15 Temmuz: Paralel Örgütün İntiharı

Bu gözü dönüşlük, cinnet hali, canavarlık ve zalimlik paralel örgütün nasıl bir ruh haline sahip olduğunu göstermektedir.

15 Temmuz: Paralel Örgütün İntiharı


Milliyet Kıbrıs yazarımız Prof. Dr. Osman Köse'nin yazısı

Yakın tarihimizde Türkiye, zaman zaman darbe girişimlerine maruz kaldı. Bazen başarılı ve bazen başarısız olsa da geçmiş dönemlerde yapılan darbe girişimlerinin hedefi, sivil alana zarar vermeden mevcut siyasi otoriteyi etkisiz hale getirerek yönetime hakim olmaktı. Türk tarihinde ilk defa “cinnet halinde” sivil, askeri ve idari alan gözetmeksizin bütün kesimleri yok etmeyi hedefleyerek ülkeye hakim olmaya çalışan bir darbe girişimine şahit olduk.
Darbenin ilk saatleri olan akşam 22’lerde, Boğaz köprüsünün Anadolu yakasından gelişlerin ve Atatürk Havalimanına girişlerin tanklar eşliğinde askerlerce kapatılması ve jetlerin Ankara üzerinden alçak uçuş yapması ekranlara yansıdığında hiç kimse aklından bir “darbenin” olabileceği ihtimalini geçirmemişti. Son dönemlerde artan PKK ve DAEŞ terörüne yönelik olarak önlemler tarzı bir uygulamanın olabileceği akıllara ilk gelenlerdendi. Fakat az sonra Başbakan ve diğer devlet erkânının açıklamaları ekranlara yansıdığında, PKK’dan daha tehlikeli olan ve devlet içinde kümelenmiş “subaylardan oluşan” bir örgütün darbe için düğmeye bastığı anlaşıldı.

Müteakip saatlerde yapılan açıklamalardan, Paralel Terör Örgütü mensubu olan darbeci subayların çok sayıda illerde görevli komutanlarla irtibat halinde uzun zamandan beri bu hain planı hazırladıkları ortaya çıktı.
Geçmiş dönemlerdeki darbelerin sabaha karşı, millet uykudayken ve ortam sakin olduğu zaman diliminde yapıldığı bilinmektedir. Fakat 15 Temmuz darbe girişimi, akşam 21.30 civarlarında başlamış ve Mısır’da Sisi’nin yaptığı darbe tarzında TV’lerden canlı olarak takip edilmiştir. Bu yöntemde aleni olarak her anlamda “kendine güven” ve “meydan okuma” olabileceği akla gelse de sonraki gelişmelerden menfur planın fark edilmesiyle darbenin erken saatlerde başlatıldığı anlaşılmıştır.

Darbenin ilk saatlerinde bu hain kalkışmanın başında Genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanlarının olmadığı öğrenilmiştir. Bu nedenle darbenin liderinin kim veya kimler olduğu en çok merak edilen husus olmuştur. Bu konu da çok geçmeden açıklığa kavuşmuş ve darbenin “paralel örgüt”ün işi olduğu ve başında da eski Hava Kuvvetleri komutanı Akın Öztürk’ün bulunduğu anlaşılmıştır. Zaten ilk saatlerden sonra da Marmaris’te telefonla açıklamalar yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım darbenin rengini açıklayarak halkı meydanlarda direnmeye çağırdılar.
Darbenin yapıldığı akşam Gümüşhane’deydim ve ilk saatlerden itibaren de Gümüşhane halkıyla beraber meydanlardaydık. Gümüşhane, milli konularda ve devlete sadakatte en çok duyarlılığı olan illerin başında gelmektedir. Halkın darbeye karşı büyük öfke içinde olduğu atılan sloganlardan ve ortaya koyulan tepkilerden belliydi. Gümüşhane Garnizon komutanının darbecileri tanımadığı ve millet ile beraber olduğunu açıklaması en çok takdir edilen hususlardandı. Gümüşhane, darbenin başı olduğu anlaşılan General Akın Öztürk’ün de memleketi. Gümüşhane’den devlete “kafa tutan” ve “millete kurşun sıkan” bir darbecinin çıkması öfkeye sebep olurken, kuvvet komutanıyken hediye ettiği kullanım dışı bir savaş uçağının üzerindeki adı da silindi ve Cumhurbaşkanının ismi verildi.

Darbeciler, başarıya ulaşmak için sınır tanımadılar. Helikopterlerden ve tanklardan halkın üzerine kurşun yağdırdılar. Özel Hareket Daire Başkanlığına saldırarak 40’ın üzerinde gencecik polisi şehit ettiler ve buraya, EGM binasına ve TBMM’ye bombalar yağdırdılar. Bu gözü dönüşlük, cinnet hali, canavarlık ve zalimlik paralel örgütün nasıl bir ruh haline sahip olduğunu göstermektedir.

Türkiye 15 Temmuz’da bir uçurumdan döndü. Darbenin başarıya ulaşması halinde Türkiye’nin nasıl bir ülke haline geleceği, halkın üzerine sıkılan kurşunlardan, Cumhurbaşkanının kaldığı otelin ve TBMM başta olmak üzere devlet kurumlarının bombalanmasından belliydi. Gözü dönmüş canavarlar ülkeyi kan deryasına çevireceklerdi.
Gelecek günlerde 15 Temmuz darbesi, darbecileri ve Paralel örgüt ile ilgili elbette çok şeyler konuşulacak, yazılacak ve çizilecektir. Hatta darbenin detayları, ortaya çıkış süreci, dış bağlantıları, içerdeki uzantıları tüm açıklığıyla ortaya çıkarılacaktır. Mevcut bilinenlere göre, acımasızca önüne geleni vuran ve yıkan bu darbe teşebbüsünü engelleyen olguları şu şekilde açıklanabilir:

15 Temmuz: Paralel Örgütün İntiharı

1 - Genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanları darbeci çeteler tarafından tutulduğu için insiyatif alan Birinci Ordu komutanının Marmaris’te bulunan Cumhurbaşkanını “emrinizdeyim” diyerek araması ve daha güvenli olduğu için acele olarak İstanbul’a çağırması. Ankara’ya gitmesi mahzurlu olan Cumhurbaşkanı orada kalsaydı, az sonra bombaların hedefi olacak ve arzu edilmeyen durumlar ortaya çıkabilecekti. İstanbul’a gelen Cumhurbaşkanı halkı meydanlara çağırmış ve Atatürk havalimanından gidişatı yönlendirmiştir.

2 – Cumhurbaşkanının daveti ile erkek, kadın, çocuk, yaşlı meydanlara ve sokaklara inen halkın, canlarını ortaya koyarak tankların üzerine çıkması ve göğsünü gelen kurşunlara siper etmesi. Bu şekilde halk darbecileri engellemiştir.

3 – Büyük bir başarı gösteren polisin, darbecilerin karşısına çıkması ve onları etkisiz hale getirmesi. 17 – 25 Aralık darbe girişiminden sonra Polis teşkilatında paralel yapıya yönelik olarak yapılan tasfiye olmasaydı, bu darbenin nasıl sonuçlanacağı az çok tahmin edilebilir. Buna rağmen kamuflajlı olarak emekli-tasfiye edilmiş bazı polis şeflerinin darbe içinde fiili olarak yer alması yine düşündürücüdür.

4 – Darbeye müzahir olmamış subayların darbecilerden gelen emirlere riayet etmemesi.
İleriki zamanlarda elbette detayları öğrendiğimizde 15 Temmuz darbesi hakkında çok şeyler söyleyebileceğiz.
Darbe teşebbüsü, Paralel örgütün son bir çıkış denemesiydi. Başarılı olsaydı sonu ülke için felaket olacaktı. Fakat bu riski alarak bir intihar saldırısı yapmış ve bu saldırının içinde kalmıştır. Son 3 yıldır toplum nezdinde olumsuz intibalara sahip olan paralel yapı artık nefret söylemlerinin hedefidir ve toplumda olumlu bir karşılığa sahip değildir.
Darbe yapabilecek kadar gözü dönen bu hainler elbette büyük cezalara çarptırılmalıdır. Saldırıların hedefi olan Gazi TBMM’de vatana ihanet edenlerle ilgili yeniden düzenlemeler yapılması ve idam cezasının getirilmesi toplum vicdanını rahatlatacaktr.

Şehitlere rahmet ve milletimize başsağlığı diliyorum.

21 Eylül 2019 Magazin Bülteni21 Eylül 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber