Amerikan halkı sisteme inanıyor

Amerikalılar, bu sistemin bölgeciliği caydırdığı, uzlaşmayı teşvik ettiği, iki parti sistemini güçlendirdiği ve küçük grupların seslerini duyurabilme olanaklarını artırdığını görüyorlar.

Amerikan halkı sisteme inanıyor

ABD Büyükelçisi W. Robert Pearson, Amerikan seçimleri ve Türkiye’ye etkilerini yazdı
Amerikan halkı sisteme inanıyor

Amerikalılar, bu sistemin bölgeciliği caydırdığı, uzlaşmayı teşvik ettiği, iki parti sistemini güçlendirdiği ve küçük grupların seslerini duyurabilme olanaklarını artırdığını görüyorlar.

W. Robert Pearson

Seçiciler Kurulu toplantısını yaptı ve George W. Bush resmen Amerika Birleşik Devletleri’nin yeni başkanı ilan edildi. Böylelikle Amerika’nın en uzun seçim yarışı da sona ermiş oldu. Amerika dışındaki gözlemciler bu seçim sürecinin, Yüksek Mahkeme’nin devreye girmesine yol açan anayasal bir krize dönüşmeye başladığını düşündü. Türkiye’de bir gazete manşeti, oyların yeniden ve elle sayımına ilişkin tartışmaları öne çıkarırken, "Brezilya dizisi gibi" diyordu. Amerika dışındakiler, seçim sonuçlarının halkın kullandığı oyların toplanmasından ziyade, iki yüz yıllık bir sistemin (Seçiciler Kurulu’na dayanan dolaylı seçim) verdiği karara bağlı olmasını anlamakta güçlük çekerek; bunun ne ölçüde demokratik olduğunu düşündü. Yabancı gözlemciler eyaletlerdeki seçim sonuçlarına ve oy sayımındaki dikkatsizliklere bakarak olan biteni anlamakta zorlandı. Bu gözlemcilerden pek çoğunun vardığı nokta ise, Amerikan seçim sisteminin artık devrini tamamladığı ya da demokratik olmaktan çoktan uzaklaştığı yönündeydi. Oysa ben farklı bir görüş taşımaktayım.

Önemli bir rekor
7 Kasım günü yaptığım bir konuşmada, Amerika’nın çok önemli bir rekora imza attığını söylemiştim. Şöyle ki; 200 yıldan daha uzun bir zamandan beri, kasım ayının ilk salı günü liderlerimizi seçmek ve politikacıları yönlendirmek üzere sandık başına gittik. Bu olgu, savaşta ya da barışta, refah döneminde ya da çöküntü zamanında; sosyal huzursuzluk ya da toplumsal sükun olduğu dönemlerde; kısaca hiçbir zaman değişmedi. Bu kez de anayasamızı yapanların öngördüğü şekilde seçimler yapıldı ve sistem işledi.
Gelin neler olduğuna bir bakalım. Uzun bir seçim kampanyası sonunda, 100 milyona varan oylar eşit bir şekilde bölündü. Başkanlık konusunda karar verecek konumda olan Seçiciler Kurulu, Florida’da bir miktar oyu geri gönderdi. Florida eyalet yasasına göre oyların birbirine bu denli yakın olması, yeniden sayımı gerektiren bir durumdu. Seçimde yarışan her iki aday da sayımlara ilişkin bazı kusurlar buldu ve konuyu hukuksal platforma taşıdı. Adayların ikisi de bu karmaşık davayla ilgili çok çarpıcı argümanlar ortaya attı; ancak Federal Yüksek Mahkeme sayıma devam edilmesinin adil olmayacağına hükmederek, Florida oylarına ilişkin kararın açıklanması için anayasada belirtilmiş olan süreye uyulmasını istedi. Konuyla ilgili olarak, Başkan Yardımcısı Gore’un pek çok Amerikalıyı derinden etkileyen konuşmasından bir alıntı yapmak istiyorum: "Hem kazanan hem de mücadeleyi kaybeden, uzlaşma ruhu içerisinde, seçim sonucunu barışçıl bir biçimde kabul etmiştir."

Sisteme olan inanç
Amerikalılar sisteme olan inançları tam ve hükümetin işinin başında olduğunun bilincinde hareket etti; ve büyük bir çoğunluk tüm bu olanı biteni sakin bir şekilde izledi. CNN tarafından yapılan bir anket, Amerikan halkının yüzde 80’inin seçimin nihai sonucunu meşru kabul ettiğini gösterdi. Bu oran çok önemli bir uzlaşmanın ve Amerikalıların sisteme olan desteğinin, aynı zamanda da ortada bir "kriz" görmediğinin açık bir göstergesidir.
Önümüzdeki haftalar ve aylarda, kuşkusuz Amerikan halkı sistemimizin işleyişinin nasıl iyileştirilebileceği konusunu tartışacak. Eminim, eyaletlerin her biri yeniden sayıma ilişkin standartların saptanması konusunu ele alacak. Herkesin isteği doğruluğu sağlamak ve buna giden yolları iyileştirmektir. Bunun en iyi şekilde nasıl sağlanacağı noktasında canlı bir tartışma ortamı olacaktır. Yasa koyucular ve mahkemeler birbirinden farklı şeyler söyleyecektir. Bütün bunlar bir karara varılmasında ihtiyatlı olunmasını sağlayan bir süreçtir ve de sistemimizin doğası gereğidir.

Seçiciler Kurulu
Al Gore’un genel oylarda avantaj sağlamış olması, Seçici Kurulu’nun meziyetleri hakkında tartışmalar başlatacaktır. Bu konu ilk kez gündeme gelen bir şey değil, son iki yüz yıl içinde Seçici Kurul’un reformu veya iptali yönünde 700’den fazla yasa teklifi verilmiştir. Yani, Amerikalıların sonunda bu sistemi devam ettireceklerini sanıyorum. Çünkü, Amerikalılar, bu sistemin bölgeciliği caydırdığı, uzlaşmayı teşvik ettiği, iki parti sistemini güçlendirdiği ve küçük grupların seslerini duyurabilme olanaklarını artırdığını görüyorlar.
Gerçekten de bu sistem olmasaydı, son seçimlerdeki çok küçük fark, ülke genelinde bütün oyların yeniden sayılmasını gerektirebilirdi.
Birleşik Devletler’in, 50 bağımsız eyaletten oluşan federal bir birlik olduğunu unutmamak gerekir. Her eyaletin kendince uyguladığı belirli yetkileri vardır. Anayasamıza göre evlilik, eğitim, motorlu taşıt ehliyeti ve seçimlerle ilgili eyalet yasaları, 50 farklı yasama organınca belirlenir. Amerikan vatandaşları, Florida eyaletinde kuralların diğer eyaletlerden farklı olması, hatta Florida’nın bazı bölgelerindeki seçim sürecinin diğer bölgelerdekinden farklı olması gibi yabancıları şaşırtan şeylere alışkındır. Oylarımızı kullandık ve farklı süreçleri uyguladık. Artık hükümet işleriyle ilgileniyoruz.
Birçok yorumcunun belirttiği gibi Amerikalılar şimdi, 20 Ocak’ta yönetimi ele alacak olan kabineyi ve danışmanlar ekibini toplamaya çalışan seçilmiş Başkan Bush’un arkasında birleşeceklerdir. Bütün ülke, bütün halk yeni başkanı destekleyecek ve başarılı olmasını arzulayacaktır.

Yeni yönetim Türkiye ile yakın çalışacaktır
Yeni yönetim dış politikasını değerlendirme, gündemini belirleme ve önceden kestirilemeyen zorluklarla başa çıkma girişimleri sırasında, bölgedeki stratejik ortağımız Türkiye ile yakın çalışma içinde olacaktır. Balkanlar’a barış ve istikrar getirme, Hazar havzası enerji rezervlerinin dünya pazarlarına uygun maliyetli ve çevreci bir şekilde taşınması, Ortadoğu’da barış çabaları ya da küresel ekonomiye katılma gibi, hangi konu olursa olsun Amerikan - Türk işbirliğinin başarılı sonuçlar getirdiğini biliyorlar. Türk hükümeti ve iş çevreleriyle, her iki ülke vatandaşlarına daha fazla ekonomik olanak sağlayacak olan ticaret ve yatırımları genişletmek için çalışacaklardır. Doğal afetlere hazırlıktan, eğitim değişim programlarına uzanan derin ve çeşitli işbirliği alanlarımız önümüzdeki yıllarda genişlemeye devam edecektir.
Yeni yönetim, güçlü, açık ve demokratik bir Türkiye’nin barış ve istikrar yolunda önemli bir güç olacağının farkındadır. Türkiye geniş kapsamlı değişimler ve tartışmalardan geçiyor. Ancak Amerikalıların da başkanlık seçimleri sırasında gördüğü gibi bir demokrasi; gücünü, toplumu uzlaşmaya yönelten sağlıklı ve ilkeli tartışmalardan alır.



ENTELLEKTÜEL BAKIŞ











15 Ekim 2019 Magazin Haberleri.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber