Sinema

09.11.2017 - 00:00

Nihan Şentürk

ODAK

Tüm Yazıları
Milliyet Yazarı

Tereddüt'ü Neden Sevdim?

Sitene Ekle
 
 
Yazmayacaktım aslında. O da eleştirilmesinden pek hoşlanmıyor; canı sıkılıyor, kıyamıyor belli. Filmine değil de Elmas’a kıyamıyor, Şehnaz’a kıyamıyor sanki. 
 
Başarılı Oyunculuklar ve Filme Duygusunu Veren Renk 
 
Ama ben güzel şeyler söyleyeceğim. Ne kadar güzel rengi var filmin diyeceğim. O dalgalar nasıl kuvvetle, zincirlerini koparır gibi hırçınca vuruyor kayalıklara... Çığlık atar gibi; metafor güzel kullanılmış diyeceğim.
 
Oyuncuları öveceğim. Ecem Uzun nasıl oynamış öyle! En iyi kadın oyuncu ödülünü sonuna kadar hak etmiş... Funda Eryiğit rolünün üstesinden başarıyla gelmiş... Okan Yalabık, Serkan Keskin ve Sema Poyraz’ın doğal oyunculuğu karakterlere çok güzel hayat vermiş ve Mehmet Kurtuluş rolüne tam oturmuş diyeceğim.
 
Yönetmen de kırsalın acımasız yüzünü gösterirken yine Karadeniz’in doğasına sığınmış; ne iyi etmiş diye düşüneceğim.
 
Ama... 
 
Çok acısı var Elmas’ın. Yüzleşirken daha da acıyor sanki. Yüzleşirken bile kendini haklı görmüyor gibi. Oldurmaya çalışıyor da olmuyor... Olmaması da kendi suçuymuş gibi... 
 
Tereddüt Eden Kadınların Hikayesi 
 
Tereddüt; Yeşim Ustaoğlu'nun 2016 yapımı uzun metraj filmi. Bir psikiyatristin görev için gittiği kasabada başka bir hikayesi olan Elmas'la yollarının kesişmesini anlatıyor. En çok Şehnaz’la Elmas’ın birbirine temas eden ama hesaplaşmalarında birbirinden beslenmeyen hikayelerini sevdim. Ayrı ayrı sevdim onları; filmde anlatıldığı gibi. Birinde geleneksel toplumun konumunu belirlediği kadını izlerken; diğerinde narsist bir adamın hayatında kendine bir yer bulamayan kadını izledim. Suçlu olmadıklarına inanmak için kendileriyle hesaplaşan, tereddüt eden kadınların hikayesi bu. 
 
Bu iki hikaye ayrı ayrı o kadar etkileyici ki iki kadın aynı fırtınalı günde hayatlarının dönüm noktasını yaşıyorlar ve zincirlerinden kurtulmak için adım atıyorlar. Üstelik bu metafor farkettirilmeden, ince ince geçiriliyor gözümüzün önünden. 
 
Tereddüt’te dört kadın var hikayesi olan. İkisi gözümüzün önünde; diğer ikisini başkalarından dinliyoruz. İkisinin kendi hayatlarıyla hesaplaşmasına tanık oluyoruz; diğer ikisini nasıl varsayıyorsak öyle... Beyin boşlukları doldurmaya başlıyor; “Ya öyleyse; ya böyle olduysa da öyle yaptıysa” diye. Yönetmen ses etmiyor; Elmas’ın hesaplaşmasıyla bizi başbaşa bırakıyor.  
 
Önerir miyim? 
 
Çok güzel film Tereddüt. Bittiğinde “Nasıl yani?” diye bakakalsam da perdeye; anlatacak daha neyi olabilirdi ki zaten? Hikayenin buraya kadar olanını bilmemizi istedi Elmas’la Şehnaz; bu kadarını anlattı Yeşim. Geri kalan hayatlarında ne olmuş? Beyin boşlukları dolduracak. Belki ona göre yollar çizilecek. Tereddütler bir kenara bırakılacak. Kiminin gidişi kiminin dönüşüne denk gelecek. 
 
Tereddüt; En İyi Yönetmen, En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu ödülleriyle döndü 53. Uluslararası Antalya Film Festivali'nden ve birçok festivalden de ödülle ayrıldı. Ne çok haketmiş dediğim filmlerden. 
 
Mutlaka. 
 
©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.