Geri Dön

Gezelim, içelim, daha gezelim hey hey...

Gezelim, içelim, daha gezelim hey hey...

27 Aralık 1998
Perihan ÇAKIROĞLU

Kadınlar öyle içten dansediyorlardı ki... Ve etekleri onlarla birlikte öyle kıvrılıp dalgalanıyordu ki, insan bir an olsun gözünü kaçıramıyordu.
İspanyol ökçeli ayakkabılar, piste her değişinde çıkan o uyumlu ve etkileyici sesler, müzikle birleşiyor, yeniden yeniden insanı sarıyordu.
Flamenko gösterisi hem de en gerçeğinden karşımdaydı. Oynayanlar ise hakiki Roman'dı. İspanyol meyhanesinde yaşı hayli geçkindi dansedenlerin. Ama kendileri de ruhları da dipdiriydi.İspanya'nın en güzel şehirlerinden Barselona'da bir gece bu dans gösterisini izlerken, Ernest Hemingway'in "Çanlar Kimin İçin Çalıyor" romanına gidip geldim.
Barselona'nın ünlü tarihi mekanı Po Eblo Espanol'deki Carmen Restaurant'daydık. Gösteriyi izleyip çıktığımızda tadı damağımızda kalmıştı.
Fransızlar izin vermediği için şampanyaya İspanyollar kava diyor. Bu gösteriyle içtiğim kava, beni pistin ortasına kadar götürebilirdi.
Barselona'da yapacak daha çok şey vardı. Keşif için hazırdık.

10 yıl önce 10 yıl sonra
10 - 15 yıl önce İspanya, Türkiye ile aynı kategoride bir ülkeydi. Oysa, son yıllarda yaptığı atılımlarla bizi geçmeyi bir kenara bırakın, dünyanın devleri arasına girmeye hazırlanıyor.
İspanya'nın yarışta bu kadar öne çıkmasında kuşkusuz, 1986 yılında Avrupa Birliği'ne girmesi büyük rol oynadı. İspanyol şirketleri, bugün dünyanın her tarafında yatırıma gidiyor.
İspanya'ya yolum ilk kez düştü. Tarihle günümüz yaşamının tam bir uyumla iç içe olduğu Barselona Havaalanı'na gece indiğimizde hafifçe üşüdük. Gümrükten ve pasaport kontrolünden geçerken öteki Avrupa ülkelerinde olduğu gibi müstehzi süzmelerle karşılaşmadık. Rahat bir kabul gördük.
Kentin merkezindeki Majestik Otel'e yerleşip, yorgunluktan erkenden uykuya daldık. Ertesi gün yoğun bir gezi programı bizi bekliyordu. Sabah otobüsümüzle yola çıktığımızda aralık güneşinin tüm gayretine rağmen üşüdük.

Tarihle kucak kucağa
Barselona'nın tarihi, M.Ö. 1. yüzyıla kadar dayanıyor. Romalıların kurucusu olduğu kent, bugün Avrupa'nın merkez şehirlerinden birisi durumunda. 1992 olimpiyatlarının ardından ise tam bir dünya kenti konumuna gelmiş.Madrid'den sonra İspanya'nın ikinci büyük şehri olan Barselona'nın banliyöleriyle birlikte nüfusu yaklaşık 3 milyon civarında. Şayet, sadece kentin nüfusunu merak ediyorsanız, Barselona'nın merkezi sayılan Liman Montjuic ve Tibadro tepeleri arasında 1.5 milyon insan yaşıyor. İspanya'nın en zengin ve kalkınmış bölgesi olan Katalonya'nın (Catalunya) başşehri olan Barselona, 25 kilometrelik limanıyla Akdeniz'in ticari açıdan en gözde kentlerinden biri durumunda. Kentte resmi dil İspanyolca ama insanlar, yerel dilleri olan Katalanca ile anlaşıyor.
Tarihle kucak kucağa yaşamanın tadını çıkarmayı sevenler için ideal bir yer Barselona. Tarih derken, buna kültür ve sanatı da eklemeliyim. Adım attığınız her yerde müzeler, sergiler ve Ortaçağ'dan kalan binalar sizi sarıveriyor. Sadece bu mu? Alışverişi sevenler için ünlü markaları satan mağazaların sadece vitrinlerine bakmak bile içeriye adım atmaya ikna olmak için yeterli neden... Ya meydanlar... Ah onları hiç sormayın. En kıskandığım bu oldu. Şehir planlaması olarak en ideal yerleşim birimlerinden biri olarak gösterilen Barselona'nın meydanları, neden İstanbul'da da yok diye hayıflanıp durdum.
Ünlü Ramblas Caddesi gerçekten başlı başına bir olay... Olay diyorum, çünkü caddede yok yok.

Bu kilise zor biter
Rehberimiz Mehmet öğrenciyken geldiği İspanya'da bir İspanyol kıza aşık olunca buraya yerleşen bir Türk. Bizi gezdirirken en çok kullandığı isimlerden birisi neydi biliyor musunuz? Gaudi... Evet, Antoni Gaudi'ydi bu.. Barselona'yı inanılmaz ve olağanüstü mimari anlayışı ile bezeyen Gaudi, kente de imzasını atmış. Yüzyıllar boyu bitmeyen, bu nedenle de adı "Bitmeyen Kilise" olarak anılan, Avrupa'nın yedi harikasından biri olarak kabul edilen La Sagrada Familia Kilisesi, Barselona'nın sembolü.
Gezerken bize eşlik eden İspanyol rehberimiz, "Neo - modern gotik" dedi. Ama kilisede her tarz var. Katalanlar kilisenin bitirilmesi konusunda da çekimserler doğrusu.
Şehir turları sırasında olimpiyat köylerini ve stadlarını gezerken pek etkilenmedim. Ama müzeler beni kendimden geçirdi. Miro, Picasso ve tabii ki Salvador Dali... Hepsi Barselona'da ve hala yaşıyorlar. Çılgınlıklarıyla, uçsuz bucaksız hayal güçleriyle onların ruhunu hissettim sanki.
Dali'nin ev ve müzesindeki eserleri incelerken onun dünyayı nasıl avcunun içine aldığını gördüm. Karısı Gala'yı çizdiği cömert tablolarında resim için her şeyini feda edebileceğini yakaladım.

Aklınızda bulunsun...
* İspanya'ya birçok tur organizasyonu gezi düzenliyor. Özellikle Barselona, bu turcuların gözdesi. Şu sıralar, her şey dahil 495 dolara birkaç günlüğüne Barselona'yı görmek mümkün.
* İspanya'nın para birimi olan pesetayı Türkiye'de almak daha doğru. Bir dolara karşılık 135 - 140 peseta alınabiliyor. Madeni para kullanımı oldukça yaygın olduğundan bozdurun bozdurun harcayın. Bozdurmak için havaalanları ve bankalar daha karlı. Çünkü, döviz bürolarında kurlar daha düşük.
* Barselona'da ulaşım oldukça kolay. Şehri, baştan başa saran metro ağıyla her yere gidilebiliyor. Metro biletinin ücreti ise 130 peseta. Tüm taksiler, taksimetreli olup Türkiye'den farklı olarak zamana göre çalışıyor.
* Büyük alışveriş merkezlerinde 15 bin pesetanın üzerinde yapılacak her alışverişte ülke çıkışında vergi iadesi alabilirsiniz. Bu uygulamadan yararlanabilmek için alışverişinizin faturasını pasaportunuzla beraber mağaza içinde bulunan "Detax" servisine onaylatmanız gerekiyor.


13 Aralık 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber