Cezalar caydırıcı değil

Cezalar caydırıcı değil

Cezalar caydırıcı değil


       Avukat Cengiz Hortoğlu, "Ölümlü trafik kazası basit bir suç olarak görülüyor. Ölüme sebebiyet veren şoför, kırmızı ışıkta geçenden daha az ceza ödüyor" diye konuşuyor
MESLEK hayatında kendisini en fazla üzen davaların trafik davaları olduğunu belirten Avukat Cengiz Hortoğlu, "Ölüme sebebiyet veren şoför, kırmızı ışıkta geçenden daha az ceza ödüyor. Müvekkilime dava sonuçlarını söylemeye dilim varmıyor" dedi.
       Toplumda trafik kazalarının suç olduğu bilincinin oluşmamasından yakınan Hortoğlu şunları kaydetti:
       "Ölümlü trafik kazası basit bir suç olarak görülüyor. Davaların sonucunda yüzde 99'unda ceza paraya çevriliyor. Günlüğü 5 ya da 10 bin lira. Kırmızı ışıkta geçince 6 milyon 400 bin lira ödüyorsunuz. Ölüme sebebiyet verirseniz 900 - 1 milyon lira ödüyorsunuz. Bu durum, canı yanan insanların daha büyük acı yaşamasına neden oluyor."
       Ceza İnfaz Yasası'nın hızla değişmesi gerektiğini vurgulayan Hortoğlu, ölüme sebebiyet veren birisinin bundan zarar görmesi gerektiği görüşünü savundu. Hortoğlu, "Zarar görmeli ki bir daha bu suçu işlemesin. Hakim ne kadar ceza verirsem bu adam bir daha bu suçu işlemez diye düşünmeli. Yoksa 1.5 milyonu öder yine kaza yapar" diye konuştu.
       Trafik kazalarında verilen en az cezanın üç ay en fazla ise 10 yıl hapis olduğunu hatırlatan Hortoğlu, insan hayatına karşın bu cezaların az olduğunu kaydetti. Dünyada "eyleme ceza" sisteminin tartışıldığını dile getiren Hortoğlu şöyle devam etti:
       "Bugün Fransa'da olsun, Yunanistan'da olsun alkollü araç kullananın aracına el konuluyor. İsterse araç başkasının olsun yine elinden alınıyor. Çünkü alkollü araç kullanıyorsanız, aşırı süratle gidiyorsanız mutlaka bir kötü sonuç yapacağınız biliniyor. Yapmadan ben sana bu cezayı veriyorum deniyor. Yoksa ülkemizdeki gibi mahkeme sonucunda ikinci bir acıyı yaşamaya devam ederiz. Çocuğunu kaybeden bir anne mahkemenin sonucunu sorduğunda söylemedim. Bir sene hapis dedim. 'Cezaevinde mi' diye sorunca, 'Hayır 1.5 milyon lira para cezası ödedi' diyemiyorum."

     
ARAÇLARIN işgaline uğrayan büyük şehirlerde yayaların hakları da gasp ediliyor. Yolda yayaların geçişine imkan vermeyen araçlar, yol kenarları hatta kaldırımları da işgal ediyor. Yayaların isyanına neden olan bu gelişmeler kimi zaman kavga ile de sonuçlanabiliyor. Ancak, yayaların bazı hakları olduğunu sürücülerin unutmaması gerekiyor.
       İnsan Hakları Derneği'nin hazırladığı "Yaya Hakları Bildirgesi" örnek bir kılavuz niteliğinde. Bildirgede yayaların hakları şöyle sıralanıyor:
       * "Kaldırımlar yayalarındır: Bütün yerleşim merkezlerinde, yaygın yaya kaldırım ağının bulunması en temel yaya hakkıdır. Yerleşim alanlarında yaya kaldırımlarının yapılması zorunludur. Araçlar yaya kaldırımına park edemez. Kaldırımlar üzerindeki bütün fiziki ve toplumsal engeller, serbest yürüyüşü aksatmayacak biçimde düzenlenir. Yayaların egzos gazlarıyla zehirlenmemesi, gürültüyle rahatsız olmaması, üzerlerine çamur sıçratılmaması için önlemler alınır.
       * Kent merkezi yaya bölgelerinindir: Toplu taşım dışındaki araçlar, merkeze girmekten özenle kaçınır. Yaya bölgeleri, giderek bütün merkezi kapsayacak biçimde genişletilir. Yaya bölgeleri, her türlü motorlu araçtan kesinlikle arındırılır. Yayalar, bu bölgeleri, kentsel iletişim, kültürel etkinlik ve alış - veriş için özgür biçimde kullanırlar.
       * Yaya geçitlerinde üstünlük mutlak olarak yayalarındır: Yayaların gereksindiği kadar sık yaya geçidi sağlanır. Yaya geçitleri işaretlenir ve buraları, hiçbir biçimde, araçlar tarafından işgal edilemez. Yayalar için yeşil ışık süresi, gerekli yürüme süresine göre ayarlanır. Genel olarak yayalar üst ve alt geçitlere zorlanamaz.
       * Herkesin istediği yere yaya yollarından gitme hakkı vardır: Kentlerde motorlu trafik altyapısından tamamen ayrı, sadece yayalar için özel yollar yapılır. Her çocuğun, okula, yaya yolundan güvenlik içinde gitmesi sağlanır. Kent yönetimi, yaya yolunu hizmet ve tesislerle donatır. Yaya yoluna paralel bisiklet yolu yapılır. Yaya ve bisikletli ulaşım, kitle haberleşmesiyle ve özendiricilerle desteklenir.
       * Kent yaşamının gerçek sahibi yayalardır: Yayalık, insanlar arası etkileşimi artırıp kentsel kültüre katkıda bulunduğu için desteklenir ve özendirilir. Yayalar, yerel yönetimlerle birlikte yayalık haklarını savunabilecek, şikayetlerini iletecek bir örgütlenme geliştirilir. Trafikle ilgili kararlar ve polisler, yayaların haklarını da gözetir ve korurlar. Yaya altyapısının, gece gündüz bakımlı, temiz ve aydınlık tutulmasını, onarılmasını, bitki ve ağaçlarla görsel çekiciliğinin sağlanmasını, yayaların katkılarıyla yerel yönetimler yaparlar. Yayalar, kaldırımlar, yaya bölgeleri, yaya yolları, yaya geçitleriyle ilgili kararların alınmasına katılmak hakkına sahiptir."

     

Cezalar caydırıcı değil

"ADANA'ya 10 dakikalık yol kalmıştı. Rahatlamıştık ve dikkatimiz dağılmıştı. Emniyet kemerlerimiz bağlı değildi. Sert virajda arkadaşım direksiyona hakim olamadı. Bir saniyelik hatamızı çok ağır ödedik."
       Bu sözler, bundan tam dört yıl önce trafik kazasında arkadaşını yitiren, kendisi de felç olan Semra Çetinkaya'ya ait. Bir saniyelik dikkatsizlik yüzünden üç ay komada kalıp tekerlekli sandalyeye mahkum olan Çetinkaya, bundan sonra ne arkadaşını geri getirebilecek ne de hareket edemeyen bacaklarını.
       İş gezisi için 13 Nisan 1994'te İstanbul'dan Adana'ya giden Ayhan Emanetoğlu ve Semra Çetinkaya, yolculuk boyunca tehlikeli yollardan geçti, Toros Dağları'nı aştı. Arabayı Emanetoğlu kullanıyordu. Yolculuğun bitmesine kısa bir süre kala trafik polisi yollarını çevirdi. Ehliyet ve ruhsat soran polis, emniyet kemeri takmadıklarını Emanetoğlu ve Çetinkaya'yı uyardı. Emanetoğlu ise pantolon kemerini göstererek "Nasıl yok, benim kemerim var" diyerek şaka yaptı. Belki de bu onun son şakasıydı.
       Adana'ya 10 dakika kala tek şeritli bir yolda sert bir viraja geldiler. Emanetoğlu, direksiyona hakim olamadı ve araba 40 metrelik bir uçuruma yuvarlandı. Kaza Emanetoğlu'nun ölümüne, Çetinkaya'nın ise bacaklarını kaybetmesine neden oldu. Aradan dört yıl geçmesine rağmen kazayı dün gibi hatırlayan Çetinkaya şunları söylüyor:
       "Herkes emniyet kemerinin önemsiz olduğunu düşünür. Polisin ikazına rağmen kemer takmadık. Bu uyarıyı dikkate almış olsaydık bugün felç olmayacaktım. Arkadaşım ölmeyecekti. Belki küçük sıyrıklarla kazayı atlatacaktık. Çünkü kemer takmak o sıcakta bana çok angarya geliyordu. Bunu birçok insan da yapıyor. Sadece ceza kesilecek diye değil eğer insanlar biraz kendi hayatlarını düşünüyorlarsa bu kemeri takmaları gerekir. Yanlış bir hareketle hayatınız değişebiliyor veya yok olabiliyor."
       Kazadan önce sigorta acentesi olan Çetinkaya, tekerlekli sandalyeyle yaşamak zorunda olduğu için işini bırakmış. Trafik kazalarıyla ilgili eğitim seminerlerine katılan ve genç insanlara kazadan sonra yapılacak müdahaleleri anlatan Çetinkaya, "İnsanın ayakları çok önemli değil belki ama herkesin işine ben koşarken, bir bardak suya muhtaç oldum. Çünkü ben gideceğim yere ayağımla gidemiyorum, tekerlekli sandalyeyle gidebiliyorum" diye konuşuyor.

       Emanetoğlu ve Çetinkaya'nın kaza geçirdiği viraja "ölüm virajı" adı verildi. Onların geçirdiği kaza, son bir ayda yaşanan 30. kazaydı. Uçurumun hemen dibindeki Mersa Su Fabrikası'nın müdürü muhtemel kazalar için ambulans bekleterek virajdan uçuruma yuvarlanan kişileri hastaneye kaldırıyordu. Bu viraja giden yol, Çetinkaya'nın geçirdiği kazadan bir ay sonra trafiğe kapatıldı.

     
YURDUN çeşitli yerlerinde meydana gelen trafik kazalarında 20 kişi ölürken, 28 kişi yaralandı.
       * Niğde Hasköy'de, 13 yaşındaki Özgün Üven'in kullandığı traktör devrilmesi sonucu Erdem Zek (12) öldü, Üven ve Süleyman Uymaz yaralanarak Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.
       * Aksaray'dan Konya'nın Cihanbeyli ilçesine giden Hacı Aslan yönetimindeki otomobil, Gölyazı beldesi yakınlarında lastiğinin patlaması sonucu takla atarak şarampole yuvarlandı. Kazada, Hızır, Şerif ve Muzaffer Emzikli olay yerinde hayatını kaybederken, Hacı Aslan'la Habip, Ayten, Fatih, Ferdi ve Sıdıka Emzikli, Konya Numune Hastanesi'nde tedaviye alındı.
       * Şanlıurfa'dan Diyarbakır'a giden Mehmet Kuzu yönetimindeki otomobil, Akziyaret bucağı yakınlarında Bereket Alagöl'e (4) çarparak ölümüne neden oldu. Şoför Kuzu gözaltına alındı.
       * Eskişehir'in Ulu Önder Mahallesi'nde, direksiyon hakimiyetini kaybederek kaldırıma çıkan İsmail Gürkan Vural, arkadaşlarıyla oynayan Emre Çokerer'in (4) ölümüne yol açtı.
       Eskişehir'deki diğer kazada ise, Altay Yılmaz, İnönü - Kütahya karayolunun 23. kilometresinde kullandığı otomobilin direksiyon hakimiyetini kaybederek telefon direğine çarptı. Yılmaz ölürken, yanındaki Meral Benlioğlu hafif yaralandı.
       * İzmir'de, Engin Nantu ve Serhat Nantu'nun bindiği motosiklet, Hasan Alayont yönetimindeki otomobile arkadan çarptı. Alayont ve amcaoğulları olay yerinde öldü.
       * Hakkari'den Yüksekova ilçesindeki akrabalarının yanına giden Mürsel Akdoğan'ın kullandığı otomobil, Keremağa Köprüsü'nde karşıdan gelen Mehmet Sayın yönetimdeki taksiyle çarpıştı. Ali İhsan Durmazer (17) olay yerinde ölürken, üçü ağır beş kişi yaralandı.
       * Manisa'nın Aşağıçobanisa kasabası Merkez Camii İmamı Süleyman Yalçınkaya, ailesiyle birlikte Muradiye kasabasına giderken, Horozköy mevkiinde şerit ihlali nedeniyle karşıdan gelen Recep Demir yönetimindeki kamyonla çarpıştı. Yalçınkaya'yla (34) çocukları Şeyma (6), Şeyda (1) ve Talha Toptaç (2) olay yerinde öldü. Yaralanan Ayşe Yalçınkaya Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine, Abdullah ve Fatma Toptaç ise İzmir Tepecik SSK Hastanesine kaldırılırken, kamyon şoförü Recep Demir gözaltına alındı.
       * Diyarbakır Bismil'de, Batman'a giden Aydın Çimentosun yönetimindeki otomobil, tali yoldan çıkan Mahmut Koç yönetimindeki pikapla çarpıştı. Otomobildeki Süphan, Hanım, Şevket, Gülseren ve Güllü Çimentosun'la pikap sürücüsü Koç ve yanındaki Levent Yağar yaralandı. Aydın Çimentosun ise gözaltına alındı.
       * Bursa - Ankara karayolunun beşinci kilometresindeki Yuvam Düğün Salonu önünde meydana gelen kazada Eyten Türk (25) hayatını kaybetti.
       * Adana'da bir çocuğa çarpamak için direksiyon kıran otomobilin yolcu minibüsüyle çarpışması sonucu, otomobil sürücüsü Selahattin Arı (35), Murat Arı (8), Mehmet Arı (31) ve Fatma Arı ölürken, dört kişi yaralandı. Minibüsün şoförü Veysel Altıntop ise gözaltına alındı.
       * Bergama'da askeri aracın çarptığı Servi Küçükel (4) öldü, Safiye Vural yaralandı.

Hayvanlar "buzlu menüler"le serinliyorHava sıcaklıklarının yaz aylarında zaman zaman yüksek seyrettiği İzmir'deki Doğal Yaşam Parkı'nda farklı türdeki hayvanlar, kendilerine özel olarak hazırlanan "yaz menüsü" ile serinliyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber