'BİLİNİR KİŞİLER'

Bu haftaki konumuz, ülkenin de gündeminde tartışılıyor. Bazı batık banka davalarında kimlerin görüşü isteniyor? "Bilirkişiler"in mi, "bilinir kişiler"in mi?

'BİLİNİR KİŞİLER'



BİLİNİR KİŞİLER



Size aktarılan haberlere yöneltilen eleştirilerin her hafta değerlendirildiği bir sayfadasınız. Sadece haberi yazanla eleştirenin karşılaştırılmasıyla yetinen bir sayfa değil ama. "Okuru temsil etme" iddiası daha fazlasını gerektiriyor.
Bu hafta, yüzlerce sayfa "bilirkişi" raporu okumamızı gerektiren ağır bir eleştiri var gündemimizde. El konulan Etibank, Toprakbank, İktisat Bankası ve Egebank soruşturma ve davalarına "bilirkişi" olarak rapor veren Prof. Dr. Kayıhan İçel, mektubunda, önce 12 Eylül 2003'te yayımlanan haberi eleştiriyor:
"... Raporun (Etibank'la ilgili) sonuna ulaştığımızda ansızın gazetenizin manşetinde 'Rengi belli bilirkişi' başlıklı şahsımla ilgili bir yazı çıktı. Herhalde benim çekilmemi ve isteklerine uygun bir kişinin bilirkişi olmasını sağlamaya yönelik bu yazıya rağmen raporumuzu tamamladık. Bu garip ve hedefi, tahrik ve teşvik edenleri belli bu yazıdan dolayı ceza ve manevi tazminat davası açabilirdim. Fakat bunu yapmadım..."
İçel, aynı haber için başvurduğu Basın Konseyi'nin Milliyet ile muhabir Nedim Şener'i "akladığını" vurguladıktan sonra, "saçma sapan bir yayın"dan dolayı gazeteye ilişkin duygularının değişmediğini, ancak bu kez 6 Ocak'ta "yalan - yanlış" bir haber yayımlandığını söylüyor:
"Bilirkişi raporları şaşırtıyor, başlığını taşıyan bu yazıda yine Etibank davasından bahsedildikten sonra İstanbul 6. Ağır Ceza'da Sümerbank ile ilgili rapor hazırladığım, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne Egebank'la ilgili rapor verdiğim şeklinde tamamen 'YALAN' bir açıklama yapılmıştır. Bu davalarla hiçbir ilgim ve irtibatım yoktur."
İçel, bu haberlerin, "hastalıklı emelleri için gazetecileri kandıran, yalan ve hileye başvuran; kundakçı ve teröristler gibi yargıyı karmaşaya sürüklemek isteyen menfaat sapıklarının ürünü olduğunu" öne sürüyor.
Haberi yazan Esra Alus, haberin bir bölümünde "maddi hata" yapıldığını kabul ediyor. İçel'in Sümerbank konusunda bir raporunun bilinmediğini, Egebank için yazdığı raporunsa 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne değil, Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ne sunulduğunu belirterek özür diliyor. Ancak bizim de diyeceklerimiz var.
İçel, Egebank davasıyla hiçbir "ilgisi" ve "irtibatı" bulunmadığını söylüyor. Oysa Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ne sunulan 20 Ekim 2000 tarihli "bilirkişi raporu"nda İçel'in imzası var. "Egebank Yönetim Kurulu Başkanı" sıfatıyla Hazine Müsteşarlığı'na gönderdiği yazıda "gerçeğe aykırı beyanda bulunmak"la suçlanan Murat Demirel, bu raporda bakın nasıl savunuluyor:
"Gerçeğe aykırı beyan suçu için yazının 'belge' niteliğinde olması bir önkoşuldur. Bu nitelikte bulunmayan yazılardaki gerçeğe aykırı beyanlar bu suçu meydana getirmezler. Belge niteliğine sahip bulunmayan yazıların resmi mercileri yanıltma etkisinin olmaması esastır. Bu gibi konularda gerçeğin ne olduğu belli olmadığından, 'gerçeğe aykırılık' iddiasının da söz konusu olmaması gerekir. Bu tür açıklamalar banka yönetim kurulu başkanının en doğal hakkıdır. Zira bankasını ve kendisini savunmuştur."
İçel'in, ilgisi olmadığını söylediği Egebank davasındaki raporu böyle. Gerçeği saklasa da Demirel'in yazısı belge sayılmaz. Bu tür olaylarda gerçeğin ne olduğu belli olmayacağı için "gerçeğe aykırı beyan suçu" da oluşmaz!


Şahan Gökbakar: Ne oldum değil, ne olacağım diyeceksin!Şahan Gökbakar, sosyal medya hesabından paylaştığı video ile son dönemde kendisine gelen eleştirilere ilginç bir gönderme yaptı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber