Geri Dön

Bir gece önce biliyordu

Bir gece önce biliyordu


Egebank'a el konulacağını bir gün önce öğrendiğini itiraf eden Demirel, olay tarihinde Avusturya'da olduğunu söyledi


       Kasırga operasyonunda cezaevine giren Murat Demirel'in ifadesi, Egebank'a el konulacağını bir gece önceden bildiğini de ortaya koydu. Bankaya el konulmadan önceki gece yurtdışında olduğunu söyleyen Demirel, şunları belirtti:
       "21 Aralık 1999'de Avusturya Halk Bankası ve Egebank arasında kurulacak olan bir ortak bankanın kuruluş izni alınmasını kutlamak amacıyla gitmiştim. Bu arada bankaya el konulduğunu öğrendim. Sekreterime telefon açarak özel eşyalarım ve Yeni Zelanda (fahri) Başkonsolosu olmam nedeniyle burası ile ilgili eşyalarımı toplayıp evime göndermesini istedim. Bunun haricinde bankadan para aldırmış değilim. Bankada özel kasam olduğu iddialarını kabul etmiyorum. Çıkar amaçlı bir suç örgütü kurduğumu ve yöneticisi olduğumu kabul etmiyorum. Amacımız sadece bankacılık işlerini yürütmektir."

Banka zarardaydı

       Egebank'ı 98 yılı Mayıs ayında, 97.5 milyon dolara devralmıştım. Hazine tarafından 97 yılı sonu itibarıyla gösterilen kar, 5.2 trilyon liraydı. Sermaye 8 trilyon gözüküyordu. Ancak işin içine girdikten sonra bankanın kar etmediğini anladık. Teknoloji ve altyapıda değişiklik yaparak, bankanın sermayesine kendimden 65 milyon dolarlık katkı yaptım.

Baskı yapmadım:

       1998 yılı sonunda Marmaris'te şube müdürleri ile toplantı yaptık. Toplantıda hiçbir şekilde müdürlere, off-shore limited şirketine para toplamaları için baskı yapmadım. Off-shore bankacılığı ile ilgili konuşma geçmedi.

Senetler bloke edildi

       Yurtdışında bulunan ilave yönlü şirketlere hisse senedi karşılığında 30 milyon dolar kredi açıldı. Ancak bu kredi, hisse senetleri ile teminat altındadır. Hisse senetleri halen bankaya el konulmasından sonra bloke edildi. Bunun yanında mevduatımızı değerlendirmek amacıyla hisse senedi karşılığı başka şirketlere kredi verdik. Bu şirketlerin tabela şirketi olduğu konusunda herhangi bilgim yok. Senetler üzerindeki blokelerin kaldırılması halinde paraların mudilere ödenmesi mümkün olacaktır.

Bankaya döşeme kredileri

       Egebank'ı devraldıktan sonra makine ve teçhizattaki yenileme sebebiyle yatırım yapmamız gerektiğinden 20'ye yakın yan kuruluşumuza krediler verdik. Ve bunları tamamen bankanın yenilenmesinde kullandık.

200 trilyon ödeyebilirdik:

       Ekonomik kriz nedeniyle mevduatlardaki faiz artışı karşısında bankanın ödemek zorunda kaldığı faiz oranlarındaki artış bizi zarara uğrattı. Bu nedenle ödemelerdeki dengesizlik karşısında zarar oranında artış görülmüştür. Ancak Egebank'ın teslim alındığında dahi, 200 trilyon lira miktarında derhal ödeyebileceği parası mevcuttu. Bu nedenle ödeme güçlüğü içine düştüğü iddialarını kabul etmiyorum.

Murakıp raporları yalan:

       Murakıp tarafından düzenlenmiş raporu kabul etmiyoruz. Daha önceden yeminli banka murakıpları tarafından düzenlenen raporlar nedeniyle Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduk. Hatta bu nedenle Sinan Cam hakkında dava açıldı.

Sekreteri doğruladı

       Murat Demirel'in bankaya el konulacağını önceden bildiğini sekreteri Yasemin Altıparmak'ın ifadesi de doğruladı. Altıparmak, şunları söyledi:
       "Egebank'a el konulmasından bir gün önce Murat Demirel beni arayarak odasındaki şahsi eşyalarını toplayıp, göndermemi istedi. Ben de yaklaşık 20 koliyi, dosyaları şoförü Baki'ye teslim ettim. O evrakların ne olduğunu bilmiyorum. Benim suçum yok."
       Egebank'ta Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışan Sertap Arslan ise, bankaya el konulduğundan 22 Aralık gecesi haberi olduğunu söyledi. Aynı gece Avrupa'da kurulacak üç ayrı banka ile ilgili "kendi el emeği" dosyalarını almak amacıyla bankaya gittiğini anlatan Arslan, bu sırada bankada Murat Mudanazı ve Özgen Tarımar'ı gördüğünü belirtti.

Murat'a iskender kadınlara parfüm

     GÖKÇER TAHİNCİOĞLU Ankara
       Kasırga Operasyonu çerçevesinde gözaltına alınan ve önceki gün Ankara DGM'ce tutuklanan Murat Demirel ve arkadaşlarına, emniyetteki dört günlük gözaltı süreleri ve DGM'deki sorguları boyunca diğer sanıklardan farklı ve özel muamele yapıldı.
       Demirel ve arkadaşlarına, gözaltına alındıkları günden itibaren başlayan "farklı muamele" sorgu sürecinde de devam etti:
       * Demirel gözaltına alındıktan sonra helikopterle Ankara'ya getirildi. Adli Tıp Kurumu'nda kontrolden geçti ve sorgulanmak üzere emniyete götürüldü. Tüm bu işlemler yaklaşık 1.5-2 saatte gerçekleşirken, basın mensupları gece geç saatlere kadar Adli Tıp önünde Demirel ve arkadaşlarının getirilmesini beklediler. Oysa, Umut Operasyonu'nda yakalanan tüm sanıklar Ankara'ya karayoluyla getirilmişler ve yol boyunca polise basın araçlarının da eşlik etmesine izin verilmişti.
       * Gözaltındaki ilk gece geç saatlerde acıkan Demirel ve arkadaşları, polisin nezarettekilere verdiği yemekleri kabul etmediler. Tek kişilik hücrelere konulan kasırga sanıklarına, istekleri üzerine, tavuk ve iskenderden oluşan yemek servisi yapıldı.

Markasını bile söylediler

       * Gözaltındaki kadın zanlılar için, istedikleri markalarda parfüm ve şampuan alınarak emniyete getirildi. Kadın zanlıların, istediklerinin tam olarak alınabilmesi için polise hangi markanın hangi renkteki kutusunu istediklerine varıncaya kadar ayrıntıları tarif ettikleri öğrenildi.
       * Gözaltında, doktor bulunmaması kuralı da, Demirel ve arkadaşları için "es" geçildi. Yüksek tansiyon şikayeti bulunan Demirel'e ilaçlarını veren Hacettepe Üniversitesi Hastanesi doktoru, Demirel'i sürekli gözetim altında tuttu.
       * Ankara Sağlık Müdürlüğü'nün bir ambulansı, Demirel'e emniyetten DGM'ye getirilişine kadar eşlik etti. Ambulans yaklaşık dokuz saat süren DGM maratonu süresince de kapının önünde bekledi. Ambulanstaki sağlık ekibi, belki de ilk kez tüm mesailerini DGM'de geçirdi.
       * Zanlılar, DGM'ye çıkarılmadan önce iç çamaşırlarını değiştirmek istediklerini söylediler. Bunun üzerine, isteyen Kasırga sanıklarına, bedenlerine uygun iç çamaşırları alındı.
       * DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel'in sorgulamasının ardından diğer arkadaşlarının sorgusunun bitmesini bekleyen Demirel, burada da tansiyonun yükseldiğini belirtti. Bunun üzerine ambulanstaki sağlık görevlileri savcılık katına kadar çıkarak muayeneyi gerçekleştirdi. Aynı saatlerde Demirel'in imam nikahlı eşi Ayşenur Esenler de şeker hastalığından kaynaklanan şikayeti üzerine muayene edildi. DGM'de sürekli görev yapan bir doktor bulunmasına karşın, sağlık ekibinin kapıda bekletilmesi dikkat çekti.
       * Demirel, sorgusunun tamamlanmasından sonra avukatıyla sürekli görüşme olanağı buldu.

Demirel'in sevgilisi:

     Amerika'da 1 milyon 200 bin dolarım var
       Murat Demirel'in sevgilisi Ayşenur Esenler'in ifadesi, yurtdışı para trafiğinin belirlenmesi için sanıkların telefonlarının dinlendiğini ortaya koydu:
       "1987 yılında eşim Cüneyt Torlek'ten ayrıldım. Annem, babam ve kızım ABD'de olduğundan oraya gidip gelirim. Boşandıktan sonra Demirel ile yakın ilişkimiz oldu. 5 yıl önce sahibi olduğum Ven Yayıncılık olarak Taksim'de bir büro kiralamıştım. Sonra yayıncılığı bıraktım, ancak kira düşük olduğundan büroyu boşlatmadım. Demirel, bir ay kadar önce burayı büro olarak kullanmak isteyince, boş olması nedeniyle izin verdim. Made Amerika isimli Ohio Toledo'da bulunan bankada ailemin, benim ve kızım için açtıkları hesabımız vardır. Benim buraya para yatırmış ve çekmişliğim yoktur. Demirel'in de kurduğu hayali şirketlere para aktardığı konusunda bir şey bilmiyorum. Annem ile 22. 7. 2000'de yaptığım telefon konuşması doğrudur. Ancak burada sözü edilen para transferinin Demirel'le ilgisi yoktur. Annem ve babam, 30 yıldır ABD'de doktordur. Sözü edilen para, benim ve kızım adına açılan hesaba yatırılmış paradır. Bildiğim kadarıyla 1 milyon 200 bin dolardır ve tamamen ABD'de yatırılmıştır."

Demirel'in kasası: Parayı İsviçre bankalarına yatırdım

       Demirel'in en yakın arkadaşı ve kasası olarak bilinen Gökalp Baştürk, ifadesinde kuşkulu para trafiğini şöyle anlattı:
       Off - shore şirketinin kurulmasından sonra yurtdışında bulunan Dina ve Yonni isimli şirketlere kredi açılması sırasında ben buralardan vekaletname aldım. Şirketin İsviçre'deki UBS banktaki hesaplarının detaylarını aldım ve bu detayları Off - shore Genel Müdürü Aykut Karabulut'a bildirdim. Karabulut, şirketlere verilen kredileri İsviçre'deki bankaya gönderdi. Para yatınca, Türkiye'de Sümerbank ve İktisaT Bankası'ndaki şirketler adına hesap açtırdım. Şirketler bu hesaplara paraları gönderdi.

Parayı adamlarına dağıttım:

       Egebank'a el konulmasından sonra İktisat Bankası'nda bulunan 10 milyon doları Demirel'in talimatı ile 5 milyon dolarını vekalet ile çekerek, 2 milyon doları şoförü Baki Özer'e, 2 milyon doları Ayhan Tatlıgil'e, 1 milyon 800 bin markı da Erdal Er'e verdim. Kalan para bloke edildi.

Demirel'in evine 2 milyon dolar

       Ayhan Tatlıgil, ifadesinde, Baştürk'ün açıklamalarını doğrulayarak, 2 milyon doları Murat Demirel'e verilmek üzere teslim aldığını açıkladı. Tatlıgil, daha sonra bu parayı Demirel'in evine bıraktığını bildirdi.

İkinci kaset savcıda

     Tehdit sözleri kasetten silindi
     TOLGA ŞARDAN Ankara
       Egebank soruşturmasını Emniyet Genel Müdürlüğü'yle yürüten Ankara DGM Başsavcılığı yeni bir kasete daha ulaştırken Başsavcı Nuh Mete Yüksel, önceki gün Ankara DGM Yedek Hakimliği'nce serbest bırakılan zanlıların tutuklanması için karara itiraz etti.
       Egebank'ın sahibi Murat Demirel'in geçen kasımda Marmaris'te banka şube müdürlerinin katıldığı toplantıya ait olan video kasette, Demirel'in hesap sahiplerinin paralarının "Off Shore" hesaplarına kaydırılması talimatlarını verdiği belirlendi. Demirel'in bu yönde yaptığı "baskıyı" ortaya çıkaracak sözlerin kasetten silindiği anlaşıldı.
       Yüksel'in bilgisine başvurduğu 8 banka şube müdürü, banka sahibi Demirel'in kendilerine açılacak hesapların "Off Shore" hesaplara kaydırılması konusunda kesin talimat verdiğini söylediği öğrenildi. Şube müdürleri, "Off Shore" hesaplarda artış sağlanmaması halinde Demirel'in görevlerine son vereceğini ve işten çıkartacaklarını söylediği kaydedildi. Banka müdürlerinin ifadeleri sırasında savcının elde ettiği toplantı kasedini doğruladıkları ve toplantıyla ilgili ayrıntılı bilgi verdikleri öğrenildi.

800 ayrı hesap

       Soruşturma sırasında yeminli murakıpların raporlarının yanı sıra gizli depolarda ele geçirilen özel evrakın tasnifi sonrasında off - shore sisteminde açılan 800 ayrı hesaptaki paranın dolandırıcılıkta kullanıldığı belirlendi. Hesap sahipleri tek tek belirlenirken toplam miktarın 80 milyon doları aştığı tespit edildi.

"Halkbank"lar karıştı

     ANKARA Milliyet
       Egebank'ın eski sahibi Yahya Murat Demirel'in, "Ortak banka kurma çalışmaları yürütüyorduk" dediği Halkbank'ın Türkiye değil Avusturya'daki Halkbank (Volksbank) olduğu belirtildi.
       Halkbank Genel Müdürü Yenal Ansen, Demirel'in ifadeleriyle ilgili soruları şöyle yanıtladı:
       "Kastedilen biz değiliz. Avusturya'daki Halkbankası yani Volksbank. Avusturya Volksbank, Avusturya'nın en büyük bankalarından biridir. Dünya Halkbankaları Birliği'nin de üyesidir. Egebank'ın Volksbank'a, merkezi Viyana'da ortak bir banka kurmayı teklif ettiğini duymuştuk. Bildiğim kadarıyla görüşmeler de yapıyorlardı. Sonra ne oldu, bilmiyorum. Ancak kesinlikle bizimle, Türkiye Halk Bankası ile ilgisi yok. Tamamen Avusturya ile ilgili bir girişimdir."

Yunanistan'dan skandal hareketYunan askerinin göçmenleri yasa dışı yollarla Türkiye tarafında bıraktığı görüntüler ortaya çıktı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber