Gerçek beklemez

"Mahkeme kararıyla saptanıncaya kadar kimse suçlu ilan edilemez" ilkesi, haberleri hukuki süreçlerin sonuna erteleyebilir mi? Gerçekçi yanıt, hayır!

Gerçek beklemez






Temel haklar, anayasaların karakterini belirleyen en önemli bölümleri oluştururlar. Onlar, "dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez" haklarımızdır. Anayasacılık hareketleri ve anayasaların, insanların temel hak ve özgürlüklerini yazılı metinlere dayandırma mücadelesiyle doğduğu bilinir.
"Haber alma hakkı"nı da içeren temel haklar, gazetecilikle bir başka noktada da önemli bir bağ kuruyor. 1982 Anayasası, her ne kadar "temel haklar"dan daha uzun bir "temel hakları sınırlama, kullanımını durdurma" listesi içerse de, 15. maddesinde, "... Suçluluğu mahkeme kararıyla saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz" der.
Haber yayını konusunda da önemli bir çerçeve çizen bu ilke, Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'nde, "Yargı kararı kesinleşmedikçe, bir sanık suçlu ilan edilmemelidir. Haberlerde ve yorumlarda suçluymuş gibi değerlendirmeler yapılmamalıdır" sözleriyle yer alıyor.
Doğan Medya Grubu Meslek İlkeleri'nin 8. maddesi de, bu ilkeye, "Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse 'suçlu' ilan edilemez" ifadesiyle yer veriyor.

"Sapık" ya masumsa?
Avukat Ahmet Yolcu, üç metinden aktardığım bu temel hakka ilişkin bir uygulamadan yakınıyor. "Gerek köşenizde, gerekse çeşitli platformlarda gazetenizin basın meslek ilkelerine riayet ettiğini dile getiriyorsunuz. Fakat bunun bazı haberlerde pek de gerçeği yansıtmadığını büyük bir teessürle görüyorum" diyor ve ekliyor:
"Medyamızın en sık düştüğü hatalardan biri olarak, 'hiç kimse, yargı kararıyla kesinleşmedikçe suçlu ilan edilemez' ilkesi maalesef ayaklar altına alınıyor. Örnek vermek gerekirse, 12 Şubat 2004 tarihli Milliyet'in 'Bu nasıl sapıklık' başlıklı haberinde, bir öğretmen, adıyla, resmiyle ve hatta kısmen özgeçmişiyle alenen teşhir edilmekte ve suçlu ilan edilmektedir. Halbuki olay yargı safhasında ve aksi ispatlanabilir nitelikte. Ya suçlanan kişi masumsa? Bir masumu suçlamak, on suçluyu cezasız bırakmaktan daha ağır bir suçtur."
Haberde, Denizli'nin bir köyündeki ilköğretim okulu öğretmeninin, "7, 10 ve 11 yaşlarındaki kız öğrencilerine zorla oral seks yaptırdığı iddiasıyla tutuklandığı" belirtiliyor. İnfiale kapılan velilerin durumu ile olayı kınayan Buldan Kaymakamı ve Denizli Valisi'nin idari soruşturma da başlatıldığı açıklamalarını içeren metinde, öğretmenin suçlamaları reddettiği bilgisi de yer alıyor. "Başlığı kesin hüküm ifade ettiği" için eleştirildiği anlaşılan haber; "suçlayan", "suçlanan", "soruşturan" tarafların görüşlerini yansıtan içeriğiyle eksiksiz görünüyor.

"Haber alma" da temel hak
Tutuklamaya neden olan suçlamanın da "iddia" olarak verildiği metinde sorun görünmese de, Ahmet Yolcu'nun altını çizdiği doğruya karşı çıkabilir misiniz?
Hayır!
Ancak, bu doğrunun, yine "temel haklar" arasında bulunan "haber alma hakkı" ve "haber verme görevi" karşısındaki varlığını nasıl korumalıyız?
Soru, "kimse, yargı kararıyla saptanıncaya kadar suçlu sayılamaz" ilkesini vurgularken görmezlikten gelinen bir sorundan kaynaklanıyor. Bu ihmal, aslında hayati önem taşıyan bu ilkenin yaldızlı raflara kaldırılarak uyutulmasına, hayattan kopmasına neden oluyor! Ancak hayat, hukuki boyutu olan konularda haber vermeyi "kesinleşmiş yargı kararı"na bağlamanın, sıcak gelişmeler konusunda neredeyse "haber vermemek" anlamına geldiği dersini önümüze koyuyor!
Peki, ne yapmalı?
Yanıt; "suçlu ilanı" niteliği taşımamasına özen gösterilen haberlerle aslında her gün önünüze konulan gazetede yineleniyor. Somut bulgular, resmi açıklamalar, belge niteliğindeki kayıtlar ve güçlü deliller, yıllarca sürecek bir yargılamanın unutturacağı olayları, bütün sıcaklığıyla önümüze seriyor.
Evet, kimse yargı kararıyla kesinleşmedikçe suçlu sayılamaz. Ancak "temel hak" mertebesine yükselmiş bu doğru; kamuoyu adına olayları sorgulayan gazetecilerin elini tutan bir "yanlış" haline gelemez.
Gazeteciliğin, elbette kimseyi kesin ifadelerle suçlu ilan etmeyen, ancak yargı sürecine de katkı olabilecek çalışmaları "art niyetli müdahale", "temel hak ihlali" olarak değerlendirilemez.
Üç kör kuruş için insanlara ev diye mezar yapanları, boşalttıkları bankalarla halkın sırtına katrilyonlarca lira yükleyip lüks içinde yaşayanları, yasaları yasadışı dünyalarının kalkanı yapmaya çalışanları ortaya çıkarmak gazetecinin de görevi.
Genç - yaşlı, kadın - erkek 92 insanın en temel hakkının, yaşamının çalındığı Zümrüt Apartmanı'nın kimler tarafından, nasıl ve hangi malzemeyle yapıldığını sorgulamak için yıllarca bekleyebilir misiniz?
Ve gerekçesi ne olursa olsun, gerçekleri erteleyebilir misiniz!

17 Kasım 2019 Magazin Bülteni17 Kasım 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber