, 100 bin ile 50 bin arasındakiler 5 yıl, 50 bin ile 10 bin arasında yer alanlar 7 yıl, 10 bin ile 2 bin arasında olanlar ise 10 yıl içerisinde tesislerini işletmeye almak için çalışmalarını sürdürüyorlar.
   
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Çevre Teknolojisi Ana Bilim Dalı Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Altın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sağlıklı kanalizasyon şebekelerinin ve düzenli
katı atık depolama sahalarının kurulmasının yüzey ve yer altı sularının korunması için önem arz ettiğini söyledi.
   
AB ülkelerinin, kanalizasyon arıtma ve katı atık bertaraf tesislerine 40 yıl önce başladığına dikkati çeken Altın, şöyle dedi:
   
"Çevre Kanunu’nun belirli süreler içinde atık su arıtma ve evsel nitelikli katı atık bertaraf tesisi kurma zorunluluğu getirmesiyle yer altı su kaynaklarının da kirlenmesi büyük ölçüde önlenecektir. Ülkemizin, AB uyum süreci kapsamında çevreye kısa zamanda önemli yatırımlar gerçekleştirmesi gereklidir.

Ancak, bunun maddi boyutunun karşılanması ise çok zordur. Özellikle dış kredilerle çevre yatırımı yapan maddi açıdan sıkıntılı belediyelerin diğer hizmetleri aksayabilir."
    
Su kaynaklarında azalma

Altın, Türkiye nüfusunun önemli oranının su ihtiyacını yer altı sularından karşıladığına işaret ederek, şunları kaydetti:

"Su ihtiyacının tamamını yer altından karşılayan iller oranı yüzde 65’dir. Bu da su kaynaklarımızın ülkemiz açısından önemini ortaya koymaktadır. Yaşanan kirlilik ve küresel bazda yaşanan kuraklık nedeniyle yer altı su kaynaklarımız her geçen gün azalmakta. Tüm bölgelerimizde yer altı su seviyeleri düşmüştür.

İçme suyu kaynaklarının yüzde 70 gibi önemli kısmının yerleşim birimleri içinde kalması halen kullanılan yer altı su kaynaklarının ciddi kirlenmesine yol açıyor."

Susuzluk tehlikesi
   
Altın, bir kez kirlenen yer altı su kaynağının tekrar kullanılması ve
temizlenmesinin zor olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:
    
"Dünyada kullanılabilir yüzde 4’lük su kaynağının büyük çoğunluğu yer altındadır. Kanalizasyon sistemlerinden sızma, sıvı ve katı atıklar, madencilik aktiviteleri, endüstriyel kirletici kaynaklar, hayvansal ve diğer atıklar suların kirlenmesine yol açmakta. Küresel ısınmanın da su kaynaklarını tehdit ettiği
ülkemizde, ciddi su politikası geliştirilmesi ve acilen eyleme konulması şarttır. Çünkü, ülkemiz su zengini değildir ve gelecekte susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya kalınabilir."
   

16 Eylül 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber